|
|
Hizbulvahşet
HİZBULLAHÇILAR'I İslam tarihindeki "Hariciler"e benzeten ilk yazıyı bu sütunda ben yazdım. Diyanet de aynı benzetmeyi yaptı.
Hariciler Hz. Ali'yi "kafir" diye hançerle şehid eden, bu terör eylemini icra ederken "hakimiyet Allah'ındır" anlamında "la hükme illa l'illah" diye slogan atan barbarlardır.
Muaviye'ye de suikast düzenlemişler ama, özel muhafızlarla korunan Muaviye yaralanarak kurtulmuştu.
1988 yılında yayınlanan "Haricilik ve Şia, İslam'da Devrimciliğin Sosyolojik Kaynakları" adlı kitabımda, o zamanki İslami Cihat, El Hicret gibi örgütleri "Yeni Hariciler" olarak nitelemiştim. (sf. 240, 254)
Bugün o kitabımdan alıntılar yapacağım.
* * *
SAHABEDEN (Peygaberimizin arkadaşlarından) Abdullah İbn Habbab, hamile eşini merkebe bindirmiş, kendisi yaya, Basra civarındaki Nehrevan köprüsüne doğru yürümektedir. Hariciler yolunu kesip sorarlar:
- Ali'nin hakeme müracaat etmesini nasıl buluyorsun?
Haricilere göre, Hz. Ali, Muaviye ile ihtilafı kansız çözmek için hakeme gitmeyi kabul etmekle dinden çıkmıştı! Çünkü hakemin "hakimiyetini" kabul etmişti, halbuki "hakimiyet Allah'ındır!"
Abdullah, Harici barbarlar karşısında dosdoğru konuşur:
- Ali, Allah'ı sizden daha iyi bilir, günahlardan sizden daha çok sakınır!
Abudullah'ın Ali yanlısı olduğunu anlayan Haricilerin "eylemi"ni, büyük alim Cevdet Paşa'dan izleyelim:
"Hariciler, kolları arkadan bağlı Abdullah'ın üzerine atıldılar, koyun boğazlar gibi boğazlayarak başını kestiler... Yine kolları bağlı hamile karısının feryadlarına bakmadılar, merhamete gelmediler, karnını yararak öldürdüler..." (Sf. 15 - 17)
* * *
HZ. ALİ'NİN bir cinayet sloganı haline getirilen "hükm, Allah'ındır" şeklindeki ayet konusunda Haricilere verdiği uzun cevap çok önemlidir:
- Siz hak bir sözle batılı kastediyorsunuz. Evet hükm Allah'ındır ama siz bunu emirlik (devlet) Allah'ındır şeklinde anlıyorsunuz. Halbuki mümin olsun, günahkar olsun, inançsız olsun insanlar için emir (devlet) gerekir...." (Sf. 62)
Zaten İslam tarihinde şeriatın dışında çok geniş bir örfi hukuk gelişmiştir ve Osmanlı'daki hukuki modernleşme bu geleneğe dayanmıştır.
Peki, Hariciler niye bunu anlayamıyorlardı?! Konu, "bilgi"den ziyade, kabile kültürüyle ve psikolojisiyle ilgilidir.
Saygın Doğubilimci Montgomery Watt, çok büyük çoğunluğu bedevi (çöl göçebesi) olan ve kent kültürüne şiddetle psikolojik tepki duyan Hariciler için "Bunlar, bedevinin kabilesine atfettiği bütün ilkel değerleri İslam cemaatine verdiler" diyor.
Dolayısıyla kendilerinden olmayan herkese karşı evrensel kabile töresi olan "kan davası" psikozuyla vahşet uyguladılar. (Sf. 139 vd.)
* * *
HZ. ALİ gibi, Ömer gibi büyüklerin ve sonraki kurumlaşmış imparatorlukların temsil ettiği İslam kent medeniyetinde Hariciler türü akımlar görülmez.
Hizbullah'ın Haricilere benzeyen vahşeti de etnik husumet ve feodal "kan" kült'üyle birlikte İran ve Lübnan kaynaklı "Devrimci İslam" öfkesinden gelmektedir.
Kuzey İrlan'da da etnik çatışma Protestan - Katolik diye dışa vurmuyor mu?
Terör kesinlikle ezilmelidir. Ama Hizbullah vahşetinden panikleyerek veya irtica paranoyasına kapılarak, bütün dini cemaat ve duyarlıkları suçlama tavrından sakınmak, ılımlıyla aşırıyı ayırt edecek analitik akla ve bilgiye sahip olmak gerekir.
Haricilerle vahşiçe öldürdükleri Abdullah'ı nasıl aynı kefeye koyamazsak, Hizbullahçılarla, onların yüzüne karşı, ölüm evinde "yanlış yoldasınız" diye haykırabilen Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım'ı da aynı kefeye koyamayız.
Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr
|
|