|
|
"28 Şubat" Erbakan ve Hizbullah
GEÇEN cuma günü "28 Şubat kararlarının haklılığı ve meşruluğu Başbakan Erbakan'ın imzasıyla gerçekleşmiştir" dedik diye karşı çıkanlar oldu. Onlara göre "Erbakan'ın yapacağı bir şey yoktu, askerlerin isteğine uymak zorundaydı..."
Acaba?
Oysa Sayın Erbakan o günlerde öyle demiyordu, yani "Askerlerin irticaya karşı alınmasını istedikleri tedbirleri hemen uygulamaya koymaya niyeti yoktu", şöyle diyordu:
"Ne münasebet, kararlar Bakanlar Kurulu'na gelecek orada görüşeceğiz. Eğer Bakanlar Kurulu MGK kararlarının uygulanmasına karar verirse ve bunun için kanuni düzenlemeler yapılması gerekirse düzenlemeler Meclis'ten geçirilecek. Kararları Meclis'e götürmeyi düşünmüyoruz."
Demek MGK'nın askeri kanadı, Erbakan'a kararları zorla kabul ettirmemişler, kendisi söylüyor:
"Anayasa, kanunlar her şey açıktır. Türkiye'de istişari mahiyette bir Milli Güvenlik Kurulu Anayasa'da çok açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu kurulda her şey enine boyuna konuşulur, tartışılır, kararlar alınır. Ancak bu kararlar tavsiye niteliğindedir. Emir telakki etmez. Hükümet tamamen serbest iradesi ile o konularda istişari mahiyetteki kararlardan yararlanır. Şimdi sistem budur. Türkiye'de her şey bu sistem içinde cereyan etmektedir."
Demek "28 Şubat" süreci sisteme uygun olarak başlamış, her şey sisteme uygun cereyan etmiş...
Erbakan öyle diyor!
O halde niye istifa etmiş, niye Tansu Çiller'i başbakan yapmak için Çankaya Köşkü'ne çıkıp istifayı verince, başından aşağı bir kazan kaynar su dökülmüş?
Gün gelir, onu da anlatır herhalde.
* * *
FAZİLET Partisi Genel Başkanı ortalığı birbirine katan son konuşmasında "Madem Hizbullah diye bir örgüt vardı, niye söylemediler?" diye soruyordu...
Sanki Hizbullah birden bire çıkmıştı, onların hiç haberi yoktu...
Oysa Erbakan, "28 Şubat"tan sonra yaptığı açıklamada bakın neler diyordu:
"Türkiye'de bildiğimiz gibi solda birtakım aşırı unsurlar vardır. Yıllardan beri üniversitelerde huzursuzluk çıkarmaktadırlar. Peki biz dindarız, biz Müslümanız iddiasında bulunan insanlar içerisinde huzursuzluk çıkaranlar yok mu? Bugün devletin bütün resmi kayıtlarına göre bunlar da vardır. Kimdir bunlar? Bize getirilen raporlarda İBDA - C, Hizbullah, Cemalettin Kaplan vs. gibi birkaç tane isim zikrediliyor. Ama bunlar bir avuç insan belki. İBDA - C'li dedikleri 50, 60 kişiyi geçmez. 70 milyonluk Türkiye'de 50 - 60 kişilik bir insan grubu şöyle veya böyle düşünüyor olabilir. Bunları eğitmemiz lazım."
* * *
DEMEK devletin Erbakan'a da verdiği raporda bunların hepsi var. Erbakan o tarihte bunları biliyor ve küçümsüyor, Erbakan'ın bakanı olan Kutan'ın ise dünyadan haberi yok!
Yazıya noktayı koymadan önce Erbakan'ın Hizbullah, İBDA - C gibi örgütlere ne kadar küçümseyerek baktığına dikkatinizi çekeriz.
Tıpkı PKK'nın Eruh baskınını, Özal'ın "üç - beş çapulcu!" diye baktığı gibi...
DİP NOT: Hakkı Devrim "Bugün gazetelerde köşe yazarı yok. Ceketinizi ilikleyip hiçbir köşe yazarının kapısını çalmazsınız" demiş. (Milliyet - 30 Ocak 2000 - Gazete Pazar)
İnsaf Hakkı Devrim!
Sen her sabah boy aynasının karşısında ne yapıyorsun?!
Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr
|
|