|
|
Gercek bir oyku
Karsimdaki koltuga bakiyorum. Icim dosemenin rengi gibi. Kizila calan bir bordo, ofkeliyim. Sari haleler, isyankar patlamalarim. Dusunuyorum. "Basaramadim! Bu kez yuz guldurup, gonderemedim." Kesinlikle savunma degil, fakat basaramayan ben degilim, biz basaramadik. Su anda ister devlete ait koltuklarda, isterse para verip satin aldiklari koltuklarda oturanlar olsun, herkes basarisiz. Yooo, yanlis anlamayin lutfen. Suclayip, yargilamiyorum, anlatacaklarimi bir okuyun hele.
Kirkli yaslarda bir kadin canlandirin gozunuzun onunde. Saci, gevsekce bir esarpla ortulmus. Yuzu yasli, yorgun. Havanin sogugundan, yazlik burnu acik pabuclarinin icine giydigi kalin coraplarla korunmaya calisiyor. Ici korkuyla dolu. Konusurken agliyor. Alkolik olan ilk esi olunce uc cocukla ortada kalan Durdane Hanim, (gercek ismini soylemedigine emin oldugum icin, kendini tanitirken kullandigi ismi vermekte sakinca gormuyorum) akraba evlerinde "siginti" olarak yasamaktansa, isteyen ilk erkekle evlenmeyi dogru bulmus. Uc kiz cocugu, yeni esin oglu ve kari kocanin birliktelikleri, issizlik sorunuyla karsi karsiya kalinca, dayakli gunlere donusmus. Bakkala yazilan borc, komsulardan istenen bir kap pirincle ancak acliklarini bastirabilmisler. Dahasi var. Bir gece kahvedeki kocasini beklemeden uyumus Durdane Hanim. Sesler duyup gozlerini actigindaysa, aglayan buyuk kizinin yataginda gormus kocasini.
Aci tarafi, nasil davranacagini bilemediginden uyuyor numarasi yapmis. Bir sure sonra gelmis kocasi yataga. Durdane Hanim da kalkip kizinin yanina gitmis yeni uyanmiscasina. Kizi agliyormus. Sormus Durdane Hanim, "Karnin mi agriyor?" Cevap vermis kizi. "Evet". Utude isitilmis havlular konmus yavrucagin karnina. Herkes ustune dusen rolu, profesyonel oyunculara tas cikartircasina oynadigindan, olagan akisinda devam etmis gun ve gece.
Cocugunun karsisinda akitamadigi goz yaslarini, kocasina gosteremedigi isyani koltugumda gosteren Durdane Hanim bagirarak agliyordu:
"Param yok, meslegim yok, kimim kimsem yok. Allah rizasi icin yol gosterin bana. Ne yapayim ben?"
Ne yapsindi bu kadincagiz? Sayisi zaten cok az olan bir iki kadin siginma evine siginabilir miydi? Ya sonra? Kucuk kizin ruhsal yarasi nasil tedavi edilecekti? Ya karda kiyamette acikta kalmasinlar diye diger iki kucuk kizi korumaya calisan Durdane Hanim, buyuk kizini koruyamamanin utanciyla nasil yasayacakti?
Urettigim cozumleri bos verin. Yazinin basindaki satirlardan da anlasilacagi gibi, yetersiz, sorunun kaynagini kurutmaktan aciz cozumler, cunku cozum sosyal devlet anlayisina bagli, bana ya da Durdane Hanim'a degil.
Biliyorum Durdane Hanim'i bir daha goremeyecegim. Biliyorum, o zavalli kucuk kiz yasadigi olayi annesine bile anlatamamanin ezikligi ve sucluluguyla yasayacak ve bu ulkede daha cok Durdane Hanim ile kizlari var.
Hanimlar, beyler, koltuklarimizda kimildamaliyiz artik. Hatta biraz hizlica lutfen. Sosyal hizmetleri yayginlastiramamis, sosyal gereklilikleri karsilayamamis bir yonetim anlayisindan, koltuklara yerlestirdigimiz bedenlerimizden farkli bir gercek var karsimizda.
Cozum yok mu? Var. Demokratik, bilincli, anlamli ve tanimli, organize olmus, "insani, insanca yasatmayi hedefleyen" cozumler. Haydi oyleyse, hep birlikte.
|
|