|
|
Acı ya da tatlı
Atlas Dergisi fotomuhabiri İskender arkadaşımızın unutulamayacak ölümü haber kanallarında. Cumartesi günü toprağa verildi. Star'da geniş kullanmış. Fonda acılı bir müzik eşliğinde feryatlar, gözyaşları, olabildiğince yüksek frekansta bizlere ulaştırıldı. Sevgilisinin onun için yazdığı satırlar da ekranda döküldü. Seyrederken bütün bu karşı çıkışlarımıza, yani abartılı verilme. Boğazımız düğümlendi. Ve ardından biliyor musunuz hangi haberin görüntüsü geldi? "Selülitlerden kurtulmanın yolları"... Bir kadın uzanmış, güzellik uzmanımız da yoğuruyor. Bu ilk defa olmuyor. Bizim özel TV haber sorumluları hangi haberden, hangi habere geçiş yapılacağı kararını bir türlü beceremiyorlar. Sanırım montaj masasında oturmak ile ekranın karşısında oturmak farklı oluyor. Ama yine de bu kadar yoğunluk taşıyan bir haberin ardından, bu kadar yumuşak bir habere geçmenin doğru olduğu kanısında değilim. Bir tarafta acıyı bütün ayrıntılarıyla vereceksin, sonra da bizi selülitlerden kurtaracaksın.
TV yöneticilerine bir önerim var. Bundan böyle 13 bölümlük diziler çekmesinler. Her bölümü sonra beş defa tekrarlıyorlar. Onlar da bu töhmetin altında kalmazlar, biz de sazana gelmeyiz. Yapılacak iş basit. Dizi çektirmeyin, haftalık bağımsız skeçler yaptırın. Aynı oyuncu kadrosu olsun. Başı - sonu belli olsun. Ne oluyor, mesela adam dizide denize girerken bölüm bitiyor. Haftaya aynı adamı karlar üstünde yuvarlanırken görebilirsiniz. Aslında atv TV filmi ile bu işe bir çeşit çözüm buldu. Hiç olmazsa, başı - sonu belli. 10 defa yayınla. Şimdi TV'ler paramız bitti diyerek, yeni bölümler çektiremiyorlar ya da ara veriyorlar. O aralarda da eski bölümleri sıra gözetmeksizin, kafalarına göre yayımlıyorlar. Bu daha mı iyi?
"Araştırmacı - gazeteci"... Uğur Dündar şimdi ikinci bir ünvanı ekledi. Fenerbahçe Başkanvekili. Star'da ikisini yan yana yazmışlardı. Bence "Gazeteci - FB Başkanvekili" demek daha doğru olur.
TRT'nin cumartesi gecesi loto eğlencesinde dans eden postmodern köylü kızları bu kez Ayna grubunun aarkasında bazı hareketler yapıyordu. İllaki orada bulunacaklar. Aslında ben haksızlık ediyorum. Kabahat onların değil, onları oraya koyanlarda. Fonda mutlaka sallanan birileri mi olmalı?
|
|
|