|
|
Parti ve turşu
Maç sonrası maç öncesidir... Savaş sonrası savaş öncesi... Kaç gündür yazdığım üzere bu kural Balkanlar'da bir kez daha doğrulanıyor ve Sırbistan'ın suyu bir kere daha ısınıyor. Osmanlılarda bir mülki birim olan "Paşalık" kelimesi Sırpça'da hala kullanılır. Şimdi deniliyor ki Kosova'dan sonra Karadağ, Voyvodina ve Güney Sırbistan da koparılınca Miloşeviç "Belgrad Paşalığı"nda keyif sürer artık... Sırpların hiç değilse mizahlarını kaybetmemeleri iyi. Zira buna çok ihtiyaçları olacak.
Peki, ya bizim?
Bilmem ki aranızda Nimet Arzık adını hala hatırlayanlar var mı? Kocası Şerif Arzık, Adnan Menderes'in azılı dalkavuklarındandı. Fakat Nimet Hanım daha ziyade kültür ve sanat konularına eğilen renkli bir imzaydı. Birçok Türkçe eserinin yanısıra Fransızca olarak kaleme aldığı on kadar eserden aşağı yukarı yarısı, "Gallimard" ve "Hachette" gibi namlı yayınevlerince basılmışdır. Ben ilginç bulmuşumdur. "Bizde kadınla erkek birbirini tamamlamaz, azaltır." gibi cümleleri yıllardır ezberimde kalmışdır. İşte bu Nimet Arzık'ın bir kitabı da "Çetin Altan'dan Demirel'e Eş Kişiler Zinciri" başlığını taşır. Bu kitab kelami portrelerden oluşur. Balada mezkur şahseynden mada Yaşar Kemal, Metin Toker, İlhami Soysal, Cüneyt Gökçer gibi tanınmış kimseler de tasvir edilmişdir orada... Basım tarihi 1969... "Çetin Altan" Bölümü'nden bir pasaj hoşuma gider: 1950'lerde Ankara'nın yazar - çizer takımı akşamları o efsanevi "Karpiç"in barında taburelere tüneyip lak - lak edermiş. Gecenin bir vakti Ahmed Muhib Dranas lafı patlatmış: "Bir parti kuracağım!"
Nimet Arzık diyor ki "İnsan o saatden sonra parti de kurar imparatorluk da..."
Ama Çetin Altan'a da maytap gerek ya, iğnelemiş: "Sen değil parti turşu bile kuramazsın!"... Bunun üzerine "Yeşil pencerenden bir gül at bana!" Şairi onu masalar arasında düşe kalka kovalamış. Lokanta'nın altı üstüne gelmiş.
Bana kalırsa turşu kurmak ciddi bir işdir. Yetenek ve sebat ister. Parti kurmaksa nisbeten kolaydır. Üç kişi bir dilekçe yazıp valiye sununca parti kurulmuş sayılır. Tabii bir de program eklemek gerek ama o da atla deve değil: "...devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğü...bu mübarek topraklar...şehid kanları" filan diye iki daktilo sayfası doldurdunuz mu tamam. Ama tabii "Partimiz, iktidara gelir gelmez gidenlerin bırakdığı yerden halkı soyup soğana çevirmeğe devam edecekdir." gibilerden laflar ederseniz izin verilmez. Zira bizim memleketde bazı gerçeklerin açıkça söylenmesi hoş karşılanmaz.
Öte yandan kurmak kolaysa da yaşatmak zordur şu parti denilen mereti!!! Birinci Meşrutiyet'den bu yana, yani artı - eksi 125 yıldır iki yüzü mütecaviz parti kurulmuşdur Türkiye'de. Ama okumuş birine bile sorsanız on tanesini zor sayar. Buna rağmen ben Türkiye'de mutlaka yeni partiler ama bu ada gerçekden layık partiler kurulmasından yanayım. Yani yelpazenin solunda ve sağında yer alan ve "tutarlı" bir fikriyatı temsil eden partiler...
Devam edeceğim... Vaad mi tehdid mi belli değil...
Yazara E-Posta: yatsiz@milliyet.com.tr
|
|