|
|
DPT'nin Siyasi Kriterler Raporu
Koalisyon hükümetinin, Türkiye'nin AB'ye adaylık statüsünü kazanmasından sonra, demokrasi ve insan hakları açısından Güneydoğu'ya yönelik olarak nasıl bir tutum izleyeceği hususunda ortak bir görüşe sahip olmadığı her tutumundan belli oluyor.
Türkiye'nin bu öncelikli sorunu hakkında bir görüş oluşturulmuş olsaydı, hükümetin AB çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirme hususundaki "kararlılığına" gölge düşürecek nitelikte hatalara yol açılmaz, örneğin, HADEP'li belediye başkanları önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakılmazlardı.
Devlet yönetiminde çapaçulluktan hiç kurtulamıyoruz. Yabancı "dostlarımız" da bu halimize bakıp kıs kıs gülüyorlar. Nitekim, Başbakan Ecevit, önce coşkuyla Türkiye'nin AB'ye 2004'te üye olacağından söz etti. Arkadan, Dışişleri Bakanı Cem, "Tam üyelik 15 yıl alır" deyince kafalar karıştı.
Kürtçe TV konusunda da devletin zirvesinde ortak bir yaklaşım yok... Cem'in, "Bu bir zarurettir, Kürtçe TV'ye izin verilmeli" yolundaki isabetli beyanı AB çevreleri tarafından demokratikleşme yolunda atılacak sembolik fakat anlamlı bir hareket olarak görüldü. Ancak, Ecevit, Cem'in bu açıklamasını onaylamadı. Aradan çok geçmeden Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Asparuk, "Kürtçe TV olmaz, bu ulusal mozaiği bozar" yolunda bir demeç verdi.
Oysa, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayabilmesi için Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesi zorunlu. Yani, "demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarını sağlamış olması" gerekiyor.
Türkiye'nin bu koşulları yerine getirmesi için alması gereken önlemler, Devlet Planlama Teşkilatı'nın, 8. Beş Yıllı Kalkınma Planı Türkiye - Avrupa Birliği İlişkileri Özel İhtisas Komisyonu tarafından hazırlanmış olan 28 Şubat 2000 tarihli Siyasi Kriterler Raporu'nda yer alıyor.
Rapor, Türkiye'nin siyasi kriterleri yerine getirebilmesi için mevzuatında çok kapsamlı değişikliklere başvurması gerektiğini ve bazı egemenlik haklarını AB'ye devretmek zorunda kalacağını ortaya koyuyor.
Raporun önemli bir eksiği, AB'nin azınlık hukuku alanındaki uygulaması ışığında Türkiye'den beklentisinin ne olacağı hususunda net bir yaklaşım içermemesi.
Alınacak önlemler
DPT raporunda yaklaşık dokuz sayfalık yer tutan değişiklik ve önerilerin aşağıda özetleyeceğimiz bir bölümü dahi, Türkiye'nin yapması gereken çalışmanın boyutu hakkında bir fikir verebilir:
Anayasal önlemler:
* 13 ve 14. maddelerdeki temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının liberal bir yaklaşımla kaleme alınması; 26, 27 ve 28. maddelerin düşünce ve anlatım özgürlüğü sınırlarının genişletilmesi amacıyla yeniden düzenlenmesi; 83 ve 100. maddelerde dokunulmazlığın sınırlandırılmasını öngören değişiklik yapılması; sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne dava açılamayacağını öngören 148. maddenin değiştirilmesi; DGM'lere ilişkin 143. maddenin yürürlükten kaldırılması ve 142. maddede uzmanlık mahkemelerinin görev ve yetkilerinin yasayla düzenleneceği hükmüne yer verilmesi.
* Anayasa'nın egemenlik ve egemenliğin yetkili organlarca kullanılması ile ilgili hükümlerinin AB'ye tam üyeliğin gerektireceği değişiklikler çerçevesinde gözden geçirilmesi.
* Siyasi partiler rejiminin demokratikleştirilmesi ve bu konudaki detaylı düzenlemelere son verilerek genel ilkelerle yetinilmesi; ayrıntıların da yasalarla düzenlenmesi.
* MGK'ya ilişkin 118. maddenin, bu kurulun bir danışma organı olarak Bakanlar Kurulu'na tavsiyelerde bulunabileceğini belirtecek şekilde değiştirilmesi ve kuruldaki sivil üye sayısının artırılması.
* 12 Eylül 1980 ile 6 Aralık 1983 arasında kabul edilen yasalar, KHK'lar ve kararların Anayasa'ya aykırı olup olmadıklarına denetleme yolunun açılabilmesi amacıyla Anayasa'nın geçici 15. maddesinin 3. fıkrasının yürürlükten kaldırılması.
Yasal önlemler:
* Düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olan ve uygulamada idarenin esnek davranmasına imkan tanımayan tüm mevzuat hükümlerinin yeniden düzenlenmesi.
* Yasalarda, kişi dokunulmazlığını, özgürlüğünü ve güvenliğini teminat altına alacak düzenlemelerin yapılması.
* Şiddet ile suçu ve terörü teşvik etmemiş, aleni hakaret içermemiş, üniter devlet yapısını bozmaya kastetmemiş yazı veya yayınlarından dolayı gazeteci ve yazarların mahkum edilmelerini engelleyecek değişikliklerin TCK'da yapılması, halen hapiste bulunan ve söz konusu türden suçlar işlememiş gazeteci ve yazarlar için bir genel af çıkartılması.
* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararları ışığında, iade - i muhakeme ve tashih - i karar yollarının işletilmesini engelleyen hükümlerin kaldırılması dahil ilgili yasalarımızda gerekli değişikliklerin yapılması.
* İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek Ölüm Cezanının Kaldırılmasına Dair 6 nolu Protokol'ün imzalanması.
Ecevit hükümetinin, önümüzdeki iki - üç yıl içinde AB ile tam üyelik müzakerelerine oturmak hususunda ciddi bir niyeti varsa, atılması gereken bu adımları bir takvime bağlayarak hummalı bir çalışmayı başlatması ve bunu etkin bir siyasi iradeyle izlemesi gerekiyor.
Yazara E-Posta: selekdag@milliyet.com.tr
|
|