6 Mart 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
SSK'da özerklik çatışması

Atilla ÖZSEVER

       Çalışma Bakanlığı'nın tasarısında SSK Yönetim Kurulu'nda yine hükümet ağırlıklı, Türk - İş'in taslağında ise özerk, siyasi müdahaleden uzak bir yapı var

       SSK'nın yeniden yapılandırılması konusu, Çalışma Bakanlığı ile Türk - İş'i karşı karşıya getirdi. Çalışma Bakanlığı'nın tasarısında SSK Yönetim Kurulu'nda yine hükümet ağırlıklı iken Türk - İş'in taslağında özerk, sosyal tarafların ağırlıklı olduğu, siyasi müdahalelerden uzak bir yapı söz konusu.
       Bakanlık tasarısında 7 kişilik SSK Yönetim Kurulu'nda 4 hükümet temsilcisi bulunuyor, Yönetim Kurulu Başkanı'nı siyasi iktidar atıyor, Yönetim Kurulu kararlarının çoğu için Bakan onayı gerekiyor. SSK, Çalışma Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ilgili bir kuruluşu oluyor. Tasarıda, tüm bu bağımlılıklardan sonra "SSK, mali ve idari yönden özerktir" diye de bir cümle bulunuyor.
       Türk - İş'in tasarısında ise, 8 kişilik SSK Yönetim Kurulu'nda hükümet temsilcisi 2'de kalırken 2 işçi, 2 işveren, 1 emekli ve 1 de Genel Kurul'un seçeceği Başkan yer alıyor. Türk - İş, SSK'nın Çalışma Bakanlığı'nın ilgili kuruluşu olmasını savunuyor.
       Türk - İş tasarısında SSK Genel Kurulu 50 işçi, 50 işveren, 8 hükümet, 5 YÖK ve 10 emekli temsilcisinden oluşuyor. Hükümet, YÖK ve işveren kesiminin işbirliği halinde işçi ve emekli tarafı azınlığa düşüyor. Diğer konfederasyonlar yani Hak - İş ve DİSK gözlemci sıfatıyla oy hakkı bulunmayan üçer kişi ile temsil ediliyor.
       Her iki tasarıda da sigorta ve sağlık hizmetleri ikiye ayrılıyor. Bakanlık tasarısında SSK hastaneleri sağlık işletmesine dönüştürülüyor, hastane yönetiminde vali, belediye başkanı gibi kişiler de yer alıyor.
       Türk - İş'in SSK hastaneleri ile ilgili yasa önerisinde hastanelerin başhekim, hastane müdürü, işçi, işveren ve emekli temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından yönetilmesi öngörülüyor. Türk - İş taslağının, SSK'nın örgütlenme modeliyle ilgili 3. maddesinde "işletme" diye bir sözcük geçiyor. Türk - İş Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç, "Gözden kaçmış. Hastanelerle ilgili esas maddede böyle bir kavram yok. İşletmeye dönüştürmeye niyetimiz de yok" dedi.

ozsever1.jpg

Çalışan kadınlar meydana ısınıyor

       İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu, IMF ve Dünya Bankası'nın direktifleri doğrultusunda SSK'nın tasfiyesi, zorunlu tasarrufların gaspı ve özelleştirmeye karşı kitlesel bir basın açıklaması yaptı. 2 Mart Perşembe günü Saraçhane Parkı'nda yapılan eyleme bayan işçiler de aktif bir biçimde katıldı. Platform, önümüzdeki günlerde SSK'nın özelleştirilmesine karşı SSK Okmeydanı Hastanesi'nde de bir oturma eylemi gerçekleştirecek. Aslı Öktener

ozsever2.jpg

SEKA işçisi Ankara'ya yürüyecek

       Kocaeli Sendikalar Birliği, SEKA'nın yeniden özelleştirme kapsamını alınması, depremzedelere zorunlu tasarruf birikiminin geri ödenmemesi, deprem bölgesindeki işten çıkarmaların durdurulması, kalıcı konutların bir an önce yapılması gerekçeleriyle 25 Mart 2000 tarihinde İzmit'te bir miting düzenleyecek.
       Sendikacılar ve işçi temsilcileri, "Sosyal Devlete Sahip Çık" mitinginin ardından 28 Mart günü de anayasal dilekçe hakkını kullanmak amacıyla Ankara'ya yürüyecek ve dilekçeleri TBMM'deki komisyona verecekler.
       Öte yandan Petrol - İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, POAŞ'ın (Petrol Ofisi AŞ) özelleştirilmesine karşı önce yerel düzeyde daha sonra Emek Platformu'nun öncülüğünde eylemlerini sürdüreceklerini söyledi. Öztaşkın, POAŞ ve SEKA ile birlikte öncelikle özelleştirilecek dokuz KİT'le ilgili Türk - İş bünyesindeki 3 bin 800 profesyonel sendikacının çeşitli bölgelerden Ankara'ya yürüyüşe geçeceğini bildirdi. Bu eylem için Türk - İş Başkanlar Kurulu kararı bekleniyor.
      

MESS de "Nazım" dedi

       Metal Sanayicileri Sendikası'nın (MESS) "bizbize" isimli aylık gazetesinin tanıtım gecesinde Nazım Hikmet'in şiirinden bir bölüm de okundu. MHP ve Cumhurbaşkanı Demirel'den sonra MESS de, Nazım'ın şiirine atıf yaptı. Geçen haftaki tanıtım gecesinde Nazım'ın dile getirilen şiiri şöyleydi:
       Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine...
       Nazım Hikmet, şiirinde de belirttiği gibi insanların hem birey olarak hem de toplumsal anlamda özgür, eşit ve sömürüsüz bir dünyada yaşamasını savunan bir şair. İşveren sendikası MESS ise, mevcut düzende işçilerin artı değerine el koyan bir tarafın sözcüsü. MESS, kendisini var eden görüşlerinden mi vazgeçiyor yoksa illüzyon mu yapıyor?..
      

Memur yasasına tepki

       CHP Genel Sekreter Yardımcısı Bekir Yurdagül, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı'nın TBMM Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu'nda sessiz sedasız görüşülmeye başladığını bildirdi. Bekir Yurdagül, mevcut tasarının toplu sözleşmeli grev hakkından yoksun olduğunu belirterek şunları söyledi:
       "Bu tasarı, 55. Hükümet döneminde Meclis'e sevk edilen ve o dönemde yoğun tepkilere yol açan tasarı ile aynıdır. O dönemde bütün partiler grevli sendika hakkından yana olduklarını ancak Anayasa'nın buna engel teşkil ettiğini belirtmişlerdi. Şimdi bu partiler aynı görüşlerinde samimi ise, Anayasa değişikliği için konjektür uygundur. Ancak yasakçı zihniyeti sürdürüyorlar."

ozsever3.jpg

Depremzede sağlıkçıyla dayanışma

       İstanbul Tabip Odası, Marmara depreminden etkilenen sağlık çalışanları ile dayanışma amacıyla bir karikatür seti hazırladı. 12 karikatürist tarafından yapılan 15 adetlik karikatür seti, Tabip Odası'ndan temin edilebilir (TLF: 0212 514 02 92).

Odabaşı, yeniden hapiste

       Şair ve yazar Yılmaz Odabaşı, bir kitabının yargılanması sırasında mahkemeye hakaret ettiği gerekçesiyle yeniden cezaevine giriyor. Odabaşı, yedi aylık hapis cezasını çekmek üzere 7 Mart günü Tekirdağ Saray Cumhuriyet Savcılığı'na teslim olacak. Yılmaz Odabaşı, gönderdiği mektupta şöyle diyor:
       "Avrupa Konseyi himayesinde kurulan Avrupa Yazarlar Parlamentosu'ndan bir öneri almıştım. Şöyle ki; dört dünya ülkesinin başkentinde 15 bin Frank (1 milyar 275 milyon lira) maaşla korumaya almayı önerdiler. Fakat ben, yurtdışında burs ödentileriyle bir sığıntı gibi yaşamak yerine yurdumun hapishanelerinde volta atmayı yeğledim, bir kez daha..."
       Şair'i Saray Cezaevi'ne "Ömrüm Beni Yok Saysın" isimli yeni şiirinden küçük bir bölümle uğurlayalım:
       yaşam bir ıstaka / gelir vurur ömrümün coşkusuna / hani tutulur dilin / konuşamazsın / ... / ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın / aslında hiç olmadım ben bu oyunda / ömrüm beni yok saysın...
      
© 2000 Milliyet