|
|
ABD siyasetinin yükselen yıldızı : Hispanikler...
Only in America!.. "Böylesi sadece ABD'de mümkün" anlamındaki bu sözü kendi görevini anlatırken kullanıyor Patricio Lombardi.
Florida'da, Miami kentinin "Küçük Havana" mahallesinde, Karayib kültürünün en büyük karnavalı sayılan Calle Ocho'ya adını veren Sekizinci Cadde'deyiz. Genç enerjisini, aile servetini ve uluslararası birikimini Cumhuriyetçi Parti'ye adamış Lombardi ile George W. Bush'un Beyaz Saray şansını konuşuyoruz.
Lombardi, Florida Valisi Jeb Bush'un, ağabeyi George W. için yürüttüğü kampanyanın içinde. Resmi görevi ise, Florida Dışişleri Bakan Yardımcılığı. "Miami'yi Amerika kıtasının Brüksel'i yapmaya," yani Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri arasında kurulan ticari birliğin daimi sekreteryasını bu kente getirtmeye çalışıyor. Aksanlı bir İngilizcesi, Alman Konrad Adenauer Vakfı'nın bursuyla şekillenmiş "muhafazakar" bir kafası var. İleride Amerikan ulusal siyasetine atılmak istiyor. Oysa bu ülkede topu topu sekiz yıl yaşamış bir "yabancı" o da; ABD'li değil, Arjantin vatandaşı.
Lombardi'nin bu konumu, "Only in America" dedirtiyorsa da, Avrupa'dan ilk gençlik yıllarında göçmüş bir Çek kızının dışişleri bakanlığına tırmanabildiği bu ülkede pek de şaşırtıcı değil.
Ancak Miami ve çevresindeki seçim turumuzda, başkanlık denkleminde çok etkili bir eleman sayılan "Hispanik "seçmenleri incelerken, ABD'den başka yerde rastlanması gerçekten de güç bir çeşitlilik çıkıyor karşımıza.
Miami'nin metropolitan nüfusu 2 milyonun üstünde. Cumhuriyetçi Belediye Başkanı Joe Carollo'dan, "dünyanın en büyük turistik limanına" bakan ofisinde öğreniyoruz ki, bu nüfusun yüzde 62'si "Hispanik". Bu oranın 1960'da sadece yüzde 5 olduğu düşünülünce, Latin göçünün 40 yıl içinde yarattığı demografik değişim daha iyi kavranıyor.
Sadece Miami'ye ya da Florida'ya özgü bir fenomen değil bu. ABD'deki "Hispanik" nüfus 31 milyondan fazla; yani 273 milyonluk toplamın yüzde12'si. Siyahlar ise 35 milyon ile yüzde 13'lük bir orana sahip. "Hispanik" ile siyah nüfus arasındaki farkın hızla kapanması ve yakında "Hispanik" azınlığın, beyazlardan sonra en büyük grup haline gelmesi bekleniyor.
Latin Amerika'dan ABD'ye göçmüş, çoğunluğu Katolik Kilisesi'ne bağlı ve anadili İspanyolca olan halkların adı "Hispanik." Yeni göçler ve doğurganlıkta ABD'de ilk sıradaki bu etnik grup, kendi içinde çoksesli ve çoğu zaman birbiriyle siyasi çatışma halinde birçok alt gruptan oluşuyor.
Florida'daki "Hispanik" nüfusun yarısından fazlasını oluşturan Kübalılar, nispeten varlıklı, ortak paydası "Castro rejimine muhalefet" olan ve hemen hep Cumhuriyetçi Parti'ye oy veren bir kesim. Florida'nın 90 bin tirajlı en büyük İspanyolca gazetesi "El Nuevo Herald"ın Küba kökenli genel yayın yönetmeni Roberto Fabricio bu kez de durumun değişmeyeceğinden emin:
"Küba kökenliler, Clinton'ın küçük Elian'ı Havana'ya geri gönderme niyetine ve Castro rejimiyle yakınlaşma saydıkları girişimlerine kızgınlar ve Al Gore'u cezalandıracaklar. Ayrıca popüler Vali Jeb Bush, abisi için bastıracak. Zaten eşi de Meksika kökenli bir Hispanik."
Benim izlenimlerim de Fabricio'nunkine benzer ama Florida'daki son kamuoyu yoklamalarının "sürprizli" sonuçları da var. Fort Lauderdale kenti Halk Kütüphanesi'nde buluştuğumuz siyasetbilimci Jim Kane, bizzat yönettiği son anketi anlatıyor:
"Gore'a verilen destek son iki ayda yüzde 39'dan 43'e çıkarken, Bush'u destekleyenler 4 puan azalarak yüzde 48'e indi. Pat Buchanan'ın üçüncü aday olması halinde, Bush yüzde 44, Gore yüzde 42, Buchanan yüzde 6 oy alıyor. İlk başta Bush'un kazanacağı garanti sanılan Florida'da durum başabaş."
Bush'un gerilemesinde, önseçim kampanyasında South Carolina'daki Katolik düşmanı Bob Jones Üniversitesi'ne gitmesinin de payı var. Bush burayı ziyaretinden ötürü daha sonra New York Katolik Kardinali'nden özür dilese de, Katolik seçmenlerin yarısı, Cumhuriyetçi adaya tepkili.
Bunu bilen Gore, geçen hafta Florida'da yoğun kampanya yaptı; Miami Jackson Memorial Hastanesi'nde konuşurken, biz de salondaydık. "Florida'ya ağırlık verip Bush'a bir sinyal göndermek istiyorum" dedi; sürekli eleştirilen tutukluğunu üzerinden atmış gibiydi. Ancak tam bir "küçük Küba" görünümündeki Hialeah kentinin, Küba kökenli ve dokuz kez üstüste seçilmiş, 51 yaşındaki Demokrat Belediye Başkanı Raul Martinez'den yine de kırık not aldı; gerekçesi: "Gore dansetmesini bilmiyor. Kübalılar'ın ruhuna hitap edecek bir Demokrat'ın, Clinton gibi kıvrak ve sıcak olması şart."
Peki Bush "dansetmesini" biliyor mu? Martinez'e göre, "İspanyolcası Gore'dan çok daha iyi ve Kübalılar dışındaki Hispanikler arasında da, Cumhuriyetçiler'e pek nasip olmayan bir popülariteye sahip."
ABD'nin en büyük üç eyaletindeki duruma bakalım: California ve Texas'ta nüfusun yüzde 30'a yakını, New York'ta ise yüzde 15'i Hispanik. California'da Meksika kökenliler ağırlıklı ve bunların çoğunluğu da Demokratik Parti'ye sadık. New York'ta ABD'nin "en soldaki" seçmen gruplarından sayılan Puerto Rico'lular yaygın ki, onların kesin tercihi Gore. Texas'ta ise Bush'un üstüste iki dönem vali seçilmesinde Meksika göçmenlerinin önemli payı var.
"Bugüne dek Florida'yı kaybeden hiçbir Cumhuriyetçi, başkan seçilemedi. Şimdi Texas'ı kazanıp New York'u kaybedecek gibi görünen Bush'un Florida'yı alması şart. Gore buraya yüklenerek, Bush'a zaman ve para harcatacak. Amacı en çetin yarışın gerçekleşeceği California'da avantaj sağlamak." Bu sözler "Diario de las Americas" gazetesinin Nikaragua kökenli editörü Helen Aguirre - Ferre'e ait.
Acaba 1996 tarihli bir yasa gereği, artık bütün resmi işlemlerini sadece İngilizce yapan ABD'de, yine federal yasa çerçevesinde "iki dilde eğitim" hakkından yararlanan "Hispanikler" için "etnik mesaj ağırlıklı bir kampanya" gerekli mi? Emekli olduktan sonra soğuk iklimden kaçıp, "tropikal" Florida güneşine koşan Yahudi ağırlıklı "ihtiyar nüfusun" oylarıyla Temsilciler Meclisi'ne seçilmiş, Demokrat Kongre üyesi Robert Wexler'a bunu soruyorum:
"Demokratlar olarak bizim öyle bir derdimiz yok," diyor. "Örneğin, Gore'un başkan yardımcısı adaylığına bir siyahı, bir kadını ya da bir Katolik'i seçmesi gerekmez. Çünkü bizim bu kesimlerdeki gücümüz, eğitim ve sağlık reformundan yana, özgürlükçü, eşitlikçi politikalarımız. Etnik oy avcılığı için simgeler aramak, Kızgın Beyaz Erkekler'in Partisi olan Cumhuriyetçiler'in işi."
Öyle ya da böyle, bu yılki Amerikan başkanlık kampanyasında sık sık İspanyolca işiteceğimiz kesin. Başkan Yardımcısı'nın Nashville'deki seçim karargahının girişinde "Ganamos con Gore, Viva Al" yazması boşuna değil.
Yazara E-Posta: ycongar@milliyet.com.tr
|
|