|
|
Hediyenin böylesi
Orijinal Adı: "The Game"
Oynayanlar: Michael Douglas, Sean Penn, James Rebhorn, Deborah Kara Unger
Yönetmen: David Fincher
Yapım Yılı: 1997
Nicholas Van Norton'ın yer yer trajik, yer yer traji komik öyküsü... Nicholas başarılı, zeki, tuttuğunu koparan bir işadamıdır. Halinden memnundur, geleceğe güvenle bakmaktadır. Her adımı düşünerek attığından, hayatında tatsızlıklara, beklenmeyen olaylara yer yoktur.
Bütün bunlar 48. yaş gününe kadar devam eder ve o gün, önemsiz gibi gözüken bir olay, Nicholas'ın yaşamını altüst eder. Kardeşi Conrad ona tuhaf bir doğum günü hediyesi verir. Nicholas o andan itibaren kendini birden, bilmediği bir oyunun parçalarından biri olarak bulur. Artık o da kazananın çok büyük bir ödül alacağı oyunun bir parçasıdır. Ya tam kazanacak; ya da kaybolup gidecektir. Tam o günlerde evinin gözetlendiğini fark eder. Rahatı iyice kaçar, ama bu tatsızlıkların ilkidir, onu daha büyük olaylar beklemektedir.
"Oyun", Michael Douglas ve Sean Penn gibi iki oyuncuya, ama onlardan da önce başarılı bir senaryoya dayanıyor. Senaryo yazarı "filmin her sahnesinde izleyicinin merakı biraz daha artsın, sık sık kendi kendine bazı tahminlerde bulunsun, ama sonuna kadar ne olacağını kestiremesin" demiş ve doğrusu attığı taş, dediği kuşu vurmuş. Bu açıdan günün en ilgi çekici filmlerinden biri.
SHOW / 22.00
Ruhlar çarpışıyor
Başrollerini Hande Ataizi ve Cem Davran'ın paylaştıkları "Ruhsar"da bu hafta, Menkıbe Hanım, Mazhar'ı evlendirebilmek için Şerruh adındaki kiralık bir ruh tutuyor. Konu şöyle:
Evlenmemekte kararlı olan oğlu Mazhar'ı evlendirebilmek için her yolu deneyen Menkıbe hanım, bu kez de Medyum Fatma efendi isminde bir adama gider. Medyum, Şerruh adlı bir ruhu üç günlüğüne menkıbe hanım'a kiralar. Şerruh'un Mazhar'ı evlendirebilmek için üç günü; evlenmemekte kararlı olan Mazhar'ın da çok yetenekli bir hayalet karısı vardır... Bakalım iki hayaletin çekişmesinden kim galip çıkacak?
KANAL D / 20.05
"Sakarlığımı görüyorum"
Hakkı Devrim Posta Gazetesi'nde uzun bir süre TV eleştirileri yazdıktan sonra Radikal Gazetesi'nde "Cihannüma" adlı köşeyi hazırlamaya başladı. köşesinde özellikle Türkçe hatalarına değindi. Bir çok polemik konusu yarattı. Bu arada TV ile ilgili eleştirilerine de devam etti... Şimdilerde CNN Türk'te, "CNN Türk Masası"nda cumartesi geceleri ev sahipliği yapıyor. Yazılı basında TV eleştirileri yazan biriyken, şimdi "eleştirilen" koltuğuna oturunca kendisini nasıl gördüğünü sorduk... İşte Hakkı Devrim'in gözüyle "ekrandaki Hakkı Devrim":
Beden dili zayıf
Hakkı Devrim, kendisini sert bir dille eleştiriyor. " Sohbete 'şimdi' diye başlamamdan rahatsızım. 'Yapıciim', 'edeciim' diyorum..." Hakkı Devrim yazı diline ve "çene diline" yatkınlığının altın ıçiziyor, "Ama" diyor "beden diline yabancıyım. Bugüne kadar farkına varmamışım. Bütün sakarlığımı görüyorum. Oturuşum, ellerimi kullanışım filan"...
Hakkı Devrim bütün bunları kendini izledikten sonra görmüş. 21.00'de canlı yayın bittikten sonra evine gidiyor. Kahvesini içtikten sonra saat 01.00'e doğru kendi programının tekrarını izlemek üzere TV karşısına oturuyor. Ve bize anlattıkları "kusurlarını" saptıyor.
Hakkı Devrim'in imajı üzerine değişik yorumlar var. "Dede" olduğu konusunda çoğunluk hemfikir. Ama kimisi "huysuz" olduğunu söylüyor. Kendisine bunu sorduk. "Dede" yorumu için; "Üç nesil bir arada oturmaya alışmışız. Şimdilerde çekirdek aile kavramı var. Bu aile tipinde nineye dedeye genetik bir hasret var. Kendime baktım, bana gösterilen alakada fiziki görünüşüm önemli rol oynamıyor. Yaşım başım pek cazip değil. O zaman ben kendimi işte bu genetik hasretin temsilcisi olarak görüyorum" diyor. Huysuzluk konusunda ise; "Televizyonculara bıraksanız daha da huysuz olmam isteniyor. Ama ben bir sohbet programı yapıyorum. Sohbet dostlar arasında olur. Huysuzluğumu orada onun için ortaya çıkarmıyorum" yorumunu yapıyor.
Devrim bu gece "CNN Türk Masası"nda Beşiktaş Spro Kulübü başkan adaylarından Hasan Arat'ı ağırlayacak. Devrim, bu ismi seçmesi konusunda ilginç bir yorum yapıyor; "Sırtını devlete dayamadan bir iş geliştirmeye çalışan, bir genç adam."
CNN TÜRK / 21.00
Bir bakışı yetiyor
Clinton'nun Norveç'i ziyareti sırasında 20 saniye göz göze geldiği İngeborg Heldal'ın resmi gazetelerde çıktı. O şimdi ünlü bir yarışma sunucusu...
1 Kasım'da Başkan Clinton'ın Norveç'in başkenti Oslo'ya yaptığı resmi ziyaret sırasında öğrencileriyle birlikte onu görmeye gelenler arasında Ingeborg Heldal da vardı. Genç kadın başkanın dikkatini çekti. Öğrenciler sevimli ama Ingeborg da güzeldi!
Ne tesadüf güzel öğretmen, Monica Levinsky'nin bir kopyasıydı. El sıkıştıklarında aralarında 20 saniye süren bir bakışma olmuştu. Ama bu medyaya yetti. TV kanalları Ingeborg'un peşine düştüler. Ve "Cliton tecrübesini" anlatmasını istediler. Hatta iki TV kanalı birbirine girdi "önce ben çıkaracağım" diye.
Ingeborg Heldal'ın kaderi artık değişmişti. NRK kamu TV'si bir aile yarışma programı sunması için kendisine teklif götürdü. Genç kadın bu teklifi kabul etti, ama bir rahatsızlığı vardı. "Clinton'nun tanıştığı kadın" şeklinde görülmek istemediğini belirterek, "Profesyonel anlamda bu işi yapabileceğimi göstermek için büyük bir çalışma içindeyim" dedi... Ne olursa olsun Clinton, hangi kadına baksa onu ünlü yapıyordu! Bu gerçek bir kere daha doğrulanmıştı...
Çocuk yurdunda hüzünlü bayram
Tayfun Talipoğlu, yol hikayeleri anlattığı programında zaman zaman çocuklarla ilgili özel bölümler hazırlar. "Bam teli" ekibi bayramın üçüncü günü yayımlanan programında Ankara çocuk Yuvası'ndaydı. Yaşları 0 - 18 arasında değişen 350 çocukla sohbet eden Talipoğlu, onların bu küçük yaşamlarına sığdırdıkları, hayattan paylarına düşmeyen umutlarını, umutsuzluklarını paylaştı. Yanında Türk Halk Müziği sanatçısı Hüseyin Turan da vardı.
atv / 21.05
|
|
|