|
|
Çeçenlerin dramı Gözlerimizi kapatmaya devam edersek, Çeçenistan diye bir ülke kalmayacak
Nur Dolay
Çeçenistan dramını Paris'te yaşayan gazeteci - yazar Nur Dolay yazıyor. Le Monde Diplomatigue'de yazıları yayınlanan Dolay, Courrier International'de de editörlük yapıyor.
"Biliyorduk ve sustuk". Herhalde böyle diyeceğiz on yıl, yirmi yıl sonra: "Biliyorduk ve sustuk, hiçbir şey yapmadık"...
Nazi Almanyası'nın suçları bir bir ortalığa dökülürken, insanlar hiçbir şey bilmediklerini, görmediklerini iddia ediyorlardı. Böylece duyarsızlıklarına bir masumiyet maskesi takacaklarını umuyorlardı. Herkes masumdu!..
Bir an için artık insanlığın o utanç ve barbarlık çağı kapanıyor, o kanlı yüzyıl sona eriyor sanmıştık. Bir halk gözlerimizin önünde yok ediliyor. Grozni diye bir kent yok artık. Çeçenistan diye bir ülke de kalmayacak yakında. Ve Hitler dönemine sessizlikleriyle suç otaklığı yapanların bahanelerini de kullanamayız bu devirde.
"Bilmiyorduk, görmedik, haberimiz yoktu" diyebilir miyiz? Biliyoruz Grozni'nin Rus bombalarıyla, roketleriyle dümdüz edildiğini.
Bu ölüm tarlalarından canlarını kurtarabilmiş, çoluk çocuklarıyla karlı dağları aşarak ülkemize sığınmaya gelmiş 150 kişiye "pasaportları yok" gerekçesiyle içeri giriş izni dahi verilmediğini biliyoruz. Sanki bir turist kafilesi kendilerinden pasaport istenenler.
Grozni'nin bodrumlarında saklanan, kaçamamış yaralıların bile oracıkta "işlerinin bitirildiğini" biliyoruz. Biliyoruz ve susuyoruz.
8 Ocak'ta Nezavissimaya gazetesinde Sergey Stepaşin imzalı yazıda korkunç açıklamalar yapıldı. Stepaşin, eski başbakanlardan biri. Geçtiğimiz ağustos ayında görevinden alındı. Savaşın hazırlıklarını onaylamadığı ve Moskova'daki bombalı eylem planlarına karşı çıktığı için... Stepaşin, bombalamalar olmasa bile Kremlin'in Çeçenistan'da savaşı başlatmaya kararlı olduğunu açıkladı.
Yine hükümet içinde yer almış General Lebed de, ilk savaşı başlatan asıl nedenin, Rus ordusundan yok olan 1500 tank olduğunu söyledi. Büyük bir ihtimalle tanklar generallerden biri tarafından Sırplar'a satılmış ve parası cebe atılmış.
Yine az "bilinen" bir başka "ayrıntı": "Ayrılıkçı" denen Çeçenistan'ın, tamamen yasal ve hukuki bir şekilde bağımsızlık kararı aldığıdır. Çeçenistan, "Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti" statüsüyle SSCB içinde yer almıştı. 1990'da SSCB ve Rusya Federasyon anayasaları ortadan kalkınca federe birimler resmen serbest kaldılar. Çeçenistan işte bu dönemde, 1 Kasım 1991'de bağımsızlığını ilan etti ve beş ay sonra eski federe cumhuriyetlerin onayına sunulan yeni Rusya Federasyon Anlaşması'nı da imzalamadı. 1994'te General Graçev'in birkaç saatlik bir operasyonla Grozni'ye boyun eğdirmek düşüncesi 14 ay sürecek bir savaşı başlattı, 100 bin yaşama maloldu, ama Çeçenlerin tercihi yine değişmedi.
Türk aydınları tepki göstermeli
Bugün Moskova'nın uyguladığı kesin sansüre ve her tür güçlüğe karşın bir sürü Batılı gazeteci savaş bölgesinden her gün haber yolluyor. Çarşaf çarşaf yayınlanıyor bu haberler. Hatta interneti açmak bile yetiyor ne olup bittiğini bütün ayrıntılarıyla öğrenip anlamak için.
Aydınlar, sanatçılar, bilim adamları, filozoflar tepkilerini dile getiriyorlar. Kafkasya'nın nerede olduğunu düne kadar bilmeyen insanlar, bugün bile adını güç telaffuz ettikleri Çeçenistan için 23 Şubat günü sokağa döküldüler, 1944'ün 23 Şubat'ında, çoluk çocuk hayvan vagonlarına doldurulup, Sibirya'ya sürülmüştü Çeçenler. Bu acı olayın 56. yıldönümünde, o zaman yarım kalan soykırım girişimini bugün bitirmeye çalışan Putin ve generallerini protesto etti duyarlı Fransızlar.
Onların da uluslararası mahkemede yargılanmasını talep ettiler, destek ve kredi yardımı veren Avrupa hükümetlerini protesto ettiler. Yine seçimlerden hemen sonra Fransa'ya gelmesi beklenen Putin'i ülkeye sokmamak için eylemler planlanıyor.
Türk aydınlarında ve gazetecilerinde çıt yok. Sekiz aydan beri burnumuzun dibinde süren ve artık bir soykırımına dönüştüğünden kuşku duyulmayacak bu savaşa kaç yazar köşesinde değindi? Sokaktaki adamın belki internete ulaşma, dünya basınını izleme olanağı yoktur, ama bu olanaklara sahip olanlar ve kitlelere seslenen, onları bilgilendirmeye çalışanlar ne kadar ilgilendiler burnumuzun dibindeki bu trajediyle?
Rusya ile basit günlük bezirgan ilişkilerini kalıcı ve ilkeli bir devlet politikasının yerine koyan, sınırdaki 150 Çeçen mülteciyi içeri almaktan acizken Kafkas Paktı liderliğine kalkarak Kafkasyalıları güldüren bir hükümetten elbette pek bir şey beklenemez. Ama bu ülkede bağımsız düşünen aydınlar yok mu? Dünyayla azıcık ilgilenen?
|
|