25 Mart 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNO CAFE
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Çöplükteki tarih

ASLI KAYABAL
Faks: (0212) 505 68 02
akayabal@milliyet.com.tr

yas04.jpg        Sümerbank Holding A.Ş.’ye bağlı Beykoz Deri ve Kundura Sanayi İşletmesi, 1810’dan beri Türkiye’nin ayakkabı ihtiyacını karşıladı. Sivil piyasa pazarını büyük ölçüde yitirmiş olsa da ordu ve resmi dairelerden gelen talebe bağlı olarak yılda 500 bin çift ayakkabı üretmeye de devam ediyor. Ancak, 180 yıllık ayakkabı geleneği ve sanatını teknik ve tasarım yönünden geçirdiği aşamalarla yansıtan bir üretim merkezinin de bulunduğu, Boğaziçi sanayi tarihinin bu önemli durağının belleği, bütünüyle silinme tehlikesiyle karşı karşıya.
       Hurdalık gibi
       Fabrika arşivinin düzenlenip değerlendirilmesi konusunda bugüne kadar herhangi bir adım atılmamış. Örneğin kışın sert geçtiği Doğu bölgeleri için buz ve kar üzerinde kaymadan yürümeyi sağlayan özel botlar, çöl savaşları için tasarlanmış ayakkabılar, tahta tabanlı güvenlik ayakkabıları, su geçirmeyen avcı botları, loş bir koridorun bir köşesinde tozlu bir vitrine terk edilmiş.
       Fabrikanın üretim yelpazesini yansıtan ürünler bir yana, geçmişte ayakkabı üretiminde kullanılan bugün çoğu antika değerindeki nice iş makinası da hurda olmayı bekliyor.
       Teknoloji değişti
       Türkiye’de kurum tarihçiliği bilinci gelişmediği için arşivi korunamayan Beykoz Fabrikası’nda yine de küçük bir tarih köşesi oluşturulmuş. Salih Kırtorun adlı ustanın kişisel çabasıyla hazırladığı bu köşeyi deri sıyırma bıçakları, bir zamanlar işçiler için siren yerine kullanılan çanlar, fenerler, mühürler, teraziler süslüyor.
       Sümerbank işçileri bugün artık buharlı değil, bilgisayarlı makinelerin başında çalışıyor. Zaman ve teknoloji değişmiş olsa da tarihi fabrikada küçük ölçekte üretim yapılıyor. Arıtma sistemindeki sorunlar nedeniyle Boğaz’ı kirlettiği gerekçesiyle Beykoz Fabrikası üretimine bu noktada devam etmeyebilir, tarihi yapıları ve arşivi gözetilerek bir Boğaziçi Sanayi Müzesine dönüştürmek, diğer üniteleri ise kültür merkezi olarak düzenlemek ve tarihi rutubetli depolardan, tozlu raflardan gün ışığına çıkartmak hiç de zor değil.

MÜZE FABRİKA

       Prof. Dr. Mete Tapan:
       Kamu adına kullanılsın
       BABAM Abdullah Tapan ve akrabamız Sabit Tapan fabrikanın sivilleştiği dönemde gelişmesine büyük katkılarda bulundu. Benim de ilk gençlik yıllarım burada lojmanlarda geçti. Sümerbank özelleştirilmeye çalışılıyor. Boğaziçi yasasına göre sanayi yapılarının Boğaz kıyısından kalkması gerekli ancak ben fabrikanın özelleştirilmesine karşıyım. Bu kompleks, kültür üniteleri, müze ve üniversite şeklinde düzenlenebilir. Böylece arşiv de değerlendirilebilir. Öte yandan küçük ölçekte bir üretim yapılabilir.

© 2000 Milliyet