|
|
Yendim seni Amerika
Gökdelenlerin altında zenginlikle yoksulluğun birbirine dokunmadan yaşayabildiği, büyük fırsatların, zenginliğin gücün ve ihtişamın dünyanın neresinde olursa olsun; diline, rengine, dinine aldırmadan büyük hayalleri, büyük hırsları kendine bir mıknatıs gibi çektiği ülke... Dişleriyle, tırnaklarıyla zirveye çıkanların öyküleriyle büyüyen çocukların ülkesi...
Bizim öykümüz de soluk benizlilerinin, Kızılderililerden 27 dolara satın aldığı Manhattan’da başlıyor. 1968 yılında Merzifon’da bir hava subayının oğlu olarak dünyaya gelen Gökhan İnan’ın, öğrenimini sürdürmek için bahçıvanlık, benzin istasyonlarında temizlik görevlisi ve pompacılıkla başlayan Amerika serüveninin, Almanya’da kurulan bir büyük Holding’e uzanan öyküsü... İnan’ın çok genç yaşta, 32 yaşında hem de on yıldan kısa bir zaman içinde bir holdingin zirvesine tırmanışını bir masal olmaktan çıkartan gerçek, bu yarışın Amerika’da başlaması belki de...
Her memur çocuğu gibi Gökhan İnan için de çizilen plan; okumak... Ve bu sayede kendine ele güne muhtaç olmadan bir gelecek hazırlamak.
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni kaİnan’a dar gelmeye başlar. İçindeki Amerikası onu çağırır. O da kendi planlarını yapar. Sonra ver elini Amerika...
Gökhan İnan, üniversite öğrenimi için gittiği Amerika’yı, kendisine “Fırsatlar ülkesi" yapar.
“Türkiye’de okuduğum yıllarda hisse senedi borsasında çalıştım. O zaman borsa, şimdiki gibi profesyonel değildi. Hisse senedi satan bankerler vardı. Sistem şimdiki gibi profesyonel olmadığı için, alım - satım kişisel becerilere bağlıydı. Ben de bu işte kısa sürede sivrilmeyi başarmıştım. Orada çekirdekten bir eğitim aldım. Rahmetli Enver Sayılgan’ın yanında yetiştim. Girişimciliği, ticaretin püf noktalarını o yıllarda öğrendim."
İnan, işletme okumak için gittiği Amerika’da yeni hayaller kurar. Sonra da bu hayallerini hayata geçirmenin yollarını arar. İşletmede bir yıl okuduktan sonra avukat olmak için bölüm değiştirir.
“İşletmeden sonra Siyasal Bilimler’de Ağır Ceza Hukuku okudum. Amerikalıların kriminoloji diye geliştirdikleri bir dal. Suç bilimi yani... Okul bittikten sonra, ben dahil olmak üzere herkes avukat olacağımı zannederken, kendimi hava yollarında kargo pazarlaması yaparken buldum. Bomba vs gibi tehlikeli maddelerin uçakla taşınmasıyla ilgili eğitim aldıktan sonra, bu konuda iyi bir satış pozisyonuna geldim. Kriminoloji eğitimimin de desteğiyle, Amerikan Hava Yolları’nın Güney Amerika - Karayip hattında, patlayıcı madde nakli konusunda kısa sürede çok iyi bir kariyerim oldu."
Üniversiteyi bitirince önünde iki seçenek vardır. İnan, ya avukatlık yapacak ya da ticarete atılıp, girişimci bir işadamı olacaktır.
Tereddüt etmez Gökhan İnan. Amerika’nın önüne koyduğu seçeneklere içindeki Amerikasının sesini dinleyerek karar verir. Kennedy Havaalanı’nda bir nakliyat şirketi kurar. Ama yaptığı işler hala hayallerinin hızına yetişememektedir.
Hayallerinin hızıyla gerçek hayattaki hızın örtüşeceği bir kulvar aramaktadır kendine. Paranın ışık hızıyla tüm dünyayı dolaştığı siber otoyolların cazibesi dayanılmazdır.
Bu otoyolların en büyük şampiyonu Bill Gates’i yetiştirmiş bir ülkede işe başlamanın verdiği güvenle 91 senesinin sonunda telekomla ilgili bir şirket kurar. Kıran kırana bir rekabetin yaşandığı bu yarış pistinde tam altı yıl deneyim edinir İnan. Amerika’da kazandığı deneyimle Avrupa’ya yaptığı Haçlı seferinden galip olarak çıkar. Şimdilerde kendine biçtiği yeni ufuklara doğru yelken açmaya hazırlanıyor.
“İletişim yavaş yavaş İnternet’e kayıyor. Biz de bu pazarda iyi bir yer edinmeyi planlıyoruz.
|
|