25 Mart 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNO CAFE
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Limonlu Çay

Haydi Bakalım

ECE TEMELKURAN


       Bu bir ilk yazıdır. Kendini ve kendinden sonra gelecekleri tarif etme çabası içindedir...
       Ne tuhaf şey. Kalabalık bir caddede duruverip, gözlerini elleriyle kapayıp “Merhaba(!)" demeye benziyor. “Merhabaönın bir anlamı olduğunu, “Benden sana zarar gelmez" demek olduğunu biliyor muydunuz? Kalabalık bir caddede, hiç tanımadığım insanlara, üstelik gözlerini kapayıp, yani hiçbirini görmeden “Benden size zarar gelmez" demek ne çocukca bir şey. Ama yazı, çocuktur zaten. İhtiyar bir çocuktur.
       Ama aynı anda bir adaya kapağı atmış olmaktan, ana karanın keşmekeşinden kurtulmuş olmaktan da gizlice bir sevinç duyarım. Kapıların arkasında kısık sesle, “Yaşasın" diye bağırırım, “Yaşasın, artık kendi dilimden konuşabileceğim. Kendi adamın resmi ve ana dilinden." Köşeler, adalardır. Kimi zaman sıkıntıdan patlayıp toprağı tırmaladığımız, kimi zaman kumsala yatıp aklınızdan geçen komik ve tuhaf şeylerden söz ettiğiniz. Yazı, ihtiyar çocuklar adasıdır.
       Yazıyı adlandırmak gerekir. Kendi başına durunca dağılıp gider diye, başına bir isim takıp, başını bağlamak gerekir, öyle yaparlar yani. Böyle yapmak gerektiği söylendiği için ben de bir isim koydum. Çünkü limonlu çay içiyordum yazarken. O yüzden uzaklara gidip, pek “manalı" isimler aramak istemedim. Ama zaten limonlu çay çok iyi şeydir. Benim cümle kurarken ihtiyaç duyduğum şeydir; şifalı şeydir, ruhlara şifalı, ihtimamlı bir içecek. Yazı, ihtiyar çocuklar adasında içilen limonlu çaydır.
       Bu köşede yazılacak bütün yazıların başını “Limonlu Çay" ismiyle bağladım. Çünkü, evdeydim. İnsanların birbirinin kafasını koparttığı “iş" binalarında değil. Çünkü, cümlelerin tıpkı limonlu çay gibi ruhlara ihtimam göstermesi gerektiğini düşündüm. Çünkü, yazının okuyanları limonlu çay gibi yumuşak hayaller dünyasına daldırmasını istedim. Bir de yazı, limonlu çay gibi biraz bulanıktır. İkisinin de ayarları zordur. Limonlu çay, ihtiyar çocuklar içindir, tıpkı yazı gibi.
       Yazı, ihtiyar çocuklar adasında limonlu çay içerken akıldan geçen garip, eğlenceli, hakiki, samimi, en kıymetli fikirlerdir. Binalarda insanların kafalarından geçen ve çok önemli sanılan, durmadan, bıkmadan önemsenen fikirlerden değildir.
       Ne istiyorum biliyor musunuz? Birincisi, etrafımızda olup biten her şeyi bu ihtiyar çocuklar adası dilinde yeniden anlatmak istiyorum. İkincisi, bu adanın kendi içinde olup bitenlerden söz etmek istiyorum. Aslında ben size kendi ellerimle hazırladığım limonlu çayları vermek istiyorum. Haydi bakalım diye bundan diyorum. Haydi bakalım! İhtiyar çocuklar adasında düzenlenen tuhaf ve eğlenceli limonlu çay şenliğine!

© 2000 Milliyet