|
|
Kahveler 'Babayı' değil 'at yarışı' izledi
Bilge Egemen
Gözler, fıldır fıldır. Elinde tuttuğu iskambil kağıtlarına kilitlenmiş. Sıra kendisine gelince elini "küüüt" diye masaya vuruyor. Eli kırılmıyor. Zaten kırılsa da sanki umrunda değil.
Bakırköy'deki kahveler tıklım tıklım. Tam da o saatlerde TBMM, Cumhurbaşkanı için "tamam mı devam mı" paketini oyluyor.
Kahvehanelerin çoğunda televizyon bile açılmamış. Gelsin çaylar, gitsin çaylar, oynansın 51'ler.
"Anayasa oylamasını merak etmiyor musunuz?"
"Etsek ne olacak ki! Adamlar (milletvekilleri), takılmış tek bir adamın peşine, aylardır kalacak mı, gidecek mi, onu tartışıyorlar. Sanki memlekette başka dert yok."
"Bari, televizyonu açsaydınız. Oyun oynarken kulağınız orada olurdu..."
"Tabii açacağız, açacağız. Ama şimdi değil. Az sonra at yarışları başlayacak. O zaman açacağız!"
Huzur Kıraathanesi'nde tek boş sandalye yok. Buradaki favori oyun "King." Oyunda bugünlük küçük bir değişiklik yapmışlar. "Erkek almaz" kategorisini "baba almaz" yapmışlar. Baba'yı alanlar ceza puanını yiyor.
Televizyon yine açık değil. Biz sorunca mahçup olup hemen açıyorlar:
"Vallaha, 5 dakika önce gelseydiniz açıktı. Ama sıkılıp, kapattık. Şimdi, biz izlesek de bir şey değişmeyecek. Bunlar nasılsa istediklerini yapacaklar. Daha hayırlı işlerin peşinde koşmalarını isterdik. Mesela ekonomiyi düzeltsinler, işsizliği falan çözsünler..."
Televizyon açılmasına açılıyor, ama dönüp de bakan tek bir Allah'ın kulu yok. Gözler, iskambil kağıtlarının üzerinde donup kalmış. Düşünceler, "Keşke bir kupa kızı gelseydi" üzerinde yoğunlaşmış. Keşke, gelseymiş de, el, şöyle "küüüt" diye havalı havalı masanın üzerine vurulsaymış. Hatta el, isterse kırılsaymış.
|
|