6 Nisan 2000 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNO CAFE
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Şahin ALPAY Fotoğrafı: 3880 bayt
Yeni adaylar

       Bu satırları Anayasa'nın 101. maddesinin cumhurbaşkanlarının 5'er yıllık dönemler için, iki kez seçilmesini mümkün kılacak şekilde değiştirilmesiyle ilgili oylamanın sonucu belli olmadan yazıyorum. TBMM'nin öneriyi reddedeceğini; bu yanlışı yapmayacağını umuyorum. Oylamanın sonucu ne olursa olsun, şu sorular geçerliliğini koruyor:
       * Ülkenin hemen hemen tüm saygın hukukçu ve siyaset bilimcilerinin rejim açısından sakıncalı gördükleri böyle bir anayasa değişikliği nasıl oluyor da gündeme gelebiliyor? (Bu, Türkiye'de politika ile bilgi arasındaki kopukluğun "görkemli" bir örneği.)
       * Eğer gerçekten amaç Süleyman Demirel'in göreve devam etmesini sağlamak idiyse, süresinin 3 - 5 yıl uzatılmasıyla yetinilmeyip, anayasadaki (Cumhurbaşkanına çeşitli yetkiler tanıyan) 104. madde ile 101. madde arasındaki dengenin bozulmasında ısrar edilmesinde ne mantık var?
       * "5 + 5" formülünün benimsenmesi, buna karşılık Demirel'in seçilmemesi pekala mümkün. Böyle bir durumda, 101. madde değişikliğinin büsbütün anlamsız hale gelebileceği nasıl olup da düşünülemiyor?
       * 101. madde değişikliği bu kadar önemseniyorsa, 69. ve 86. maddeler de pakete dahil edilerek niçin öneri kamuoyunda yadırganan bir "pazarlık"ın konusu yapılarak, benimsenme olasılığı azaltıldı? Niçin Fazilet Partisi'ne, üstelik almadığı bir "rüşvet" teklif edildi? (Bunlar da, Türkiye'de politika ile mantık arasındaki uyumsuzluğun "görkemli" örnekleri olmalı.)
       TBMM'deki oylamanın sonucu ne olursa olsun, 101. madde kabul edilsin veya edilmesin, ben CHP Genel Başkanı Altan Öymen'in "Yeni aday aranmalı" şeklindeki görüşünü paylaşıyorum. TBMM elbette ki, Sayın Demirel'e "mahkum" değil. Bu koltuğu en az onun kadar dirayetle doldurabilecek, belki bugüne kadar gördüğümüz cumhurbaşkanlarından çok daha dirayetli olabilecek, AB üyeliğine hazırlanan Türkiye'ye layık Cumhurbaşkanı adayları bulabilir.
       Seçilecek Cumhurbaşkanı'nın TBMM üyesi olması zorunlu değil. 16 Nisan tarihine kadar Çankaya'ya yalnız TBMM'nin değil milletin büyük çoğunluğunun benimseyeceği adaylar gösterilebilir. Ne yazık ki CHP liderinin adayı, razı değil. Ama belki ikna edilebilir... Sayın Erdal İnönü, belki parti liderinden çok Cumhurbaşkanlığı'nın gerektirdiği özelliklere sahip. Emekli Büyükelçiler Sayın İlter Türkmen ve Sayın Şükrü Elekdağ, bilgi ve tecrübeleriyle mükemmel birer Cumhurbaşkanı olabilir. Aynı şekilde seçkin bir anayasa hukukçusu olan, GS Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, herkesin saygı duyacağı bir Cumhurbaşkanı olabilir. Bu nitelikte kişilerin seçilmesi Türkiye'ye bambaşka bir moral verir; bütün dünyada saygı kazandırır.
       Yukarıdakiler "Çankaya'da kimi görmek istersin?" diye kendi kendime sorduğumda aklıma gelen ilk isimlerden sadece bazıları... Tabii, insan hayal ettiği müddetçe yaşar...



Yazara E-Posta: salpay@superonline.com

© 2000 Milliyet