9 Nisan 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
   SİNEMA
   KİTAP
   MÜZİK
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Bir konuştu pir konuştu

Gene gözünü budaktan sakınmadı Attila İlhan. Yayıncılardan, ünlü olmak isteyen genç yazarlara, Fethi Naci’den, Orhan Pamuk’a, Murathan Mungan’a ve aydın kesimine kadar birçok kişiyi mihenge vurdu. Kendini de... Kahve bu kez acıydı!

Bir kahve içimi
FİLİZ AYGÜNDÜZ


san02.jpg        Öğretmen yazar dendi sizin için, nedir bu?
       Bu toplumcu olmakla ilgili bir şey. Ben kendimi hep görevli hissediyorum. Benim bir görevim var o da insanların önünü aydınlatmak. Okuru bilinçlendirmek, ona bir şeyler öğretmek.Bu toplumcu olmakla ilgili bir şey. Ben kendimi hep görevli hissediyorum. Benim bir görevim var o da insanların önünü aydınlatmak. Okuru bilinçlendirmek, ona bir şeyler öğretmek.
       Geçtiğimiz günlerde de Türkiye'nin beşte birinin eşcinsel olduğunu öğrettiniz topluma...
       "Hangi Seks" isimli kitabımda Dr. Kinsey'in raporundan bazı bilgiler vermiştim vaktiyle. Benim Aktüel'e söylediğim yirmi beş sene önce kitabımda yazdığım olay. Bunu benim değil Dr. Kinsey'in söylediği atlandı. Şimdi ben bunu alıp gazetemdeki köşemde yazarsam öğretmen yazar olur muyum olmaz mıyım?
       Bu öğretmen yazar titri kullanılarak biraz da eleştirildiniz aslında.
       Bir takım adamlar vardır ki, onlar fikirleriyle yaşar. Dahası her toplumcu yazarda biraz öğretmenlik vardır. Beni bu konuda eleştiren Fethi Naci'de bile.
       Peki kitaplarınızda düşüncelerin yoğunluğu nedeniyle konunun romanlaşamakta zorlandığına katılıyor musunuz?
       Bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Zorla kusur arıyorlar. Buradaki sorun roman sorunu değil, Attila İlhan sorunudur. Attila İlhan diye bir herif var, çıkmış, Türkiye'de yazılabilecek her alanda yazıyor, her alanda da halk onu izliyor. Öbürlerini izlemiyor. Sorun budur.
       Beş yıl önce edebiyatın son durumu için yürekler acısı diyordunuz, bugün?
       Şimdi biraz değişti durum. Yayınevleri eskilerle ve çevirilerle yayıncılık olamayacağını, genç Türk yazarlarını bulup çıkarmak gerektiğini anladılar. O yüzden son zamanlarda üst üste yeni romancılar, şairler, öykücüler ortaya çıktı. Yayınevleri bu gerekliliği farkettiler.
       Yazar olmak kolaylaştı mı biraz?
       Şimdi Türkiye'de çok ünlü bir yazar olmak istersen -iyi bir yazar demiyorum-, biraz eli ayağı düzgün bir hanım olman, geçmişte başından biraz macera geçmiş olması ve senin bunları yazıp kitap olarak götürmen yetebiliyor.
       Erkekler?
       Teşhirci bir eşcinselsen çok kısa sürede ünlü bir yazar olabilirsin.
       Haksızlık yapmıyor musunuz?
       Hayır... Böyle. Çok kolay, hiçbir zorluğu yok. Belirli çevrelerle belirli ilişkiler içinde olmak yetiyor.
       Onların dışındakilerin şansı yok yani?
       Peki siz bana çok ünlü ve iyi bir yazar söyleyin?
       Orhan pamuk için ne diyeceksiniz?
       Orhan pamuk, pamuk! Onun okunduğunu sanmıyorum. Zaten o ihraç fazlasını Türkiye'ye satıyor. Öyle birkaç tane yazarımız var, amaçları uluslararası pazara eser vermek. Onlardan bir şey olmaz.
       Peki ya şairler? Birçoğunun hiçbir şey anlatmayan şiirler yazdığını söylüyorsunuz.
       O biçimcilik olayı. Bu postmodernizm dalgası. Amerika'nın dünyayaya empoze ettiği üç yenilik, küreselleşme özelleştirme ve postmodernizmdir. Postmodernizm, küreselleşme ve özelleştirmenin estetik desteği. Aydınlar saçma sapan şeylerle uğraşacaklar ki, küreselleşme ve özelleştirme yutturulabilsin.
       Biçimciliğin getirdiği yozlaşmadan söz ederken de Murathan Mungan'ın adını veriyorsunuz.
       Evet. Murathan özgün değil, karma bir sanatçıdır. Bir sanatçı oluşurken, başlangıçta başka bir sanatçının etkisindedir. Belirli bir yerden sonra kendisi olur ve başkalarını etkilemeye başlar. Şimdi bu arkadaş başlangıçta çıkarken çok belirgin bazı sanatçıların etkisindeydi. Onlardan bir özgün sentez yarattığını söyleyemem. Onlardan bir mozaik yarattı. Eserlerine baktığınız zaman kimlerin etkisinde olduğunu bulabilirsiniz.
       Bana hep kendisi gibi gelmiştir...
       Sen bunu bilmekle mükellef değilsin ki, sen okursun. Göremiyorsun çünkü önünde kriter ölçüsü yok.
       Kriter ne?
       Son zamanlarda genellikle sanat ve pazarlama medyasının ortaya çıkardığı sanatçıların hiçbirinin toplumcu olmaması dikkatinizi çekmiyor mu? Neden işçi sınıfını anlatan toplumcu bir delikanlıyı çıkarmıyorlar? Çıkanlar hep üç beş kişiden bahseden, cinsel komplekslerini anlatan yahut etnik durumlarından şikayetçi olan kimselerdir. Hep onlar öne çıkarılıyor.
       Bu arada bizim aydınlarımız için ne düşünüyorsunuz?
       Türkiye'de aydın kesiminin önemli bir kısmı, bankalarla özdeşleştiler. Bankalarla özdeşleşmiş olan sanatçı ve aydınların Türkiye'ye yararlı olabileceklerine kesinlikle inanmıyorum. Onlar genellikle Tünel, Levent, Beşiktaş üçgeni içinde yaşıyorlar -İstanbul bile değil- ve bu ortamın sorunlarını Türkiye'nin sorunları sanıyorlar.
       Bankaların finanse ettiği yayınevlerinden söz ediyorsunuz...
       Genel olarak bankalarla özdeşleşmiş diyelim. Seri halinde imalat yapıp, yirmi beş kitap birden yayımlıyorlar. O yirmi beş kitabı da duyurduklarını zannediyorlar, kimse de duymuyor. Oysa bir taraftan geçmişle bağlantıyı muhafaza edecek, kitapları yayımlayacaksın, öbür tarafta da modernleri basacaksın.
       Son olarak yeni çalışmalar?
       TRT on üç bölümlük bir dizi ısmarlamıştı bana. Ben diziyi yazdım, tamamlandı, bütün işlemleri bitti. Çekimleri başlamak üzere. Adı: "Baykuşların Saltanatı".
       Nasıl bir dizi bu?
       90'lı yıllardaki İstanbul'dan bir kesit. Yani, ekonominin yolsuzluk ekonomisi haline gelmesi. Mafya, mafyanın devletle ilişkileri, bu ilişkilerin yansıması ve bu arada da 80'li yıllardan kalmış birtakım eski hesapların görülmesi.
       Kitaplarınıza dizi teklifleri geliyor mu?
       TRT yeni bir teklif yaptı. Bu TRT açısından da büyük bir adım. "O karanlıkta biz"i dizi yapmak istiyorlar ki roman 40'lı yıllardaki Türkiye'yi ve Türkiye komünist hareketini de anlatır. Hala inanamıyorum. Aslında yeni bir dizi yapmak istemiyorum ama bu özelliği dolayısıyla heyecan verici buluyorum.
       Roman, şiir?
       Üç tane roman var yazılmayı bekleyen. Bir de şiir kitabı. Otuz kadar şiir var. Elli tane olduktan sonra onu da yayımlayacağım.
       Sık sık şiir yazıyor musunuz?
       Ben sahici şairim, geldiği zaman yazarım.

Attila İlhan diyor ki:

       * Her toplumcu yazarda öğretmenlik vardır. Beni bu konuda eleştiren Fethi Naci'de bile.
       *Attila İlhan diye bir herif var, Türkiye'de yazılabilecek her alanda yazıyor, halk da onu izliyor. Öbürlerini aynı heyecanla izlemiyor. Sorun bu.
       *Gözdelerle ve çevirilerle yayıncılık olmaz.
       * Türkiye'de ünlü bir yazar olmak için, ya geçmişi maceralı güzel bir kadın olacaksınız ya da teşhirci bir eşcinsel.
       *Orhan Pamuk; pamuk. Onun okunduğunu sanmıyorum. Zaten o ihraç fazlasını Türkiye'ye satıyor.
       *Murathan Mungan, özgün değil, karma bir sanatçıdır. Eserlerinde kimlerin etkisinde olduğu görülüyor.
       * Türkiye'de aydın kesimin önemli bir kısmı, bankalarla özdeşleşti.

© 2000 Milliyet