13 Nisan 2000 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Polislerin dert babası

Psikiyatrist Tüfekçi, polislerin psikolojik sorunlarının diğer insanlardan farklı olmadığını söylüyor

GÜLSEN YÜKSEL


yas03.jpg        Psikiyatrist Faruk Tüfekçi, diğer hekim arkadaşlarından farklı olarak toplumun biraz daha özel bir kesimiyle ilgileniyor: Emniyet görevlileri. Daha önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapan Tüfekçi, üç yıldan bu yana polislere, ailelerine bakıyor ve İstanbul Polis Hastanesi’nde tek uzman psikiyatrist olarak görev yapıyor.

       Polislerin başta gelen sorunu nedir?
       Polislerin psikolojik bozukluklar açısından dağılımları, toplumun diğer kesimlerinden farklı değil. Daha önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde de çalıştım, oradan biliyorum. Bize gelenlerin sorunları sivil halkta görünenlerden farklı değil.
       En çok ne tür bozukluklar görülüyor?
       Anksiyete bozuklukları dediğimiz, diğer kesimlerde de çok sık rastlanan, sıkıntı halinin değişik tezahürleri ortaya çıkıyor. Başka bir şey, evden çıkarken “suyu açık bıraktım mı, kapıyı kapattım mı" gibi takıntılı düşünceler davranışlar... Panik bozukluktur bunlar.
       Mesleğin problemleri
       Ne şekilde geliyorlar size, kendileri mi müracaat ediyor?
       Başka bir şikayetle gittiği doktor bazen bize sevk ediyor. Toplumun diğer kesimleri gibi “kimse benim psikolojik bozukluğum var" diye gelmiyor. Herkesin gitmesi gerektiğini düşünüyor, ama kendisi bizzat müracaat etmiyor.
       Psikiyatra gelişle silahı bırakma arasında bir bağ var mı?
       Psikiyatrik anlamda rapor almış bir insanın belinden silahının alınması lazım. Göreve başlarken de tekrar ruh sağlığının düzeldiğine dair rapor gerekir. Ancak Türkiye’de insanlar, tatillerini uzatmak için bile psikiyatra gidip rapor aldıklarından, ortada gerçek bir ruhsal bozukluk olmadığı halde, polisin de tatildeyken silahı alınıyor. Sonuçta, “Psikiyatra gidersem benim de silahımı alırlar" diye düşünüyor polis.
       Kimler geri dönemiyor mesleğe?
       Psikoz dediğimiz, gerçekle, realiteyle ilişkilerin koptuğu durumlarda, kişi doğal olarak mesleğe dönemiyor. Yoksa her psikiyatrik tablo için bu geçerli değil. Eskiden en ufak psikolojik bozuklukta polisin işten ayrılması söz konusuydu. Şimdi bu daha esnek tutuluyor. Ruhsal gerginliğin arttığı yerlerde çalışan insanların bu gerginlikten etkilenmelerini görmek, anlamak zorundasınız. Kişinin kendi mesleki uygulamasından kaynaklanan sorunlar, psikiyatrik semptomlara yol açtığında, biz o mesleki uygulamanın özelliğini dikkate alarak hareket etmek zorundayız. Çünkü, mesleğin uygulamasının getirdiği problemler var.
       Kadınlar daha hassas
       Daha çok kimler müracaat ediyor size; gençler mi, kadınlar mı?
       Toplumun diğer kesimlerinden farklı bir dağılım yok. Ancak her zaman kadınlar daha hassastır.
       Polis intiharlarına ne diyorsunuz?
       Toplumun diğer kesimleriyle oranlar aynı ama haber oluyor, akılda kalıyor.
       Hafif psikolojik sorunlar dışında ne gibi hastalıklar görülüyor?
       Paronoid bozukluklar, kişinin etrafındaki herkesten şüphelenmesi hali. İntihara varacak depresyonlar bunlar. Kişinin kendini yetersiz, zayıf görme hali. Mani ise bunun tam tersi, hiç gerek yokken kişinin öfke ya da neşeye kapılması.
       Polis ikaz ediyor
       Sert bir yaklaşımı var karakolların; bu ilişki ne zaman medenileşecek?
       Polis karakolları insanların buluşmak için ardes verdikleri yerler değil. Suç ve suçlunun buluştuğu ya da bunlardan mağdur olan insanların geldiği yerler. Şöyle düşüneceğiz; bu tür yerlerde sesler, davranışlar sertleşir. Bu doğaldır.
       Bu ilişki nasıl yumuşayacak?
       Hiç olaylar olmayacak, polisler ne yapacaklarını şaşıracaklar, o zaman yumuşayacak.
       Polisin şiddetine maruz kalanlar var; mitinglerde dayak yiyen kişiler. Onlar nasıl etkilenir?
       Eylemci burada direnen kişi olduğu için, eylemde şiddet görse de psikolojik olarak az hasar görecektir. Zaten bu tür eylemlerde polis ikaz ediyor, ikazlar bittikten sonra oluyor her şey. Polisin amiri alıyor eline megafonu diyor ki “Size beş dakika süre veriyorum, dağılmazsanız toplum polisi sizi dağıtacaktır." Bir insan sonuçlarını bildiği bir işi yaparken çok fazla hayal kırıklığına uğramaz. Hayal kırıklığına uğramadığı için de çok fazla üzüntü yapacağını zannetmiyorum.
       Mesleğe uygun olmak
       Dayak atan polis akşam evine döndüğünde iş olarak mı görür o gün yaşadıklarını?..
       Muhtemelen. Size verilen bir emir var ve siz kanunlar çercevesinde işinizi yaptığınızda bundan üzüntü duyma hali söz konusu ise, siz mesleğe uygun bir insan değilsiniz. Siz “şiddet" diyorsunuz, “fiziki güç uygulama" diyebiliriz. Polisin görevleri içinde var bu. Toplulukları dağıtmak, uygun olmayan yerlerden uzaklaştırmak. Dünyanın her tarafında bu böyle.
       Polisler neden çok küfür eder?..
       Diğer Türk insanı ne kadar küfür ediyorsa polis de o kadar küfür ediyordur, bu mesleğe girdiği için küfür öğrenmemiştir. Mesleğe girdiğinizde zaten yeteri kadar küfür biliyorsunuzdur. Onu kullanır ya da kullanmazsınız. Sorun şu, daha çok göze batıyorlar. Aslında belli meslekleri yapanların bu türden şeyleri yapmamaları gerekir.
       Mesleğe başlayıp yaşadıkları stres nedeniyle “bu işi yapamayacağım" diye size gelenler var mı?
       Onlar ya istifa ediyorlar ya da uyum sağlayamadıkları için yönetmelikler gereği meslekten ihraç ediliyorlar.
       Streste ikinci sırada
       Polisin ruh sağlığı çabuk bozulur gibi bir kanı var...
       Polislik stres bakımından ikinci sıradadır. Hava trafik kontrolörleri birinci sırada.
       İşkenceye katılan hekimler olduğu söylenir...
       Tabip Odası’nın aldığı kararlar var bu konuda: “Hekim işkenceye katılamaz, seyretmeye zorlanamaz, aracı olamaz." Hekimin olmaması gereken bir yer orası. Hekimliği böyle bir amaçla kullanmak mümkün değil. İnsanların devletle kendi bedenlerini ayırmaları gerekiyor.
       Psikolojik işkence deniliyor...
       İnsana sürekli aynı şeyi vererek germeyi kastediyorsanız, bu toplumun her alanında var.
       Emniyette de işkence vardır o zaman...
       Bu ülkedeki herkes aynı eğitimden geçiyor. Bunlar zaman zaman öylesine bir arada yaşıyorlar ki, birbirlerine benziyorlar. Ailede başlıyor şiddet. Okullarda artık veliler karşı çıkıyor, eskisi gibi değil.
       Okullarda azalıyorsa emniyette de azalır mı?
       Sonucunda varılacak yer orasıdır herhalde.

© 2000 Milliyet