|
|
ABD Kürt devletine karşı Le Monde Diplomatique yazarı siyaset bilimci Dr. Gilbert Achar
NAKİ ÖZKAN
Dr. Gilbert Achar Fransa'da yayınlanan Le Monde Diplomatique gazetesinin yazarı. 8. Paris Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Paris Amerikan Üniversitesi'nde öğretim üyesi. Press Üniversitair Yayınevi'nden "Yeni Soğuk Savaş" adıyla bir kitabı yakında yayınlandı. Achar ile Amerikan politikaları üzerine konuştuk.
*Türkiye'nin Amerika açısından önemi nedir?
Türkiye'nin Amerika için Soğuk Savaş döneminden daha önemli bir rolü var. İki kutuplu dönemde, her iki blok da öbürünü durdurmaya, kendi sınırları içine hapsetmeye çalışıyordu. Türkiye de Sovyetler Birliği'nin sınırları içine hapsedilmesinde önemli bir rol oynuyordu. NATO zincirinin temel halkalarından biriydi. Oysa bugün, Amerika fiilen SB'nin eski topraklarında aktif olmak istiyor. Hazar yöresi ve Orta Asya, Amerika için ekonomik ve stratejik açıdan önemli. Bu koşullarda Türkiye, Amerika için kilit bir müttefik haline geldi.
Amerika'nın stratejik öncelikleri açısından Türkiye'nin istikrarı önde gelir. Amerikalılar Avrupalı müttefiklerine Türkiye'nin AB'ye alınması için baskı yapıyorlarsa bunu nedeni sembolik değil. Amerika, AB'ye dahil olursa Türkiye'nin kendisine bir maliyeti olmadan ekonomik sorunlarının çözüleceğini düşünüyor. Maliyeti Avrupalılara fatura etmek için Türkiye'nin AB'ye alınmasını istiyor. Sanki "Askeri işleri biz, ülkenin inşasını da siz yapın" diyor.
*Kuzey Irak'ta Amerikan politikası Kürt devletinden yana mı?
Eğer Türkiye'nin rızası olmuş ve sorun bu yönden çözülmüş olsaydı, Amerikalılar bir Kürt devletinin kurulmasına taraftar olabilirdi. Ama bu hayali bir şey. Gerçekte ise, ABD, Türk ordusunun iradesinin dışında hiç bir şey yapmaz. Öte yandan ABD'nin diğer önemli müttefiki Suudi Arabistan da, Irak'ın bölünmesini kabul etmiyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin stratejik, Suudilerin ekonomik güçlerini bir araya koyduğumuzda, bölgede Kürtlerin bir devlet kurması hele Amerikalılar tarafından desteklenerek bir devlet kurması hayalden başka bir şey değildir.
*ABD'nin artık müdahale politikalarına döndüğünü söyleyebilir miyiz?
İlk deneme 1989 Panama müdahalesinde yaşandı. Körfez Savaşı da dönüm noktası oldu. Ancak, ABD'nin gerçek anlamda dünya jandarması olmaya hazır olduğu, her yerde düzeni sağlayan ve her tehditte bir karşı rol oynamak istediği sonucunu da çıkartmamak lazım. ABD'nin aktif bir müdahale döneminde olduğunu söyleyebiliriz ama bu seçmeci, hayati çıkarlarına yönelik bir müdahaleciliktir.
*Bosna'ya ciddi bir müdahale olmadı...
Uzun süre tereddütten sonra müdahale etti. NATO'nun hava harekatını aslında Amerikalılar yürüttü. Dayton Antlaşması da ABD'de yapıldı. Bugün de Bosna'da Amerikan askerleri var. Önce Avrupalı müttefiklerinin ne yapacağını da görmek istiyorlardı. İlla da Makyevelci hesaplar yaptıklarını iddia edecek değilim. Ama, Amerikalılar Avrupalıların kendi kıtalarında çözemedikleri problemleri çözebileceklerini Bosna'da göstermiş oldular.
*Amerika'nın Kosova'da doğrudan bir çıkarı var mı?
ABD Bosna müdahalesinden sonra, fiilen Balkanların bu bölümünde güvenlikten sorumlu hale geldi. Bir kez müdahale ettikten sonra, benzer bir olayda müdahale etmezseniz sizin müdahale etme yeteneğiniz sorgulanır. İnandırıcılıklarını korumak için müdahale etmek zorundaydılar.
*Son kitabınızın adı "Yeni bir Soğuk Savaş". Bu, aşırı bir tanımlama değil mi? Bugünkü güç dengeleri Rusya'nın ve Çin'in aleyhine...
Belirmekte olan bu yeni "Soğuk Savaş"ta ideolojik çatışma, saflaşma sözkonusu değil. Post - ideolojik diyebileceğimiz, bir hegemonya ve etkinlik mücadelesi var. Burada Rusya ve Çin aynı, Batı Avrupa ve Amerika diğer safta.
Soğuk Savaş'ın başladığı yıllarda askeri dengesizlik çok daha fazlaydı. Amerika'nın atom silahı vardı, Rusya'nın yoktu. Bu askeri açıdan nitel bir farklılıktı. Soğuk Savaş için ille de belli bir güç dengesinin olması şart değil. Çin ile Amerika'nın ilişkileri son 25 yılın en kötü döneminden geçiyor. Çin, Rusya'nın en iyi askeri müşterisi. Rusya ile Çin arasındaki askeri işbirliği çok ileri noktalarda. Çin, Batı'nın kendisini silahlandırmayacağını biliyor. Çin ve Rusya arasında kendiliğinden bir ittifak oluştu. En güçlüye karşı zayıf olanların ittifakı bu. Amerika kendisine karşı böyle bir ittifakın oluşmasını engelleyemedi.
|
|