|
|
Nükleer macera iptal yolunda
Yarın son gün.
Ankara kulislerine göre Başbakan Bülent Ecevit ve DSP, geri teknolojili nükleer santrali zaten baştan beri içine sindirememişti. Hükümetin MHP kanadı da atom bombası hayaliyle nükleer teknolojiye girme ısrarından (durumu inceleyip, gerçeği öğrenince) vazgeçmiş. Demirel'in yeniden Cumhurbaşkanlığı'nın suya düşmesiyle birlikte müdahil ağırlığı ve baskısı da yok olmuş.
Hazine de bu devlet ihalesine garantör olmayı, uygulanan ekonomik programa ters düştüğü için kesin ve net bir dille reddettiğine göre...
Başbakanlık, 5. kez ertelenen nükleer ihale ile ilgili son noktayı umarız yarın koyar. Ve Batılı ülkelerin kurtulmaya çalıştığı geri teknolojili, yüksek riskli, üstelik de pahalı nükleer santrallerin ülkemize kakalanma tehlikesi de böylelikle ortadan kalkar.
İhale iptal etmek dünyanın sonu değil. Her ülkede çok sayıda ihale (neredeyse ihalelerin yarısı) değişik nedenlerle iptal ediliyor. Hatta işe başlanıp yarılandıktan sonra bile iptal edilenler var.
Buna karşılık ihalenin daha fazla sürüncemede kalması pek çok bakımdan sakıncalı: Bürokratlar üzerinde baskılar artıyor. Dedikodular ayyuka çıkıyor. Yabancı kreditör kuruluşlar nezdinde stand - by'ı uygulamadaki ciddiyetimiz konusunda (daha önceki sabıkalarımızın da etkisiyle) tereddütler yoğunlaşıyor. Hazine'nin garantörlüğünün gerekrtiği para az - buz değil: 3,5 milyar dolar. Dolayısıyla nükleer ihalenin akıbeti, dış finans kurumları açısından bu son stand by'la ilgili önemli 4 - 5 testten biri.
Neresi rezillik?
Hal böyleyken ANAP'lı Enerji Bakanımız Cumhur Ersümer kalkıp, "ihale sonuca bağlanmadığı için teklif veren şirketlere ve dünyaya rezil oluyoruz" diyebiliyor.
Neden rezil oluyormuşuz?
Kime rezil oluyormuşuz?
Dünyanın terk ettiği riskli bir teknolojiye kucak açılmasına hayır diyerek mi rezil oluyoruz?
Yoksa turistik bir bölgemizi yok edeceği yetmiyormuş gibi kws'si 4.2 sentlik elektriği TEAŞ'a 8 - 9 sente, yani 2 kat pahalıya satmasına itiraz etmek mi rezillik?
İhale bugün sonuçlansa 8 - 9 yıl sonra devreye girecek olan santralin elektrik gereksinmemizin sadece yüzde 2'sini karşılayacağını, dolayısıyla enerji açığımızı kapatmak gerekçesinin geçersiz olduğunu da artık biliyoruz!
Böyle riskli bir karar, değişik çıkar ve baskı gruplarının ağırlığı da alabildiğine sürerken, herhalde kolayca ve Enerji Bakanlığı'nın arzusu doğrultusunda verilemeyecekti!
Eğer yabancılara rezil olmaktan bu kadar çekiniliyorsa, Yap - İşlet - Devret'le yükü devletin üzerine yıkan bu ihale iptal edilir ve Enerji Bakanlığı Yap - İşlet'le yeni bir ihale açar! İşte o zaman biz de bu ihaleyi almak için birbirini boğazlama noktasına gelen konsorsiyumların, riski Hazine değil de kendilerinin üstlenmesi gerektiğinde aynı ölçüde hevesli olup olmadıklarını görme fırsatını buluruz!
Zaten Türk kamuoyu, MHP'li Ulaştırma Bakanlığı'nın geçen haftaki şaibesiz ve çok başarılı GSM ihalesine tanık olduktan sonra ANAP'lı Enerji Bakanlığı'ndan da benzeri bir şeffaflık ve performans bekleyecektir.
Kapalı kapılar ardında ihale pazarlıkları yapılması dönemi artık geride kaldı.
1997'de açılmış ihalenin salt bu nedenle bile iptal edilmesi zorunlu.
Yeni nesil nükleer santraller yolda
Güzelim turistik bölgemizi, 17 yıldır tek bir ihale alamamış Kanadalı nükleer santral üreticisi Candu'ya teslim etmeyeceğiz herhalde! Ama geri teknolojisi ve yüksek riski nedeniyle yıllar boyu sipariş alamayan tek nükleer santral üreticisinin Candu olduğunu da sanmayın sakın.
Gerek ABD'de, gerekse Almanya ve İsveç gibi birçok Avrupa ülkesinde nükleer santral inşa etmek bir yana, mevcut nükleer santrallerden kurtulmak yönünde çalışmalar her geçen gün artarken, nükleer atıklara da hala bir çözüm bulunabilmiş değil.
Zaten nükleer enerjiyi teşvik etmek üzere kurulmuş Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Başkanı bile "sonsuz ve ucuz enerji hayallerinin fiyaskoyla sonuçlandığını" itiraf ediyor.
Son yıllarda sipariş alabilmiş tek bir nükleer santral üreticisi bulunmaması da bunun kanıtı. Dünyada en son nükleer santral siparişi, 4 yıl önce Brezilya hükümeti tarafından Siemens'e verilmiş.
Lafın kısası, nükleer sektör can çekişiyor. Bu sektörde son yıllarda işten çıkarılan mühendis sayısı 80 bini buldu. Şu anki tek faaliyetleri, mevcut santrallerin işletilmesi, bakımı ve 5 - 6 yıl önce siparişleri verilmiş santrallerin inşaatı. Bir de yeniden doğabilmek için geliştirmekte oldukları yeni nükleer teknoloji.
Evet gerek ABD, gerekse Avrupa'da daha güvenli, riski az ve daha temiz nükleer teknoloji için harıl harıl Ar - Ge faaliyetleri yapılıyor. Hatta Finlandiya, bu yeni teknolojili nükleer santrallerden önümüzdeki dönemde sipariş vermeye hazırlanıyor.
Nükleer enerjiye girme konusunda 20 yılı aşkın süre kararsız kalıp bu kadar geciktikten sonra neden birkaç yıl daha sabredip, örnek aldığımız Batı'da inşaatına başlanacak yeni nesil nükleer santralleri beklemeyelim?
Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr
|
|