22 Nisan 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
   SİNEMA
   KİTAP
   MÜZİK
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Gül gibi bir kült figür

Rosa Von Praunheim, eşcinsel haklarını savunan manifestolar niteliğindeki filmleriyle Festival'i marjın dışına çıkarıyor


san03.jpg        Sapık olan homoseksüel değil, içinde yaşadığı koşullardır. Marjinal Bir Kült Figür unvanıyla İstanbul Film Festivali'ne konuk olan Rosa Von Praunheim, altıncı filmine bu haklı ve akıllıca önermeyi isim olarak koydu: "Nicht der Homosexuelle ist pervers, sondern die Situation, in der er lebt." Yıl 1970'ti. Kızılca kıyamet koptu. Alman televizyonu için çektiği bu belgesel hemen yasaklandı. Sinemalarda gösterime girince de eşcinseller Von Praunheim'a karşı tavır aldı.
       1942 yılında Letonya'nın başkenti Riga'da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan İkinci Dünya Savaşı koşullarında mucize eseri sağ kalabilen, sosyalist devrimci görüşlü Holger Mischwitzky, toplumda saygın bir konuma sahip tekeşli burjuva eşcinsel tipine saldırıyordu. Bir ayağı ABD'de olan yönetmen bir tür eşcinsel sosyalist devrimin manifestoları niteliğindeki filmleriyle sinemacı provokatör rolüne soyunmuştu çoktan.
       Von Praunheim, amatör formatlarda (16mm, 8mm) kısa metarjlı yeraltı filmleri yaparak sinemaya başladı. Asistanlığını yaptığı yönetmenler de eşcinsel kimlikleriyle öne çıkan Markopoulos ve Schroeter idi.
       Sivri dilli parodileri, pornografiden, küstah ve saldırgan olmaktan çekinmeyişi, sinemayı bir eylem olarak kullanmasıyla hiç gündemden düşmedi. AIDS'ten korunma hakkında uyarıda bulunurken eşcinsellerin fena halde gözünü korkutan filmlerinden, tanınmış kişilere eşcinsel olduklarını itiraf ettirdiği
       televizyon programlarına sevilen - nefret edilen kült ikilemini doya doya yaşadı.
       Bazen skandal olarak yorumlanan, öyle olmasa da tepkiler çeken filmlerini hız kesmeden sürdürüyor, Von Praunheim. Kendini heteroseksüel egemen topluma ayak uydurmaya, karşı cinsle ilişki kurmayı tercih edenleri rencide etmemeye zorunlu hissetmiyor.
       Bugün izleyeceğimiz "Neurosia: Sapkınlığın 50 Yılı" adlı filminde de kendisini ve onu var eden çevreyi eleştiriyor. Bir kadın muhabir, son filminin galası sırasında sahnede öldürülen Rosa von Praunheim'ın yaşamını araştırmaya başlar. Kıskanç bir aşık mı, devlet mi, kim öldürmüştür Von Praunheim'ı?
       "Kendi Kendimin Kadınıyım", Almanya'da eşcinsel özgürlük hareketinin önderlerinden Charlotte von Mahlsdorf'un yaşamöyküsünü anlatıyor. Asil adı Lothar Berfelde olan bu kişilik Nazileri bile aşmayı başararak Federal Hizmet Haçı dahi aldı!
       "Seksin Einstein'ı - Dr. Magnus Hirschfeld'in Yaşamı ve Yapıtları"nı Von Praunheim "en konvansiyonel filmim" diye tanımlıyor. Dolasıyısıyla, bu kült figüre mesafeli yaklaşanlar Locarno Film Festivali'ne seçilmiş ve beğeni toplamış bu filmi, yirmili yıllarda Berlin'de önemli bir seksoloji enstitüsü kuran bir bilim adamının yaşamöyküsünü, ilgiyle izleyebilir.
       Von Praunheim'ın bir filmi de Erotik Öyküler III kapsamında gösterilen "Sosisiniz olabilir miyim, lütfen?". Pornografi yıldızı Jeff Stykwer, Hollywood'da yerleştiği otel sakinleri tarafından "Seni yerim sosis!" iştahıyla bağırlarına bastıkları genç adam rolünü üstleniyor.

© 2000 Milliyet