Milpa
22 Nisan 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
"Sosyal uzlaşmanın" neresindeyiz?

Siyaset Kürsüsü

Ufuk Söylemez
DYP Milletvekili

       Türkiye'de enflasyonla mücadeleye yönelik olarak uygulanan istikrar programı, toplumun geniş kesimlerinin önemli ölçüde fedakarlığını gerektiriyor. Ekonominin küçülmesi ve daralması pahasına kolektif olarak katlanılması istenilen fedakarlık, sosyal maliyet ve külfet, gelecekte enflasyonun düşeceği beklentisine dayandırılıyor.
       Bu nedenle bu tür programlarda, programın başarı şansı ve itibarı, önemli ölçüde toplumun geniş kesimleriyle oluşturulacak bir konsensüs ve toplumu temsil eden kurumların katılımı ve iletişimine dayalı bir toplumsal uzlaşma arayışından geçer.
       Bu aşamada Türkiye'de üyelerinin % 90'ından fazlası KOBİ boyutunda olan iş dünyasının örgütü TOBB ve ihracatçıların üst kuruluşu TİM'in geçtiğimiz günlerde "Türkiye Enflasyonu Yeniyor" sloganı altında sivil bir inisiyatif başlattığını gördük.
       Bu inisiyatif, fiyat bekleyişlerinin kırılması yolunda psikolojik faktörlerin etkileri ve ekonomide yaratılacak iklim açısından önemli bir adımdır. Ancak bürokratların ve bazı sivil toplum örgütlerinin iyi niyetli çabaları, "radikal bir uzlaşma" anlayışından hala uzaktadır.
       Geçmişteki bazı ülke deneyimlerine bakıldığında, daha programın hemen başında toplumun değişik kesimlerinin rızası alınarak bir toplumsal anlaşma zemini hazırlanmış olduğu, hükümetin koordinasyonuyla tüm kesimlerin temsilcilerinden oluşan bir komisyon ya da konseyin aktif olarak programda görev aldığı görülüyor.
       Bizde ise hükümetin ısrarla bir "ekonomik ve sosyal konsey" oluşumuna uzak durması, toplumu temsil eden kurumların aktif katılımı ve iletişimine dayalı bir toplumsal uzlaşma arayışının kendi haline bırakılması ve "siyasi mahcubiyet" halinin devam ediyor olması, azami bir konsensüs ve sosyal uzlaşma ortamını yeterince sağlayamamaktadır.
       Bu nedenle hükümetin programı sahiplenme ve koordinasyonda yetersiz kaldığı bir ortamda, - programın başlamasından dört ay sonra - sosyal sorumluluk hisseden kendiliğinden oluşumların ortaya çıkması doğal karşılanmalıdır. Bu tür inisiyatiflerin programın başında bir eşgüdüm ve koordinasyonla, planlı bir biçimde harekete geçirilmesi - daha önce defalarca vurguladığımız gibi - çok daha etkili olabilirdi.
       Geç kalınmamış olduğu düşünülse bile; siyasal iktidarın, ayrıntıları ve sonuçları iyi düşünülmüş bir sosyal uzlaşma projesinin hayata geçirilmesinde hala bir çaba veya niyet içinde olduğu konusunda kuşkularımız sürüyor.
       Diğer yandan enflasyonist bekleyişlerin kırılması "pembe tablolar" sunulmasıyla ilgili de değildir. Ekonomideki koşulların objektif bir biçimde açık yüreklilikle anlatılması ve bunun neden - sonuç ilişkilerinin şeffaf bir biçimde kamuoyunda tartışılması gerekir.
       Örneğin, 1998 yılında IMF ile yapılan ve 1999 yılında % 35 enflasyonu hedefleyen ancak enflasyonun % 68.8'e çıkmasıyla sonuçlanan yakın izleme anlaşması hiçbir zaman gündeme getirilmedi. Ekonomide son 55 yılın en büyük daralması, ihracatın 5 yıldan beri dolar bazında ilk kez gerilemesi, yeterince tartışılmadı, irdelenmedi. Bankacılık Üst Kurulu'nun yapılan atamalarla gerçekten bağımsız, tarafsız bir ihtisas kurulu olup olmadığı sorgulanmadı. IMF'nin sunduğu programın bir tabu olmadığı, gerekirse eksik ve yanlış görülen yönleriyle yeniden müzakere edilebileceği konusundaki yaklaşımlar göz ardı edildi.
       Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ekonomideki gerçeklerin sağduyuyla ortaya konması, programın inandırıcılığı açısından önemli bir adım olacağı gibi, siyasal demokrasi açısından da anlamlıdır.

       NOT: Bir Fenerbahçeli olarak Galatasaray'ın hepimizi sevindiren başarısını tüm içtenliğimle kutluyorum. Kopenhag'da yapılacak olan final maçında da başarılarının devamını diliyorum.

© 2000 Milliyet