|
|
Biz...
İlk yazı. Yani sizlerle yapılacak sohbet yolculuğunun ilk durağı. Her hafta buluşacağımız bu durakta sizlerle ekonominin gündemini değerlendireceğiz. Ne yapılıyor, ne konuşuluyor onu tartışacağız.
İlk yazının başlığını 'biz' olarak koydum çünkü ben, yaş ortalaması 25 olan bir ekonomi servisinin müdürüyüm. Her gün elinize alıp okuduğunuz ya da bilgisiyarın başında merak ettiğiniz bölümleri tıklayarak gezdiğiniz Milliyet'in ekonomi sayfalarını ekibimle beraber hazırlıyoruz. Alışverişten emlağa, iş fırsatlarından ropörtajlara ve tabi borsaya, finansa, dünya ekonomisine kadar pekçok başlık altında sayısız haber, veri, fotoğraf buluyorsunuz sayfalarımızda.
"N'apalım herkes aynısını yapıyor" dediğinizi duyar gibiyim. İşte bir kaç cümleyle farkımız: Birincisi Milliyet ekonomi sayfalarında haber hala birinci derecede önemli. Bizi okuyanlar ekonomi dünyasını ilgilendiren pek çok önemli haberi hep ilk duymanın keyfini yaşadılar. İkincisi herkese eşit mesafedeyiz. Üçüncüsü de ekonomi servisinde çalışan hiç bir arkadaşımız borsada oynamıyor. Etik değerlere, gazetecilik hak ve sorumluluklar bildirgesine sonuna kadar sadığız. Ve daha daha... N'apalım farklıyız.
Milliyet'in yaptığı son atakla birlikte sayfa sayılarımız arttı. Daha önce hiç bir gazetenin vermediği ölçüde zengin borsa ve finans verileriyle okurumuzun karşısına çıktık. Geçenlerde bize e-mail atan bir okur 'o kadar kapsamlı veriler yayınlıyorsunuz ki ekonomi dergisi almamıza gerek kalmadı' diyordu.
Cebe rekabet geldi
Şimdi herkes 'yeni ekonomiyi' konuşuyor. Yeni ekonomi demek hızlı iletişim demek. Artık dünya nefesini tutmuş, 'eski ekonomiyi' temsil eden sanayi şirketleriyle 'yeni ekonomiyi' temsil eden telekom, bilgisayar şirketlerinin baş döndüren kavgasını izliyor. Bu kavganın en net görüldüğü yer teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Borsası ile sanayi şirketlerinin işlem gördüğü Dow Jones. 2000 yılı başına kadar Nasdaq hisselerinde süre gelen nefessiz yükseliş uzmanların uyarılarına neden olmuş ve başta ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan olmak üzere pek çok kişi 'balonun bir gün patlayacağı' uyarısında bulunmuştu.
Nitekim geçen ay Nasdaq'da başlayan düşüş bir ayda 1 trilyon gibi bir kayba neden oldu. Piyasanın uzmanları özellikle Microsoft'u 'tekel' olmakla suçlayan yargı kararından sonra başlayan düşüşün, bir süre daha devam edeceğini düşünüyor.
Türkiye de, bu günlerde 'yeni ekonominin' baş rol oyuncularından birini, 'GSM' ihalesini konuşuyor. İki yeni cep telefonu ihalesinin ilk raundunda İş Bankası'nın sürpriz bir şekilde 2.5 milyar dolar vererek piyasaları dalgalandırması haftaya damgasını vurdu. Pek çok kişi bu olayın rantabl olup olmadığını tartıştı durdu. İkinci ihale ise cuma günü yapıldı. İhaleye katılan diğer dört grup yabancı ortaklarıyla görüşmeleri gerektiğini söyleyerek pazarlığın ertelenmesini istediler. Yeni açık artırma pazartesi günü yapıldı. Ancak bu parayı veren olmadı. Şimdi 15 gün içinde yeni ihale açılması bekleniyor. Bu ihalede sürpriz yeni ittifaklara hazır olmak gerekir.
İş Bankası'nın verdiği 2.5 milyar dolar için yüksek tanımını yapanlar sanırız dünyayı pek yakından takip etmiyorlar. Bizimle aynı günlerde İngiltere'de internette sürdürülen GSM açık artırmasına beş şirket katılıyor. Şirketlerin her bir hat için önerdiği fiyat 6 milyar dolar. Yani devlet bir kerede 30 milyar dolar kazanacak. Üstelik ihale henüz tamamlanmadı. Bu rakamların üstüne de çıkılıyor. Türkiye'nin milli geliriyle İngiltere'ninki aynı mı diye düşünenler çıkabilir. Ancak buna bizce en güzel cevabı İş Bankası Genel Müdürü ihaleyi kazandıkları gün verdi: Evime badanaya gelen beş boyacının beşinde de cep telefonu vardı. Biz bu pazarda verdiğimiz parayı rahat rahat çıkarırız..
Şimdi evlenmek moda
Dünya ekonomisine son dönemde en önemli damgayı birleşme operasyonları vuruyor. Bankacılıktan sağlığa, medyadan otomotive hemen her alanda yaşanan birleşmeler ekonominin gündemini belirliyor. Medya alanında AOL - Time Warner'ın 350 milyar dolarlık, telekomünikasyon alanında Vodafone - Mannesman'ın 180 milyar dolarlık , ilaçta Glaxo Wellcome - Smith Kline'ın 182.4 milyar dolarlık birleşmeleri ilk akla gelenler.
İster istemez dünyadaki rüzgar Türkiye'yi de etkiliyor. Türkiye'nin en büyük holdinglerinden Sabancı Holding'in bir numaralı ismi Sakıp Sabancı bundan kısa bir süre önce, Koç'a ve Doğuş'a evlenme çağrısı yaptı. Öncelikle turizm alanında grupların otellerini birleştirmesini ardından bankalarını bir araya getirmesini önerdi. Bu öneri geniş yankı buldu. Teklife muhatap olan gruplar da 'neden olmasın?' diye cevap verdiler. Peki her şey güllük gülistanlık mı? Türkiye'nin en büyük grupları birleşme için hazır mı? Gelin biraz geçmişe gidelim.
Biliyor muydunuz, Yapı Kredi'de Sabancılar'la Şahenkler yani Doğuş grubu ortaktı. Daha sonra anlaşamayıp bankayı Çukurova Grubu'na devrettiler. Sabancı ve Koç da Garanti Bankası'nda ortaktı. Ama yine bazı sorunlar yüzünden banka Şahenk Ailesi'nin oldu.
Siyaset...Siyaset...Siyaset
Aslında bir ekonomi yazısının ara başlığı 'Para...Para...Para' olmalıydı. Ama Türkiye'de ne yazık ki her şey siyasete endeksli. Ekonomiyi o kadar derinden etkiliyor ki siyasi gelişmeler, ufuklar alabildiğine daralıyor.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bir beş yıl daha bu makamda kalmasını sağlayacak Anayasa değişikliği oylaması, ekonominin de gündemini belirledi. 'Demirel giderse istikrar bitercilerle', 'hiç bişi olmazcılar' tartıştı durdu. Oylama öncesi borsa biraz düştü, faizler de iki puan çıktı ama sonuçta Demirel'in seçilememesine rağmen hükümetin kalmasıyla şimdilik 'hiç bişi olmazcılar' kazandı.
Zirvelerden zirve beğen
Türkiye, Refahyol hükümeti döneminde kendini Milli Güvenlik Kurulu'nun toplantı günlerine endekslemişti. Toplantıya bir hafta kala gündem bu toplantıdan çıkacak sonuçlara ilgili senaryolara kilitlenir ve beklentilere göre hareket edilirdi. Şimdilerde ise herkesin gözü liderler zirvesinde. Sağ olsunlar onlarda bizi zirvesiz bırakmıyorlar. Tüm kritik konularda toplanıveriyorlar. Bu günlerde yine toplanacaklar ve yeni cumhurbaşkanı ismi üzerinde uzlaşmaya çalışacaklar. Bu sefer işleri pek kolay görülmüyor. Çünkü her parti kendi adayının seçilmesini istiyor. Aday çok. Hatta liderlerden birinin de cumhurbaşkanlığı için çok hevesli olduğu söyleniyor: ANAP Lideri Mesut Yılmaz. İş dünyasının kimi ünlü isimleri de Yılmaz'ı desteklediklerini söylüyorlar. Ama iş dünyası için hükümet cumhurbaşkanlığından daha önemli. Ve kendi aralarında yeni dönem için ilginç bir senaryo konuşuyorlar.
İş dünyasının senaryoları
Senaryoya göre daha önce Güniz Sokak'taki evinde oturup tavuklara bakmayacağını ilan eden Demirel, yakın bir gelecekte DYP'nin başına geçecek. Bunun için verilen tarih ise en geç DYP'nin temmuzdaki olağan kongresi. Senaryoya göre Demirel DYP'nin başına geçecek, DYP hükümete girecek. Özellikle Anayasa değişikliği sırasında sıkıntılar yaşayan koalisyondan ANAP'ın ayrılacağı, yerine Demirel'li DYP'nin geleceği söyleniyor.
İş dünyasının Ankara'ya yakın kaynaklarının koalisyonla ilgili konuştukları böyle.
|
|
|