29 Nisan 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
   SİNEMA
   KİTAP
   MÜZİK
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Kürdün Meyhanesi anılarda

Naif ressam Fahir Aksoy’un bir resmine de adını veren “Kürdün Meyhanesi" adlı kitabı Can Yayınları’ndan çıktı

İLKE KAMAR


san04.jpg               60’larda Ankara’da bir lokanta. Aydınların ve sanatçıların buluşma yeri ve gazetecilerin sürekli uğrak yeri: Yeni Hayat Lokantası ya da daha çok bilinen adıyla Kürdün Meyhanesi. Fahir Aksoy’un Can Yayınları’ndan çıkan “Kürdün Meyhanesi" adlı kitabında Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Çetin Altan, Mehmet Kemal, Cihat Burak, Fikret Otyam, Cüneyt Arcayürek gibi pek çok aydının meyhanede geçen anıları yer alıyor. Ayın ilk günleri, küçük maaşlı memurların “Bir günlük saltanat saltanattır" diyerek gittiği Kürdün Meyhanesi’ne aydınların dışında, davetsiz misafirler (sivil polisler) de uğrarmış. Kitapta, bu mekandan ve o dönemden kesitler bulmak mümkün.
       40’lı yılların düşünce ve sanat hayatı nasıldı?
       Özellikle sol kanattan düşünürler ve sanatçılar, ağır baskılar altındaydı. Nihal Atsız gibi fanatikler, başta “Orhun" dergisi, öteki dergi ve gazetelerle çatışma içindeydi. Ünlü Sabahattin Ali - Nihal Atsız davası Ankara’da görüldüğü sırada birçok olay çıkmıştı. Aziz Nesin ile Mehmet Ali Aybar’ın yayımladıkları “Marko Paşa" dergisi kapatılmış, sonra başka adlarla çıkan dergi susturulmuş ve yazarları mahkemeye verilmişti. Rıfat Ilgaz, Hasan İzzettin Dinamo gibi değerli şairler hapse mahkum edilmişler, sol eğilimli Tan gazetesi saldırıya uğramıştı.

       Bohem hayatına toplumcu yazarların tepkisi neydi? Sanatçıların meyhanelere yaklaşımından söz eder misiniz?
       Toplumcu yazar - çizerlerin bohem hayatına olumlu ya da olumsuz tepkileri yoktu. Onların içinde bulundukları şartlardan dolayı yaşam biçimleri bohemdi. 1940’ların yüksek siyasetçileri böylesine yaşamayı adeta zorunlu kılmıştı... Meyhane ise geçici de olsa, kısa vadeli bir mutluluktan tad almak için sığındıkları bir otağ gibiydi.

san041.jpg        Resmi çevreler sanatçıları nasıl değerlendiriyordu?
       Bazı aklıbaşında kişileri bir yana bırakırsak genel olarak “serseri", “bir baltaya sap olmamış" gibi küçültücü sıfatlarla anarlar ve “bunların hepsi komünist" derlerdi.

       Anılarınıza yansıyan çevreyle günümüzün benzeyen yanları, sizce neler?
       Olumlu yönde küçük çapta değişmeler olsa bile kökten değişmeler olmadı. Telif hakları biraz yükseldi. Yayın çoğaldı. Ama kitap okuma azaldı.
       Bütün olumsuzluklar karşısında “düzelecek inşallah" diyerek işi Allah’a havale ede ede, bilinçten yoksun bir millet olduk. Olumlu yönde etkinliklerini sürdüren, çağdaş kafalı, bilim, kültür ve siyaset adamları ve kurumları yok değil ama seslerini duyuramıyorlar. Yakında mı, uzakta mı bilmem ama belki bir gün bu ülkede de bilgelik, erdemlik sevgisi yarışına tanık olunur...



© 2000 Milliyet