|
|
Ayıp ve yazık Gürel Yurttaş
Ayıp... Doğrusu çok yazık...
Ayıp; futbola... Yazık Trabzonspor'a...
Türk futboluna adını "dördüncü büyük" olarak yazdıran, mazisinde kupalar, başarılar bulunan bir takıma bu yakışır mı? Peşinde diyar diyar dolaşan, elinden geldiğince sana destek olmaya çalışan taraftara bu yapılır mı? İyi oynarsın, kötü oynarsın... Yenersin, yenilirsin, berabere kalırsın... Ama bu kadarı da... Hiç yakıştı mı?
İstanbulspor haftalardır kazanamıyor. Ligde kalabilmek için son şanslarını kullanıyor... Hırsla, canla ve başla oynaması beklenen bir takıma karşı Trabzonspor Teknik Direktörü Giray Bulak'ın çıkardığı kadroya bakın. Hami yedek... Vugrinec de yanında... Yetmedi Orhan ve Tamer de öyle... Savunmada Gökdeniz oynuyor. Orta sahada oyunu kurması için Hüseyin görev yapıyor. Sezonun en kötülerinden biri olan Fatih'ten gol bekleniyor. Eintracht Frankfurt'un neden gönderdiği artık iyice belli olan Erol'un ne yapmaya çalıştığını kendisi gibi kimse anlayamıyor. "Futbolu beyniyle oynuyor" diye alınan Nikolovski, ayaklarına hükmedemiyor. İşin en ilginci ne, biliyor musunuz? Trabzonspor 2 - 1 yenik duruma düşmüşken Bulak, "savunmaya takviye olsun diye" Mehmet'i oyuna alıyor. Doğrusu şu ki; dünkü Trabzonspor'da oynayanlara o formalar hiç yakışmıyor.
İstanbulspor'u kutluyoruz....
Zeki'si, Emre'si, Güven'i, Petkov'u... Ve de büyük ustası Aykut'uyla alkışlıyoruz...
Beşiktaş kalecisi Fevzi'yi aratmayacak şekilde ıska geçen ve takımını yenik duruma düşüren Haluk'a rağmen yılmadılar. İlk yarıyı 1 - 0 mağlup kapattılar, yılmadılar. Hırsla oynadılar, disiplini bir an olsun elden bırakmadılar. Ve birbirinden güzel beş golle sahadan galip ayrıldılar. İstanbulspor belki ligde kalacak... Belki de düşecek... Ama şu bir gerçek ki; dünkü futbolları ve golleri uzun yıllar unutulamayacak.
Son sözümüz Trabzonspor'a... Sezon bitti, yenisine bakalım. Şimdiden kolları sıvayalım. Kangren kansere dönüşmeden neşteri vuralım. Yoksa yarın çok geç olacak, "dördüncü büyük Trabzonspor" mazide kalacak.
|
|
|