30 Nisan 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Tunca BENGİN Fotoğrafı: 7516 bayt
Kantinler ölüm satıyor

       Önce simit, sonra fındık... Son bir ayda İstanbul, Adana, Malatya, Amasya, Kocaeli, Nevşehir, Kahraman Maraş'ta binlerce öğrenci hastanelik oldu. Suçlu kim? Sağlığa zararlı, pis, ne idüğü belirsiz gıda maddelerini satanlar mı yoksa satılmasına göz yumanlar mı? Sağlık Bakanlığı fırını, lokantayı, pastaneyi denetliyor ama; okul kantinlerini pas geçiyor. Niye; çünkü kantin standardı yok. Ve de hangi okulda kaç tane kantin var bilmiyor. Çocuklara temizlik, ahlak dersi veren okullar, Milli Eğitim Müdürlüğü kantinleri umursamıyor. Oysa öğrencilerin beslenme çantalarındaki yiyeceklerden dahi sorumlular. Ya okul öncelerinde açıkta satılan yiyeceklere ne demeli? Lahmacundan, çiğ köfteye ne ararsan var. Hem de İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi'nin belediyeleri uyarmasına rağmen!..
       Bu konuda Meclis'in 11 numaralı kararında aynen şöyle diyor:
       "Okul kantinlerinin ve burada çalışan personelin sağlık yönünden kontrol altına alınması, okul çevresinde açıkta gıda satımının engellenmesi, öğrencilerin beslenme çantalarında bulunan yiyeceklerin öğretmenler tarafından kontrol edilmesi, lavabo, tuvalet ve mutfakların günlük dezenfeksiyonunun sağlanması, okul içi ve çevresinde biriken çöplerin her gün poşetlenerek toplanması..."

Karar var da

       Uygulanıyor mu? Ya da her yer dört dörtlük mü? Hayır. Simit, fındık rezilliği çıkmasa kimsenin göreceği de yok. İl Sağlık Müdürü Dr. Mecit Çalışkan, şunları söylüyor:
       "Yasa gereği gıda ile ilgilenen işyerlerini üç ayda bir periyodik olarak denetliyoruz. Çalışanların portör muayeneleri yapılıyor. Amaç, taşıyıcı hastalıkları olup olmadığını tespit etmek."
       Ya okul kantinleri?
       "Hangi okulda kantin olduğunu bilmiyoruz ki? Zaten ciddi işyerleri gelin bizi kontrol edin diye kendisi başvuruyor. Simit aldığınız yerin sağlıklı olup olmadığını merak etmez misiniz?"
       Gelin bakın diyen oldu mu?
       'Hayır... Ama simit olayından sonra denetlemeye başladık."
       Sonuç?
       "Çalışanların muayeneleri yapıldı. Alınan örneklerin mikrobiyolojik analizleri sürüyor..."
       Haydi buyrun bakalım. Türkiye'de milyonlarca öğrenci var. İstanbul böyleyse gerisinin halini siz düşünün. Müdür Çalışkan şöyle konuşuyor:
       "İkinci bir sorun da okul dışında satılan yiyecekler. Engellenmesi için uyardık. Bu belediye zabıtasının işi. Ama belediyeler popülist davranıyorlar."

Kantinciler Odası

       Dedik ya; simit olayının ardından herkes panikte. İlçe milli eğitim müdürlükleri, ilçe sağlık grup başkanlıkları harekete geçmiş, kantinciler de 'oda' adıyla örgütlenmiş. İyi de çocuklar zehirlenmeden olamaz mıydı? Çalışkan, devam ediyor:
       "Maalesef doğru. Şimdiye kadar ihmal edilmiş. Fırında, pastanede ne arayacağımızı biliyoruz ama kantinde bilmiyoruz. Örneğin kaç metrekare, yıkama - depolama bölümü ne kadar olacak belli değil."
       Bitmedi... Biraz da maddi yetersizliklere değinelim. Binlerce lokanta, pastane, fırın ve de okul olan İstanbul'da bu iş için ayrılan ekip sayısı 30... İlçelerde ekip var ama; araç yok...

GSM şikayetleri

       Cep telefonu faturalarından yakınan yakınana... İlk sırayı sabit ücret alıyor. Bu arada telefonunu kapattırdığı halde, Turkcell'den 'fatura' geldiğini söyleyenler var. Örnek; okurumuz Metin Gencay... 'İade ettim ama; para ödemekten kurtulamadım' diyor. Gelelim; 'Çok kızgınım' diye aynı şirketten yakınan bir başka okurumuz Erkan Ergül'ün yanıt beklediği sorulara:
       "Kısa mesaj gönderme ücreti 20 Mart 2000'den itibaren 40 bin lira olarak belirtilmesine rağmen, faturalarda neden 48 bin 547 lira tahsil ediyorsunuz?
       www.turkcell.com.tr sitenizde kısa mesaj ücretsiz yazarken, telefonla sorduğumuzda niye üç ayla sınırlı diyorsunuz? Koşulsuz müşteri memnuniyeti, insanları kandırmak olmamalı.
       Sevdiğiniz kişiyle yüzde 25 indirimli konuşmak için gönderdiğiniz formun web üzerinden de yollanabileceği söylüyorsunuz ama, site açık değil...
       Üstelik bu hakkı yüzde 25'le sınırladınız. Ve de bu üç kişi Turkcell abonesi olmaz zorunda. Oysa benim en sevdiğim insan eşim Telsim kullanıyor."



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet