|
|
1 Mayıs
Çankaya turları, Meclis'e hayat verdi; "töreci" MHP'lilerin sergilediği "ülkücü tavır" dışında milletvekilleri güle oynaya oy kullanıp demokrasinin tadını çıkarıyorlar.
Rıdvan Budak ve DSP'li milletvekillerinin TBMM çatısı altında "kırmızı karanfil" dağıtarak, 1 Mayıs kutlamalarını başlatmaları da hoştu.
Baharla gelen bayramın coşkusunu yüreğimizde hissediyoruz.
Yarın işçi sınıfının bayramı. Emeğin günü.
DİSK, Türk - İş, Hak - İş ve KESK, 1 Mayıs'ı birlikte kutlamaya hazırlanıyorlar. Bursa'da sendikalar, vatandaşlara "En güzel giysilerimizle haydi 1 Mayıs'a" diye bildiri dağıtmışlar.
Rıdvan Budak, Erol Ak ve 26 DSP'linin, Meclis Başkanlığı'na verdikleri öneride de işçi bayramının ülkemizde her yıl özgürce kutlanabilmesi ve 12 Eylül 1980 öncesindeki gibi "tatil günü" sayılması için gerekli yasal düzenlemenin yapılması isteniyor.
İnsanca, hakça bir düzenin evrensel değerlerini hatırlamak için yılda bir günü, 1 Mayıs'ı kutlamanın, meydanları şölen yerine çevirmenin mutluluğunu işçiden, emekçiden esirgemek niye?
Birkaç yıl önce New York Beşinci caddede gün boyu süren görkemli 1 Mayıs geçitini izlemiştik.
Amerikan işçi sınıfının 8 saatlik işgünü mücadelesi 20'nci yüzyıla damgasını vuran bir geleneğin başlangıcı olmuştu.
Hazindir; 1977 yılındaki "kanlı 1 Mayıs" Türkiye'deki görkemli kutlamaların sonunu getirdi.
Taksim meydanındaki yüzbinlerin üzerine açılan ateşle başlayan provakasyon 37 kişinin ölümün neden olmuştu. Yaşamını yitirenlerin çoğu, üzerlerine sürülen panzerlerle kaçmaya çalıştıkları dar sokaklarda "etten duvar" oluşturan kalabalığın arasında ezilmekten kurtulamayanlardı.
Ne çatışma söz konusuydu ne de silahlı eylem!
Amaç yüzbinleri meydanlardan uzaklaştırmaktı.
Dönemin Intercontinantel Oteli'nden (The Marmara) açılan ateş, siyasal tarihimize kara bir sayfa ekledi.
2000'li yıllarda barış, insanlığın ortak değeri. Şiddet dolu yılları geride bıraktık. İlginçtir... Seattle zirvesinden sonra ABD yine küreselleşme karşıtı eylemlerin merkezi olma yolunda. Bilgi teknolojisine dayalı "yeni ekonomi", savunulduğunun aksine yoksulluğu önlemeye yetmedi. Belki sınırlar kalktı, dünya küçüldü, rekabet özendirildi ama gelir uçurumu daha da açıldı. Adaletsizlik ve eşitsizlik gibi kavramlar bugün de toplumsal dengeleri tehdit ediyor. Sömürü devam ediyor!
Bırakalım, "işçiler, emekçiler" seslerini yükseltsinler.
Baharla birlikte 1 Mayıs'ı "işçi bayramı" olarak kutlayalım.
Karanfillerin geçitini selamlıyoruz.
Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr
|
|