30 Nisan 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Meral TAMER Fotoğrafı: 7727 bayt
Avrupa'da her 3 uçuştan 1'i rötarlı

       Son 1 yıldır ne zaman yurt dışına çıksam, uçağımız kapılarını kapatıp apronda bir noktaya kadar ilerlediği halde bir türlü havalanamıyoruz. Kontrol kulesinden havalanma izni alabilmek için 1 saat beklediğimiz bile oluyor.
       Londra'ya son 2 gidişimde Heathrow'da başıma gelene ise daha önce hiç rastlamamıştım. Ancak havada 10 - 15 dakika dolaşıp iniş iznini alabildikten sonra bu kez de yerde tam 45 dakika uçağın içinde mahsur kaldık. Meğer boş körük kalmamış. 1 ay arayla 2 kez aynı mazeret!
       Ve uçağımız (THY), İstanbul'da dakik olarak kapılarını kapattığı halde 2 saati aşkın rötarla Londra'daki havaalanı binasına adımımızı atabildik.
       Adet haline gelen bu rötarların temel nedeni hava trafiğinin her geçen gün biraz daha yoğunlaşması. International Herald Tribune gazetesinin haberine göre Avrupa'da uçakla seyahat edenlerin sayısı her yıl ortalama yüzde 5 artıyor. Avrupa'da gün başına düşen uçuş sayısı tam 26 bin. Dile kolay. Avrupa Birliği'ne bağlı Avrupa Komisyonu'nun raporunda da belirtildiği gibi havaalanlarındaki kontrol elemanı sayısı, hava trafiğinin artışına paralel olarak arttırılamamış. Rötarların önemli nedenlerinden biri de bu!
       Eskiden uçuşlardaki rötarların sorumlusu, çoğunlukla havayolu şirketleriydi. Şimdi kontrol kulelerinin hizmetleri yetersiz kaldığı için rötarlar artıyor. Bu arada Avrupa ülkelerinin kendi hava sahaları konusunda hala fazlasıyla milliyetçi bir tutum içinde olmalarının da koordinasyonu olumsuz etkilediği belirtiliyor.
       Rapora göre Air France, Lufthansa ya da Swissair fark etmiyor, Avrupalı havayolu şirketlerinin her 3 uçuşundan 1'i rötarlı. Ve bu durumun hem şirketlere hem Avrupa ekonomisine maliyeti giderek kabarıyor. İş kayıpları hariç yıllık zarar 10 milyar dolar.
       Rötarlar had safhaya 1999 yazında ulaşmış. Balkanlardaki NATO müdahelesinin de katkısıyla o dönemde uçuşların yüzde 40'ı rötarlı olarak yapılabilmiş. Ancak uzmanlar, Balkanlar faktörü olmasa bile 1999'un Avrupa havacılığının en kötü yılı olduğunda hemfikir ve bu yazın daha az rötarlı geçeceği konusunda umutvar. Avrupa Birliği'ne bağlı Eurocontrol adlı kuruluş, rötarları yarıya indirmek üzere bir çalışma başlatmış. İlk aşamada önlem alınacak ülkeler ise İspanya, İtalya, Fransa ve İsviçre.
       Zamanında kalkamayan uçakların Swissair'e maliyeti ayda yakıt israfı dahil 4 milyon dolar. Air France günde 400 bin dolar zarar ediyor. Avusturya Havayolları, rötarların şirkete yılda 52 milyon dolara maloduğunu bildirmiş. Bu durum tabii ki fiyatlara da yanısıyor. Avrupalı bir yetkilinin ifade ettiğine göre rötarların minimuma inmesi halinde biletlerin yüzde 7 ucuzlaması mümkün.

Kablolu internette Kanada bizden ucuz

       Türk Telekom'un kablolu yayın abonelerine sunduğu Kablonet internet hizmetiyle ilgili yazımız üzerine Kanada'da yaşayan Mahir Aydın, Toronto'daki kablolu internet uygulamasını anlatan bir e - posta yollamış.
       Biz yazımızda Kablonet'in 24 saat otomatik olarak net'e bağlı kalmaya olanak tanıdığını ve diğer servis sağlayıcılara göre hızlı olduğunu kaydetmiş, buna karşılık ayda 32 milyon lira abonelik ücreti artı bir kereye mahsus olmak üzere 117 milyon lira ödeyerek ayrı bir modem almanız gerektiğini belirtmiştik.
       Okurumuz, Toronto'da da tıpkı Türkiye'de olduğu gibi kabloludan internete bağlanmanın daha hızlı olduğunu -hatta 10 katı hızlı olduğunu- ancak bu hizmetin tüketiciye maliyetinin bizdekinden hayli düşük olduğunu belirtiyor:
       "Kablolu internet servisine 6 ay önce abone oldum. Normalde 100 Kanada doları (yaklaşık 40 milyon lira) bağlantı ücreti ödeniyor. O sırada promosyon olduğu için benim bu ücreti ödemem gerekmedi. Karşılığında kablo firması evinize birini gönderip, bilgisayarınızın içine özel bir kart yerleştiriyor ve "external" bir modem bağlıyor. Bunun dışında ayda 40 Kanada doları (16 milyon lira) ödemeniz yetiyor. Ödenen ücret bundan ibaret. Hızı, normal telefonun yaklaşık 10 katı kadar. Şu anda TGRT'yi aynen Türkiye'de seyreder gibi sürekli ve yüksek kalitede izleyebiliyorum (hızı: 220 kbps). Diğer kanallar ise çok yavaş (20 kbps civarında). Gündüz saatlerinde yoğunluk yüzünden hızda küçük bir azalma olabiliyor."

EFT hızlı, ama masrafı çok

       Bankaların elektronik fon transferi (EFT) hizmetinden giderek daha fazla sayıda tüketici yararlanıyor. Ancak her iki tarafın da masraf alması tepkilere neden oluyor:
       * Nezahat Aygören: "Alternatifbank'tan Garanti Bankası'na 150 milyon liralık EFT yaptık. Parayı çekerken 3 milyon lira masraf aldılar. Zaten havale yaparken de para ödemiştik."
       * Betül Bat: "Alo Garanti'den, Akbank - Kuşadası şubesine 1 milyar 750 bin lira gönderdim. Garanti Bankası, telefon bankacılığından işlem yaptığım için herhangi bir ücret almadı. Ama Akbank alıcıdan 4 milyon lira masraf almış."
       * Murat Tandoğan: "Kızkardeşimin Ziraat Bankası'ndaki hesabına Yapı Kredi'den 1.3 milyar liralık EFT yaptım. 1 milyon lira masraf ödedim. Ziraat de kardeşimden 13 milyon lira istemiş."
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın banka yetkililerinden aldığı bilgiye göre EFT'de 2 banka da ayrı ayrı işlem yaptığı için ikisinin de masraf alması normal. Bankaların talep ettikleri komisyon oranları da yukarıda görüldüğü gibi birbirinden çok farklı olabiliyor. Ancak kredi kartı ödemesi vs. için yapılan EFT'lerde karşı taraf masraf istemiyor.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet