3 Mayıs 2000 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Güneri CİVAOĞLU Fotoğrafı: 12675 bayt
Emaneti ehline...

       Genel başkanlık için FP'de kopan fırtınalar bağlamında birkaç satır...
       "İslam'da ayet, emanetlerin ehline verilmesidir.
       Ehil kimse olmak, Müslümanlar arasında hiçbir ırkın, kavmin, kabilenin tekelinde değildir. Böyle bir kimsenin, günümüz demokrasisinde seçimle ve herkesin talip olabilmesi koşuluyla belirlenmesi zorunludur."
       Yukarıdaki satırlar, İslam entelektüellerinin yayını İSLAMİYAT Dergisi'nin "İslamla Demokrasi" özel sayısından yansıtılmıştır.
       Abdullah Gül'ün genel başkanlığa adaylık koyması, FP'nin gelenekçi dokularında engellenmek isteniyor.
       Gül, bazı il örgütü binalarına sokulmuyor.
       FP il başkanlarına boş kağıda imza attırılıyor. Üstü sonradan dolduruluyor:
       "Gül'ün genel başkanlık adaylığını istemiyoruz" mesajı veren gerçek dışı bir bildiri olarak yayınlanıyor.
       Gül için hakarete varan üslup kullanılıyor.
       İmamdan(Erbakan), adaylık için onay almadığı, ona geçit verilmemesi, bir emir gibi örgüte duyuruluyor.

Kusuru ne?

       Demokrasinin koşullarını ayrıca sıralamaya gerek yok.
       Tek adayla seçim yarışması olmaz.
       Gül'e karşı konulan tavrın demokrasiye aykırılığı ortada.
       İslam'a da aykırılığını yukarıdaki satırlarda ortaya koyduk.
       Ehil olan herkes, emanete talip olabilir.
       Vazifeye talip olma hürriyeti esastır.
       Kimin emaneti devralacağı ise seçimle belli olur.
       İSLAMİYAT'taki satırlarla devam edelim.
       Ehil olmanın ölçütlerini, Abbasi kadılar kadısı Maverdi sıralamış:
       "Adalet, ilim, duyu tamlığı, vücut unsurlarında bütünlük, idarecilik bilgisi, şecaat ve Kureyşli olmak."
       Abdullah Gül'ün adalet, ilim, duyu tamlığı, idarecilik bilgisi, şecaati olmasaydı, FP'de genel başkan yardımcılığına herhalde yükseltmezlerdi.
       Vücut tamlığına gelince... Sağlıklı olduğu görünüyor.
       O halde...
       Suçu Kureyşli olmamak mı?
       Kureyş kökeni, bugünün koşullarında Erbakan ocaklı yani Erbakan onaylı bir gelenekçi diye tercüme edilebilir.
       Ancak...
       Bakınız İSLAMİYAT'taki yazıda bile hangi not var:
       "Kureyşli olmanın Kıyamet'e kadar geçerli olarak kabulü, İslam düşüncesine tamamen zıttır."

Üzülerek

       İşte demokrasi... İşte İslam penceresinden demokrasi.
       İkisinde de Abdullah Gül'e yapılanlara yer yok.
       Aslında...
       FP'de olanlar, bu partinin kendi sorunu olarak görünebilir.
       Ayrıca...
       Recai Kutan, hoşgörülü, ilişkilerinde uygar, uyumlu bir genel başkan imajıyla, FP'nin şu duyarlı sürecinde bir misyonu asgari hatayla sürdürmüştür.
       Abdullah Gül'e yapılanlara onun da üzüldüğünü ve "keşke seçilmek zorunda kalmasam" dediğini okuyoruz.
       Ama...
       Konuya FP'nin içişleri nedeniyle değil, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin demokrasiyle çelişmemesi, demokraside kötü örneklerin verilmemesi, iyileri sarabilecek zehirli sarmaşıkların boy atmaması için özen göstermek gerek.
       Anayasa, yasalar ve uygulamalar için Avrupa standartlarında hukuk isteğine yoğunlaşan FP'nin, önce bu boyutu kendi içinde gerçekleştirmesi gerekir.
       .............
       NOT: İSLAMİYAT Dergisi'nden kısaltılmış alıntılarda dil sadeleştirilmiştir(G.C).


Yazara E-Posta: gcivaoglu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet