5 Mayıs 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Meme kistlerine dikkat

sag03.jpg        Geçtiğimiz günlerde “Her kist meme kanseri midir?" konulu bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, meme kistlerinin yarattığı riskler, teşhis ve tedavi yöntemleri ele alındı. Acıbadem Hastanesi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Çelenk, “Meme kistlerinin kansere dönüşme ihtimali var. Bu nedenle düzenli olarak takip edilmeli" dedi. Memesinde kist bulunan kadınların yüzde 3.5’inin kansere yakalandığına işaret eden Prof. Çelenk, “Meme göğüs kafesinin ön kısmında, göğüs adalesi ve göğüs duvarı önünde etrafı yağ dokusu ile çevrili adeta deriden bir zarf içine sokulmuş bir nevi ter bezidir. Kistler aniden ve süratle ortaya çıkarlar. Bir sonraki adetten sonra küçülebilir ya da kalıcı olabilirler" diye konuştu.
       Kalıtım temel faktör
       Meme kistlerine neden olan faktörlerin başında kalıtım geliyor. Kalıtımın kistlerin oluşumunda rolünün yüzde beş ve yüzde yedi olduğunu vurgulayan Prof. Çelenk, “Meme kanallarının tıkanması, kanalların genişlemesi, travmadan kaynaklanan sorunlar, östrojen hormonu kullanılması, kiste yol açabilir. Kansere dönüşme oranı ise 40-50 yaş grubunda artıyor, bu yüzden 30 yaşından sonra düzenli olarak meme kontrolü yaptırılmalı. Öncelikle elle fizik muayene yapılır, gerekirse ultrason veya mamografi ile meme dokusu detaylı incelenir. Kist varsa içeriğinin ne olduğunun belirlenmesi için de iğne biyopsisi yapılır. Kist içindeki sıvıdan iğneyle örnek alınır, mikroskopik inceleme yapılır, kesin tanı konur. Kist kanser değilse iğne ile içi boşaltılır, 6 ay aralıkla ultrason çekilerek meme takip edilir" dedi.
       Kanser riskleri
       Meme kanserine neden olan değişik risk faktörleri var. Erken adet görmeye başlamak, hiç doğum yapmamış olmak, geç yaşta doğum yapmak, geç menopoza girmek, sigara, alkolün de etkisi söz konusu. Prof. Çelenk’in konuyla ilgili açıklaması şöyle: “İklim kuşağımızda adet görme yaşı 12 - 14 yaş arasında değişmektedir. Adet görmeye 9-11 yaşlarında başlandığında risk artºmaktadır. Erken yaşta meme gelişmekte ve daha fazla hormonal etkiye maruz kalmaktadır.



© 2000 Milliyet