|
|
Zeytin
Mitolojide yer alan ve kutsal bir bitki sayılan zeytin Türkiye'de ilk kez uluslararası bir sempozyumun konusu oldu. Altınoluk Belediyesi ile Tariş'in "Bin pınarlı İda'nın eteklerinde, kutsal zeytin ağacının tanıklığında" ortaklaşa düzenledikleri sempozyuma zeytin üreticisi beldelerin temsilcileri ile İspanya, Portekiz, Yunanistan ve İsrail'den gelen ve Türk uzmanlar katıldı.
Türkiye'nin "en güzel, en temiz ve en sağlıklı" havalı yerlerinden biri olan Altınoluk'ta iki gün süren sempozyum boyunca tam 26 uzman, zeytinciliğin sorunları üzerinde konuştu, katılımcı zeytincilerle sorunları tartıştı.
Bizim gördüğümüz kadarıyla sorunlar üç noktada toplanıyordu.
Birincisi, bir zeytin ülkesi olan Türkiye'de iç tüketimin azlığı idi. Altmış beş milyonluk Türkiye'de yıllık zeytinyağı tüketimi 150 milyon kilo. İspanya'da, Yunanistan'da, İtalya'da iç tüketim kişi başına 20 kilonun üzerindeyken bizde geçen yıl bir kilonun altına düşmüştü.
İkinci olarak üretimde yaşanan sıkıntılar dikkat çekiyordu. Çoğu yerde üreticinin bir yandan doğru bilgilendirilip eğitilmemesi, bir yandan da ekonomik destek görmemesi yüzünden üretim gerektiği kadar verimli olmuyordu. Türkiye'nin tarım alanlarının yüzde 4'lük kısmında, 35 ilde zeytin yetiştiriliyor ve yaklaşık 300 bin aileye geçim kaynağı oluyordu.
Zeytinciliğin üçüncü önemli sorununu ise ihracatta yaşanan sıkıntılar oluşturuyor. Bu arada, "aidat" nedeniyle hükümetin Uluslararası Zeytincilik Konseyi'nden çekilmesi eleştiriliyor ve yeniden girilmesi isteniyor.
Bütün bu sorunlar yüzünden, zeytin alanlarının daraldığı gözlemleniyor. Altınoluk'a girerken biz bile zeytinliklerin içine villalar ve siteler yapıldığını gördük. Bu noktada belediyelere büyük sorumluluk düşüyor.
Aslında iç tüketimin artırılması konusunda da zeytin üreticisi bölgelerin belediyelerine görev düşüyor. Bu belediyeler bir araya gelip tüketimi artırmak üzere belli bir proje oluşturabilir, tüketimi özendirici kampanyalar ve çalışmalar yapılabilir. Bu bölgelerin çoğu, aynı zamanda turistik belde olduğu için, turistik tesis sayısı fazla. Belediyeler bu tesislerde zeytinyağı tüketimini artırmak için yönlendirici olabilir. Örneğin, oteller sofralara tuz ve biberin yanı sıra birer şişe zeytinyağı da koysalar, buralara gelip gidenleri zeytinyağı kullanmaya bir ölçüde alıştırabilirler.
Bu gibi somut çalışmalar bir bakıma sivil toplum örgütlenmesini gerektiriyor.
Bir örgüt
Altınoluk'tan dönüşte Bandırma'nın içinde bir tur attık. Yaya trafiğinin yoğun olduğu bazı büyük caddelerde ve parklarda büyük panolara kitap okumayı özendirici özdeyişler yazılmıştı: "Okumayan okur yazar olmayınız", "Uygarlığa giden yol kitaptan geçer" ve "Dünyanın penceresi okumakla açılır" gibi çeşitli özdeyişler. Hepsi "Her ay en az bir kitap oku" sloganıyla bitiyor ve altında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Bandırma Şubesi'nin imzası bulunuyordu.
İşte, bir sivil toplum örgütünün amacına uygun somut çalışmalarından güzel bir örnek. Darısı öteki sivil toplum örgütlerinin başına.
Bir şiir
Haftayı Ogün Hakan'ın (Berfin Bahar dergisinden) dizeleriyle noktalıyoruz:
"karanlığı soyan / ateş aşk ve sestir / ve birileri soyar bizim yerimize / ve belki bizim için geceyi / uyandığımızda / görelim diye sevdiğimizi"
Yazara E-Posta: ngureli@milliyet.com.tr
|
|