5 Mayıs 2000 Cuma 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Ne olacak bu yapı denetiminin hali?

Nazire KALKAN

       Hükümetin yapı denetimi için çıkardığı kanun hükmündeki kararname deyim yerindeyse sektöre bomba gibi düştü. Büyük müteahhitlik firmalarının kardeş denetim şirketlerini kurmak için kolları sıvadıkları, dolayısıyla yapı denetimi işinin şimdiden sulandırıldığı söyleniyor. Yasanın en olumlu tarafı olarak gösterilen yapı sigortasının ise akibeti biraz meçhul.
       Kararnamenin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine karşın henüz hazırlıklar konusunda ciddi bir adım atılmış olmaması da işin bir başka yönü. Normalde 3 ay içinde -10 Temmuz'a kadar- yapı denetim şirketlerinin kurulmuş olması gerekiyor. Bu şimdilik yapılamıyor. Çünkü yasada belirtilen "uzman mühendis" ünvanı şu ana kadar kimseye verilmiş değil. Büyük olasılıkla bu ünvanı İnşaat Mühendisleri Odaları verecek. Ancak yasaya göre Oda'lar bu yetkiyi bir ay içinde vermezlerse bir kereye mahsus olmak üzere uzman mühendisleri Bayındırlık Bakanlığı saptayacak. Bu da tabii "Dostlar alışverişte görsün" misali sınavsız ve kritersiz bir yetki dağıtımından öteye gidemeyecek.
       Bu arada çeşitli kesimler yasaya itirazlarını daha yüksek sesle ifade etmeye başladılar. Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odası TMMOB, kararnamenin bu haliyle yapı denetimini tekelleştireceğini, rant paylaşımına yeni bir hukuksal altyapı oluşturacağını söyleyerek sert bir biçimde eleştiriyor.

Kardeş denetim komedisi

       Bayındırlık Bakanlığı, denetim yapacak olan şirketlerin yüzde 49 hissesinin uzman olmayan kişilere ait olmasına imkan tanıyor. İşte bu noktada deniyor ki, "İnşaat sektöründeki büyük müteahhitlik firmalarının kendi yapı denetim kuruluşlarını kurmalarının önünde hiçbir engel kalmamış oluyor. Kardeş denetim şirketinin yaptığı denetimin bağımsız olması söz konusu olabilir mi?"
       Yasanın en olumlu taraflarından biri de her bina için mali sorumluluk sigortası zorunluluğunu getirmesiydi. Ancak sigorta şirketleri bu maddenin işlerlik kazanmasının pek kolay olmadığı görüşünde. Yasa az - buz değil, binaların taşıyıcı kısımlarında 10 yıl süreyle sigorta öngörüyor. Sigortacılar "Bu noktada yabancı reasürans şirketlerinin Türkiye'de kurulacak olan yapı denetim şirketlerinin verdiği sağlamlık raporlarına güvenmesi şart. Açıkçası bu da bu koşullarda pek mümkün görünmüyor" diyorlar.

İşletme out sosyal bilimler in

       Konuya dikkatimi uzun yıllardır finans sektöründe yöneticilik yapan bir arkadaşım çekti. Gazetelerin insan kaynakları eklerinde yayınlanan iş ilanları bir süredir içerik değiştirmiş vaziyette. 90'lı ve biraz öncesi yıllarda dolgun maaşlı bir işe girmek için İngilizce eğitim veren üniversitelerin İdari Bilimler Fakülteleri'nden özellikle de İşletme ve İktisat bölümlerinden mezun olmak şart gibiydi. İlan verenler diğer bölümleri özellikle belirtmeye gerek duymazlardı. Oysa önümde büyük bir holdingin verdiği çok taze bir ilan duruyor. İdari Koordinatör, Finans Kurulu Başkanı, mali analiz uzmanı gibi pozisyonlar için bile tercihen Siyasal Bilimler mezunlarını aradıklarını duyuruyorlar. Bazı pozisyonlar içinse özellikle psikoloji, sosyoloji mezunları isteniyor.
       Öteden beri mezunlarına iş bulma konusunda aktif olarak rehberlik hizmeti veren Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği yetkilileri bu yeni durumu iki ayrı neden bağlıyorlar. Birincisi; artık ortalıkta o kadar çok İngilizce bildiğini iddia eden ekonomi mezunu dolaşıyor ki, bu özelikler gerçek anlamda kıstas olmaktan çıktı. İkincisi; bu küresel bir akım. Çünkü yeni ekonomide kişisel donanımlar ön plana çıkıyor. Genel kültür ve özel ilgi alanları üniversitede verilen temel bir ekonomi bilgisinden çok daha değerli firmalar için. Sosyal bilimler bu açılardan avantajlı görünüyor.

100 milyar dolarlık afet

       Geçenlerde "Dünya Günü"nü kutladığımız yaşlı gezegenimiz geçtiğimiz yıl tam tamına 755 adet felaket atlatmış. Felaketten kasıt hem deprem, kasırga, fırtına gibi doğal afetler hem de insan eliyle yaratılan büyük çaplı patlamalar, yangınlar vs. Doğal afetler açısından 1992'den sonra en kötü yıl 1999 olmuş.
       Tabii bu durum kaçınılmaz biçimde sigorta sektörünü de etkiliyor. Financial Times'ın hazırladığı özel sigorta ekinde sigortacıların küresel zararlarının geçtiğimiz yıl rekor düzeylere vardığı belirtiliyor. Dünya genelinde meydana gelen doğal afetler yüzünden ödenen hasar miktarı 29 milyar dolar. Ancak bunların 18 milyar dolardan fazlası yandaki tabloda sıralanan 9 büyük olaydan kaynaklanıyor. Türkiye'deki deprem felaketi bu açıdan 5. sırada.
       Dünya ekonomisinin kaybı ise çok daha büyük boyutlarda: 100 milyar dolar.
       Sigortadaki kayıpların yüzde 80'ini fırtına, tayfun gibi nedenlerden ötürü. Depremlerin payı yüzde 10'da kalmış.



Yazara E-Posta: nkalkan@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet