6 Mayıs 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Güneri CİVAOĞLU Fotoğrafı: 12675 bayt
Sezer ve 5 as

       Ve Sezer, Cumhurbaşkanı...
       Hayırlı olsun.
       Başarılar diliyoruz.
       Yıldırım Akbulut, adaylıktan çekildiği için 400 dolaylarında oy alması bekleniyordu.
       330'da kaldı.
       Peki...
       Oylarının 330'da kalışı, Ahmet Necdet Sezer'in handikapı mı?
       Elbette 400'lerde oy sayısı, daha geniş bir ulusal uzlaşmayı gösterirdi.
       Ama...
       Siyaset oyununda Sezer'in elinde 5 as var.
       Meclis'teki parti liderlerinin tümü tarafından aday gösterildi.
       Bütün partilerden milletvekillerinin oyları ile seçildi.
       Bu önemli güçtür.
       Sezer'i öneren ve seçtiren liderlerin ona siyasi etik gereği destek borçları vardır.
       Özal'ın sadece ANAP milletvekilleri oylarıyla... Demirel'in ise sadece SHP ve DYP oylarıyla seçilerek Çankaya'ya çıktığı hatırlanırsa, böyle bir genel destek önemlidir.
       Öte yandan...
       Bu görüntü, cumhurbaşkanının tarafsızlığı ilkesiyle de örtüşüyor.

Mahkemede biter

       Yavuz Donat ile birlikte, oylama öncesi Meclis koridorlarında siyaset voltası atıyorduk.
       Nabız tutuyorduk.
       O ara Emniyet kökenli bir milletvekiline rastladık.
       Yavuz, "gördün mü karakolda bitmedi" diye seslendi.
       Milletvekilinin cevabı "ama mahkemede bitti" oldu.
       Bu cevap, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in adresini veriyordu.
       Bir anlamda, "hukuk devleti" mesajıydı.
       Gerçekten...
       Ahmet Necdet Sezer de, seçim mazbatasını aldıktan sonra yaptığı kısa konuşmada, bu boyutu vurguluyordu:
       "Cumhurbaşkanı seçilmesi için verilen oyların şahsına değil, yargıya olan güvene kullanıldığını" söylüyordu.
       "Hukukun üstünlüğü ilkesi için görevlendirildiğinin" adeta altını çiziyordu.

Kaygılara cevap

       Çok laf yalansız olmaz.
       Sezer, kısa ve öz konuştu.
       Bir süredir siyaset kulislerinde dolaşan kaygılara, zehirli fısıltılara cevaplar verdi.
       Örneğin...
       "- Türkiye'nin ülkesi ve ulusu ile bölünmez bütünlüğü...
       - Atatürk milliyetçiliği ilkeleri...
       - Laiklik..."
       Bunlar, Sezer için ortaya atılan kaygılı ve imalı söylentilerin yanı sıra ellerini keyifle ovuşturan kimi çevrelere de cevaptı.
       Dahası...
       Sezer, ekonominin, insanlarımızın mutluluğu için olduğu bilinciyle, amacının "toplumu, Anayasa'daki sosyal hukuk devleti ilkesine yaklaştırmak olduğunu" belirtiyordu.
       Yani...
       Sosyal adalet.
       Keşke Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ndan da bu son oylama öncesi istifasını vermiş olsaydı.
       Hukuk adamı kökeni ve yarattığı hukuk devleti beklentileri için ileride kullanılabilecek bir gölge bulunmamalıydı.

Teşekkür

       Gelenektir...
       Seçilen cumhurbaşkanları Meclis kürsüsünden teşekkür konuşması yaparlar.
       Sezer "gerek Demirel, gerek Özal milletvekiliydiler. İçinde bulundukları camianın kürsüsüne çıkarak teşekkür etmeleri doğal. Ama ben o camiadan değilim" gerekçesiyle olacak, teşekkür için TBMM'ye gelmedi.
       Dileğimiz...
       7 yılın sonunda ona teşekkür edilecek bir misyonu gerçekleştirmesi.
       Yazıyı gene aynı mesajla noktalayalım.
       Sezer'in en bilinen özelliği dürüstlüğü...
       10. Cumhurbaşkanı'dır.
       Doğru söyleyenler için, dürüstler için her zaman 10. köy vardır.


Yazara E-Posta: gcivaoglu@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet