6 Mayıs 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Jülide SEVİM Fotoğrafı: 6822 bayt
Mavi renkli bebek muşambası

       Ne zaman bebek bezi reklamı görsem, 24 yaşındaki bir erkek geliyor artık aklıma.
       Anadolu’dan kalkıp, bir şekilde bana ulaşmayı beceren, hafif düzeydeki zihinsel geriliğinin ifadesi yüzüne yerleşmiş, para kazanmak için ailesini terkedip, yakındaki büyük şehre göç eden, garson olarak çalışan, o genç erkek.
       İtiraf etmeliyim ki, dalga geçiyor sanmıştık ilk önce. Konuşmakta zorlanan, kendisini yarım yamalak cümlelerle ifade etmeye çalışan bu insan, istese de dalga geçemezdi oysa. Hem kimin aklına gelir ki, böyle bir hikayeyi uydurmak.
       “Ben yedi yaşlarındayken oldu en küçük kardeşim. Annem onu bezlerdi. Ayıptır söylemesi ben de altıma çişimi yapıyordum hala o yaşta. Annem bıkmıştı. Beni de bezlerdi. Hatırlıyorum, bir gün bez kaymış herhalde, mavi muşamba cinsel organıma sürtünüyordu. Hoşuma gitmişti. Kendi isteğimle sürtünmeye başlamıştım ben de. İçim bir hoş olmuştu, ama acımıştı da.
       Başka bir gün, çişimi yapmıştım. Islak sürtündüğümde canımın acımadığını, daha çok zevk aldığımı keşfettim. Ondan sonra da çıkartmadım altımdan."
       Buraya kadar her şey olağan sayılabilecek niteliklerdeydi de, şu “çıkartmadım altımdan" ilgi çekiciydi. İnanın bana, soruyu sorarken rahatsızlık duymuş, çocukcağızı kaçırmak, saygısızca hareket etmiş olmaktan korkmuştum.
       “Kaç yaşında çıkarttınız muşambayı?"
       Uzun bir sessizlik, ağızda gevelenen birkaç söz ve bunca hastaya, bunca tecrübeye rağmen, beni bile şaşırtan bir cevap:
       “Çıkartmadım ki, şu anda bile altımda."
       Öyle utanıyordu ki bunu söylerken, insanın bu utancı hemen yok edecek bir şeyler yapası geliyordu. Yıllardır sırrını saklayan genç adam konuşmaya devam etmişti artan utançla. “Önceleri çişimi kontrol etmek için koyuyordum muşambayı. Sonraları alışkanlık haline geldi. Çalışırken, otururken, yürürken sürtünmesi hoşuma gidiyor. Bunun normal olmadığını biliyorum, ama çıkartamıyorum bir türlü. Hem bir şey daha var."
       Bu kez hazırlıklıydım gelecek olana, olağan olmayacağı belliydi.
       “Ben şimdiye kadar bir kadınla, hiç beraber olmadım. Muşambam sayesinde yaşıyorum doyumu."
       “Hoşlandığınız bir kız yok mu?"
       “Var. Zaten doyuma onu düşünerek ulaşıyorum."
       Durun, şaşırtıcı öğeler bitmedi daha öykümüzde. Genç adam, hoşlandığı kızı, pembe renkli bir muşambanın içinde düşünerek, önce kendi mavi muşambasını çişiyle ıslatıp, sonra doyuma ulaşıyordu.
       Tabii ki sağlıklı değildi bu durum ve tedavi edilmesi gerekiyordu.
       Size bu öyküyü anlatma nedenime gelince, en basit haliyle, gecikmiş çiş eğitiminin yol açtığı keşiflere dikkatinizi çekmek, ihmalkarlıkların neden olabileceği sonuçlara yönelik bir örnek vermek. Daha da önemlisi, konuşulmayan ertelenen cinselliğin ulaştığı noktayı gözler önüne sermek.
       Fanteziler doğaldır, sağlıklıdır. Sağlıksızlık sınırı, kişinin yaşına uygun olmayan, gelişim çizgisinin altında kalan ve / veya başkalarına zarar veren fantezilerle / eylemlerle başlar. Başlangıçta kolayca yok edilebilecek sorunlar, konuşulmadıkça boğazdaki düğümlere dönüşür. Bilmediklerimizi öğrenmek için biraz daha cesarete ne dersiniz?

© 2000 Milliyet