|
|
FP toplumsal bir kimliktir Recai ve Abuddulah beyi tanıyan birisi olarak söylüyorum. Dünya görüşleri çok farklı değil, hatta görüşleri büyük oranda örtüşüyor. Farklı siyaset yapmaktan kaynaklanan bir muhalefetle karşı karşıya değiliz. FP içinde iki ayrı siyasal çizgi yok.
NAKİ ÖZKAN
Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanı Doç. Dr. Numan Kurtulmuş ile bu pazar günü yapılacak büyük kongre üzerine konuştuk. İl başkanı olmadan önce İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde sosyal siyaset ve insan kaynakları yönetimi dersi veren Kurtulmuş, 1989'da ABD'de Temple Üniversitesi'nde lisansüstü çalışma ve 1990 - 93'te Corneill Üniversitesi'nde misafir öğretim üyeliği yaptı.
*Kongre öncesinde 30 Nisan'da Konya'da il başkanları bir araya geldi. Abdullah Gül'e karşı "zorla imzalar toplandı" diye iddia edildi. Bir zorlama oldu mu?
İl başkanları bütün teşkilatta olan, "Zor bir zamandan, siyasetin kritik bir döneminden geçiyoruz, birlik ve beraberlik içinde tek listeyle bu kongreye girelim" görüşünü dile getirdiler. Ancak 7 arkadaşımız, "Tek liste olsun ama bunu tek liste olsun şeklinde bir metinle ifade etmeyelim. Abdullah Gül'ü çağıralım ve kendisine görüşlerimizi ifade edelim" dediler.
Abdullah bey çağrıldı, il başkanlarının görüşleri bildirildi. Sonrasında da il başkanları her satırı üzerinde tartışarak görüşlerini dile getiren bir metin hazırladılar. Yoksa basına yansıdığı gibi il başkanlarına zorla imza attırılmadı.
*Metinde ne deniyordu?
İnsan hakları ihlallerinin arttığı bir dönemde FP'ye ihtiyaç olduğu, partinin bu kongreye, genel başkanın öncülüğünde gitmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
*İl başkanları Abdullah Gül'ün adaylığını koymasını istemiyorsa, Gül'ün seçilmesi zor. Ama Gül'e neden bu kadar büyük tepki var? Bir yoruma göre, "Gül öyle bir hezimete uğratılmalı ki, bir daha her kafasına esen aday olarak çıkmasın, çok adaylık yolu açılmasın" diye şiddetli tepki gösteriliyor. Bu iddia için ne diyorsunuz?
Abdullah bey bu partide emeği olan bir kardeşimizdir. Recai bey bir keresinde, "Genel başkanlık yapabilecek iki üç isim akla gelirse, bunların arasında Bülent Arınç ve Abdullah Gül vardır" demişti. FP'nin özellikle bir kapatılma davası ile karşı karşıya kaldığı ve ülkemizin bize ihtiyacı olduğu bir dönemde, bazı tartışmaların medyanın önünde yapılıyor olması, tabanda bazı rahatsızlıklara neden oldu. Herhalde tepkinin kaynağında bu var.
*Abdullah bey FP'nin, "açık, tutarlı, ilkeli bir görünüm vermediği"ni söylüyor mu?
Abdullah bey böyle bir değerlendirme yapmadığını açıkladı. Zaten böyle bir değerlendirme yapamaz. Çünkü, kendisi bu partinin yönetiminde görev aldı. FP kendisini ifade etmekte, halkın önünde kendini iyi tanıtmakta zorlanmış olabilir. Ama FP, neyse odur.
*Bir parlamenteriniz, Nazlı Ilıcak, bir yazısında Abdullah beyin aday olmasını, itaat kültüründen demokratik kültüre geçişin ifadesi olarak değerlendirdi. Siz ne diyorsunuz?
Recai ve Abuddulah beyi tanıyan birisi olarak söylüyorum. Dünya görüşleri çok farklı değildir. Hatta görüşleri büyük oranda örtüşüyor. Farklı siyaset yapmaktan kaynaklanan bir muhalefetle karşı karşıya değiliz. FP içinde iki ayrı siyasal çizgi, yenilikçi ve gelenekçi diye iki ayrı grup yok. Üslupları farklı olabilir.
*Demokratik partilerde çok aday olması alışılmış bir şey. FP'de tek aday çıkması otoriter bir görüntü yaratmıyor mu?
Fikri ve yöntem farklılığı olmuş olsaydı çok aday çıkması normal bir şeydi. Ancak, kendilerine de sorun, o da aynısını söyleyecektir, fikirsel ayrılık yok.
*Yenilikçilik ve gelenekçilik doktriner bir ayrılık mı? Abdullah beye yenilikçi, Recai beye de gelenekçi deniyor. Abdullah bey yenilikçi nitelemesine itiraz etmiyor. Recai beyi desteklediğinize göre sizler yenilikçi değil misiniz?
Akademik olarak, iktisadi ve siyasi değişimler üzerine çalıştım. Değişim hiçbir dönemde doktriner bir mesele değildir. Değişim stratejik bir husustur. Değişime ayak uyduramayan toplumların rekabet etme şansları yoktur. Eski Arnavutluk gibi, "değişimden bana ne" diyemezsiniz. Neler getireceğini irdelemeden değişimi bir ideoloji olarak ortaya koymak da sadece değişimin bir objesi olmak manasına gelir. Uygun olan, bütün değişimleri takip edip, milletin yararına olan değişimleri yönlerdirmektir. FP bu manada değişimcidir. Ama millettin temel değerlerini değiştirmek, edilgen bir şekilde değişimi benimsemek Türkiye'nin hayrına değildir.
*"Biz emanetçiyiz" dediniz. Erbakan'ın emanetini taşıdığınızı mı kastettiniz?
Milletin geleneklerini geleceğe taşıyacak sağlam bir köprü olmak istiyoruz. Tarihi birikimi, bir sonraki nesillerin önünü açacak şekilde taşırsak, milletin bize verdiği emaneti taşımış oluruz, bunu söylüyorum.
*Erbakan'la FP'nin ilişkisi nedir?
Hukuken ve fiilen bir ilişki yok. FP'de Erbakan'la uzun yıllar birlikte politika yapmış insanlar var. Ama Sayın Erbakan'la siyaset yapmamış insanlar da bulunuyor.
*Oğuzhan Asıltürk, "Bizim kültürümüzde tenkit yoktur" dedi. Her şeyi Asıltürk'e mi söyletiyorsunuz. Oğuzhan beyi cepheye sürdünüz, çok yıpratıyorsunuz sanki. Bari yükleri paylaşın biraz...
Medyanın işine geliyor ama FP'de cepheler de, savaş da yok. Oğuzhan bey, parti içinde yıllardır çalışan tecrübeli bir siyasetçi, kendi görüşlerini dile getirmiş.
*Oyunuz Recai beye mi?
Evet. İstanbul teşkilatı olarak tavrımız çok açık. Herkesin bir "abi", "büyük" olarak gördüğü, partiyi bu günlere getiren Recai beydir.
Kongre FP ve Türkiye için önemlidir. FP bir siyasi parti olmaktan öte, toplumsal bir kimliktir. FP ciddi bir tabana oturuyor. Bunun için siyasal alanda en iyi şekilde temsil edileceği bir performansı göstermelidir.
*Siz başkanlığa oynuyor musunuz? Nazıl Ilıcak bu anlamda sözler söyledi...
Nereden çıktığını anlamıyorum. O arkadaşa sormak lazım, nereden çıktığını.
Demokratik restorasyon şart
*28 şubattan sonra, "FP'ye iktidar verilmez" deniyor. Halk neden size oy versin?
"FP'ye iktidar verilmez" kanaati rakip partilerin özellikle 18 Nisan seçimlerinde geliştirdiği bir söylemdi. Ama ne yazık ki bu söylem belli ölçülerde tuttu. Ama FP yerel yönetimlerde birinci parti oldu, halk da bundan gocunmuyor.
*FP ciddi bir muhalefet yapmıyor. Hırçın bir görünüm vermemek için mi muhalefet yapmıyor, yoksa her şey iyiye mi gidiyor?
Siyaset son yıllarda fonksiyonsuz hale getirilmiştir. Parlamentonun hatta iktidar partilerinin meclis gruplarının bile fonksiyonları azaltılmıştır. Türkiye'nin temel meselesi budur. FP buna itiraz ediyor. Parlamentonun etkisi artırılmalıdır. Yeni cumhurbaşkanı ile birlikte apolitizasyon süreçleri ortadan kalkar diye umut ediyoruz.
*FP Türk siyasetinde nereye oturuyor? Merkez sağ parti mi? Bazı ilkeleriyle "sosyal demokrat partiyiz" diyen parlamenterleriniz var.
80'li yıllardan sonra dünyadaki değişimler, siyaset yapma zeminini de değiştirdi. Sağ ve sol kavramları da değişim geçirdi. FP'nin siyaset yaptığı zemin de bundan etkileniyor. FP, serbest rekabete dayalı, kalkınmacı, gelişmeci, insanlar üzerinde hiçbir engelin, ayrımcılığın olmadığı bir sistemi savunuyor. Türkiye'de 15 milyon yoksul insan var. Gelir dağılımı adaletsiz. Bunun için FP sosyal politika donanımlı bir serbest rekabet ortamını esas alıyor. Merkezde olmak, merkez sağ ya da sol olmak FP için çok kavramsal. Asıl olan milletin duruşunu, ihtiyaçlarını Ankara'ya yansıtmaktır.
*Yeni cumhurbaşkanının programında en önemli noktalar size göre ne olmalı?
Yeniden bir yapılanma süreci için demokratik kültürün yerleştirilmesi gerekir. Türkiye'nin dünyayla ve Avrupa'yla entegrasyonu için her alanda demokratik restorasyon şart. Bunun iki temel kuralı var: Hiçbir kimseye ayrıcalık sağlanmamalı ve hiç kimse ayrımcılığa tabi tutulmamalı. Bu restorasyonun hukuki altyapısı hazırlanmalı. Yeni cumhurbaşakanımız konuşmalarında bu yönde sinyalleri verdi. Sivil toplumun oluşması için bazı engeller varsa ideal bir demokrasiye ulaşmak mümkün değildir.
|
|