10 Mayıs 2000 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
   BEŞİKTAŞ
   FENERBAHÇE
   GALATASARAY
   TRABZONSPOR
   BASKETBOL
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Utanarak yazdım

Doğan Koloğlu


       Fenerbahçe'de kaptanlık yapan iki ünlü Rüştü ve Engin'in Beşiktaş maçında oynamak istemeyişleri çok ağrıma gitti. Utandım... Eski bir futbolcu olarak "Fenerbahçe'de kaptanlık bandını" taşımanın onuru yanında, onu böyle değerlendiremeyenleri kahrettim. Ayrıca Milli Takım hocası Denizli'nin Rüştü'nün ameliyat olayında ona sahip çıkışının karşılığında bu tutumun oluşması vefasızlık örneğidir. Rüştü'nün kaptan yapılması ile görevden kaçar gibi ameliyata gitmesi, o günkü Fenerbahçe yönetiminin bugün su yüzüne çıkan Milli Takım tutarsızlığının ürünüdür. Niye böyle isyankarım ?
       Yavuz İsmet... Yürekli, dürüst ve korkusuzdu. Kaptandı, kendisi aleyhinde konuştuğunu duyduğu Beşiktaşlı amigonun dükkanına gitme yürekliliğini göstererek, orada hesaplaştı. Fenerbahçe'de tanıdığım "kaptanlığın en yakıştığı insan" bence Zeki Rıza Sporel'di. Önce çok zeki ve sorumluydu. Yıllar geçti. Taksim Stadı'nda maça çıkarlarken, Fenerbahçe takımının en genci B.Fikret'e o zaman "Kaptan sensin" dedi. Hakem kurayı attı, B.Fikret, Zeki Rıza'ya dönüp, "Hangi kaleyi alıyım" dedi. "Kaptan sensin, sen karar ver" cevabını aldı. Nasıl bu kadar genç kaptan olunur. Yanılma payı yok mu ? Fenerbahçeli Mehmet Reşat da, Sporel'e "Neden kaptanlığı en gence verdin" diye sordu. Sporel de, "Biz yaşlıyız. O daha uzun süre kaptanlık yapacak" dedi. Rüştü bu sürekli onuru tepti. Gerçekten de B.Fikret öyle bir kaptanlık yaptı ki... Antrenörün verdiği taktiği oyunun akışında sahada başarıyla değiştirecek müdahaleleri üretti. Hiç unutmam, Türkiye yüz metre rekortmeni Melih Kotancay'a santrforken, depar yapacağı bölgeyi bile gösterirdi. Üstelik ben de B.Fikret'le eşleşirdim. Devamlı küfür yerdim. Otoritesinden dolayı cevap vermezdim, ama maç biter, Fikret ağabey değişirdi. Hırsım, ona olan saygımı silmez, tempomu ve yüreğimi frenlemezdi. Sahada böyle bir "futbol ahlakı iletişimi" vardı. Yıllar sonra bu örnekleri hatırlattığımda Fikret Arıcan kulüp başkanı olduğu halde "hoşgörüme sığınma" nezaketini de esirgemedi.
       Zeki Rıza Sporel başkanken, ona hakeme itiraz edilmesi için yazı imzalatmak isterler. Kağıdı yırtar ve "Fenerbahçe'nin bir golünü saymazsa, ikinciyi atarız. Biz Fenerbahçeliyiz" der. Kaptanlık sonra başkanlığa dönerken, asalet de farklıdır. Bu kültürü veremediğiniz kişilere "kaptanlık" değil, forma bile emanet etmeyiniz. Fenerbahçe'de kaptan olmak başkan olmaktan mühimdir. Onu da öğrenmelisiniz. Zeki Rıza başkanken, bile onu camia "kaptan" diye çağırırdı.
       Başka bir kaptan da Cihat Arman'dı. Sizin taşıdığınız kaleci kazağını 55 yıl önce o giyiyordu. Sarı yakası yüksek kazağın o kadar temsil kabiliyeti vardı ki, onun giydiği sarı renkli kazaktan dolayı Fenerbahçe'ye "sarı kanarya" demeye başladılar. Bu estetik, beceri yüklü ve seyredenlerin hayran kaldığı formayı sizin taşıma gücünüz ve yüreğiniz olamaz. Cihat Arman'ı düşünürken sizlere gerçekten acıyorum !

© 2000 Milliyet