10 Mayıs 2000 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Taha AKYOL Fotoğrafı: 14404 bayt
FP ve ötekiler

       İSLAMİ akımın en birikimli düşünürlerinden Ali Bulaç hem 'İslamcı' olup hem İslamcı akımları eleştirmenin zorluğuna dikkat çekiyor. FP'yi konu edinen "Bizim Mahallede Eleştiri Yürek İster" başlıklı yazısında diyor ki:
       "Benim gibi bir insan ne kadar iyi niyetli, yapıcı ve haklı bir eleştiri yaparsa yapsın, anında ve sert bir tepkiyle karşılanıyor. 'Hareket içinde fitne ve fesat çıkarmak, düşmanların emellerine alet olmak' aldığınız tepkinin en hafifi oluyor. Hain olmak da var. Sebebini sorduğunuzda cevap çok basit: 'Sen bizim mahalledensin, kol kırılır, yen içinde kalır.'
       Mahalleden olmak her yanlışa, her haksızlığa katlanmak, her şeyi sineye çekmek, ağzı var dili yok her şeye göz yummak demek." (Zaman, 6 Mayıs 2000)
       Bulaç devam ediyor:
       "Üstte her şeyi bizden iyi bilen büyükler, ağabeyler, üstadlar var. Onlar düşünür, planlar ve önünüze koyar. Sizden istenen biat etmek, itaat etmek ve hiç itirazsız cihad etmektir. Biat, itaat ve cihad gibi temel kavramların tek bir amacı var; kurmaylara bağlılık..."
       * * *
       SADECE İslami kesimde mi böyle? "Ustalara itaat" Asyalı devrimci düşüncelerin de temel dogmatizmi değil midir? Batı'da tartışmalı fikirler Doğu'da "siyasi itikat" haline getirilmedi mi? İşte "Aydınlanma devrimi" kavramı bile bizde pozitivist bir "itikat"tır!
       Eleştiri bizim Sol ve Kemalist kesimde de "döneklik" diye suçlanmıyor mu? MHP kesimindeki "davadan dönme" suçlaması aynı şey değil mi?
       'Ustalar' her şeyin doğrusunu bildiğine göre, yapılacak şey onların görüşleri uğruna 'cihad' yahut 'mücadele' veya 'devrim' yapmaktır! Düşünmek ve eleştirmek ise, "sapıklık"tır, "sapma"dır, "döneklik"tir.
       Sosyal demokrat düşüncenin ülkemizdeki en birikimli isimlerinden Türker Alkan bu benzerlikleri sık sık yazar. Dün de ortak zihin tembelliğimizi yazıyordu:
       "Her sorunun nedeni 'düzen' olduğuna göre, nasıl olsa bir devrimle bütün sorunlar kökünden çözüleceği için, geçici ve yüzeysel sorunlarla uğraşmanın anlamı yoktu. 'İdarei maslahatçılar gerçek devrimci olamazlar'dı.
       Bütün sorunların çözümünü, ne zaman geleceği belli olmayan bir devrim sonrasına ertelemek, bunu yalnız sol için değil, milliyetçi ve dinci sağ için de söylüyorum, aslında adı konmamış bir zihinsel tembellikten başka sonuç yaratmadı..." (Radikal, 9 Mayıs 2000)
       * * *
       AMA Türkiye değişiyor... Ticarileşme yaygınlaştıkça, kentleşme ve dışa açılma geliştikçe, hayatımız çeşitlendikçe zihinlerimiz de açılıyor...
       Sağcılık, Solculuk, Kemalizm, Sosyalizm, Muhafazakarlık... Bütün bu akımlarda hem eski köylü ve kapalı Türkiye'den gelen otoriter birikimler var... Hem kentli ve dünyaya açık yeni Türkiye'den gelen hürriyetçi, bireyci, kısaca liberal eğilimler var...
       Değişim bütün kesimlerin yenilikçileri için 'takiyye' değil, sosyolojik bir süreç...
       Ali Bulaç, İslami düşüncede bu açılımın teorisini yapıyor son çıkışlarıyla... Bu çıkışlarını son derece önemli ve değerli buluyorum.
       Fazilet'te Abdullah Gül bu açılımın siyasi liderliğini yapıyor; daha hürriyetçi, daha bireyci ve çağa açık yeni bir muhafazakarlık... Pazar günkü kongreyi "gelenek" kazansa bile, gelecek bu yeni çizginindir...
       Yarınki Türkiye ve o Türkiye'de bütün akımlar dünkünden farklı olacaktır.


Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet