10 Mayıs 2000 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Derya SAZAK Fotoğrafı: 6896 bayt
Dış bağlantı

       Umut operasyonunda Uğur Mumcu'nun katil zanlılarının yakalandığı 5 Mayıs'tan iki gün önce tarihe "Lockerbie faciası" diye geçen Pan Am uçağının bombalanması davası başlıyor.
       270 kişinin ölümüne yol açan terör eyleminin Libyalı 2 sanığı, ABD'nin - ambargo dahil - uyguladığı ağır baskı sonucu 12 yıl sonra İskoçya yasalarının öngördüğü tarafsız bir ülkede, Hollanda'da yargının karşısına çıkarıldılar.
       Yüzyılın davasında sonuç alınması 2001'i bulacakmış.
       Uçak 1988 yılında düşürülmüştü; samanlıkta iğne aramaktan da zor uğraşla yüzlerce kilometreye yayılan enkaz tarandı ve ormanlık alanda bombanın zamanlama aygıtı bulununca Libyalı sanıklara yargı yolu açıldı.
       Kaddafi rejiminin ABD ve İngiltere'nin uyguladığı ağır ambargoya karşın, 2 Libyalı uzun yıllar teslim etmediği biliniyor.
       Dava sonunda kararı üç İskoç yargıç verecek.
       Uğur Mumcu soruşturmasında 7 yıl sonra bombalama eylemine katılanların polisteki itirafları, "dış bağlantı" ihtimaliyle birlikte İran faktörünü güncelleştirince "Lockerbie davası"nı düşünmeden edemedik.
       Suikastla ilgili ilk açıklamalarda dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin başta, Ankara'nın kuşkusu Tahran'a çevrilmesine rağmen bu iddia yıllardır kanıtlanamadı.
       Daha doğrusu olayda yer aldıkları öne sürülen İran gizli servisi Savama bağlantılı kişilerin kimlikleri meçhuldür!
       Çetin Emeç cinayetinde İrfan Çağrıcı'nın itirafları hayli önemliydi; son olarak Ahmet Taner Kışlalı cinayetiyle, Cumhuriyetçi aydınlara yönelik eylemlerde İslami Hareket, Hizbullah gibi radikal örgütlerin rolü tartışıldı ama diplomatik dokunulmazlığı olan İranlıların üzerine gidilememedi.
       Uğur Mumcu suikastında yer aldığını açıklayan Yusuf Karakuş'un ifadesiyle, komşumuz İran'la ilişkilerin "yumuşak karnı"nı oluşturan terör maddesi gündemde yeniden ön sıraya geçiyor.
       Başbakan Ecevit'in dünkü açıklamasında ülke ismi verilmemekle birlikte "dış bağlantı"dan söz edilmesi önemlidir:
       "Emniyet teşkilatının operasyonları ile laik, demokratik rejime karşı işlenen cinayetlerin sadece bireysel failleri değil, aynı zamanda örgütsel ve parasal ilişkileri ve dış bağlantıları da saptanmaktadır."
       Belki de "dış bağlantı"nın olası sonuçları nedeniyle, hükümet daha geniş çaplı açıklamalara "diplomatik fren" mesafesi koymuştur.
       Oysa İçişleri Bakanı'ndan Meclis'e daha geniş bilgi vermesi bekleniyordu.
       Bu durumun Ankara'daki "ihtiyatlı iyimserliği" ne yönde etkileyeceğini görmek için savcılığın soruşturmayı tamamlamasını beklemek gerekecek. Emniyet birimleri, Mumcu suikastını gerçekleştirenlerin Ankara'da bir otelde İranlılarla buluştuklarını gören tanıklar olduğunu, ayrıca Yusuf Karakuş'un bombacıları teşhis ettiğini söylüyorlar.
       Abdülhamit Çelik'in "imam nikahlı" eşiyle 24 Ocak 1993'te bombanın patladığı sırada camide düğün yapması ise "kamuflaj" olarak görülüyor.
       Yargısız infaza yol açmamak için bu suçlamaların mahkemede kanıtlanması gerekecek.
       Lockerbie davasında 12 yılda binlerce tanıkla görüşülmüş, 180 bin ayrı kanıt toplanmış.
       İran suçlanacaksa, daha kararlı ve somut adımlar atılmalıdır.


Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet