|
|
Prag’a bahar yakışır Vltava boyunca uzanan bir nehir kenti. Yüzünü dış dünyaya döneli çok olsa da hala korunaklı ve kibirli
ÇEVRİM ÇEVİREN
Prag’a yağmur yağıyor; ben yürüyorum. Bu şehre geldiyseniz yürüyeceksiniz, yolu yok. Müzeler ve galeriler bekleyebilir; önce sokaklar...
Wenceslas Meydanı’ndan (Vaclavske Namesti), Vltava Nehri’ne doğru çiziyorum rotamı. Daha önce at meydanı olan, günümüzde ise politik gösterilerin merkezi haline gelen meydanın bir ucunda National Museum yükseliyor tüm görkemiyle. Barok, gotik ve art nouveau tarzında yapılmış yapılar, freskler ve heykellerle bezenmiş. Şehrin 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar’a teslim olmasına seviniyorsunuz içten içe. Böylece, bombardımandan kurtulan kentin tarihi dokusu bugüne taşınabilmiş. Meydanı kesen Jindrisska Caddesi’nde bir zamanlar Kafka’nın çalıştığı, ünlü yazarın Şato’yu yazmasına neden olan eski sigorta binaları yer alıyor.
Yabancılara tepki
Onda kabuslar yaratan binaya yıllar sonra siz hayranlıkla bakıyorsunuz. Tarihin ironisi bu olsa gerek. Prag’da kafe kültürü sayısız seçenekler sunuyor. Hizmet ise çok hızlı ama asık yüzlü. Soğuk bilinen İngilizler Çekler’in yanında sıcak kanlı kalıyor.
Garsonların sinirli davranışını ilk başta üzerime alınsam da yandaki masalara göz atınca anlıyorum ki tavır, genel olarak turistlere karşı. Avrupa’nın orta yerinde kapalı bir kutu olan ülke 1989’da Havel’in ‘kadife devrimi’ ile dışa açılmaya başlayınca özellikle Prag’a turist akını başlamış. Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda şehri ziyaret eden Türkler’in sayısı iki bin civarında. Ticaretin gelişmesiyle de şehir merkezi ülkeye yatırım için gelen çoğunluğu Almanlar’ın oluşturduğu yabancılar tarafından işgal edilmiş. Wenceslas Meydanı ile eski şehir arasındaki bölgede Versace’den Kenzo’ya birçok ünlü markanın mağazası var. Ama Çekler’in çoğunun bu lüks mağazalardan alışveriş edecek gücü yok. Halk, daha çok kentin eteklerindeki blok apartmanlarda yaşıyor. Fakat, şehir merkezine ulaşım sorun değil. En uzak mesafeye metroyla yarım saatte gidebiliyorsunuz.
Prag’daki ilk günümde akıllılık ettiğimi düşünerek metro, tramvay ve otobüste geçerli bir haftalık seyahat kartı aldım. Bu nedenle yürüyüşe kısa bir ara verip tramvaya biniyorum. Sanki ulaşım bedava. Biletleri kontrol eden kimse yok.
Parke taşlı kaldırımları arşınlayarak ilerliyorum yeniden; eski kent meydanından geçerek. Mozart’ın ruhu sokaklarda dolaşıyor. Ceplerim elime tutuşturulan konser broşürleri ile dolu nehir kıyısına varıyorum.
Sanata tam destek
İşte, Charles Bridge. Köprü trafiğe kapatılmış, sokak ressamlarına açılmış. Bu köprüden daha sonra bir de gece geçiyorum. Korkuluklardan ışıklar altındaki Prag’ı seyre dalıyorum. Köprü gündüzki kalabalığını kaybetmiş. Biraz ilerde bir sokak çalgıcısının akordeonundan yükselen müzik gecenin karanlığına karışıyor. Aklımda, hasbelkader tanıştığım, başka ülke hayalleri kuran ve Prag deyince tüyleri diken diken olan küçük kasabalı Çek kızları. Kafka’nın sözlerini onlar da biliyor: “Prag gitmenize izin vermez... Bu küçük annenin pençeleri var." Onları böyle düşünmeye iten, ülkenin tarihini etkileyen meşhur ‘Prag baharı’ belki de. Ama ben kararımı çoktan verdim: Bahar Prag’a yakışıyor.
Aklınızda olsun...
Eski Kent Meydanı’nda bulunan Astronomik Saat çalarken İsa ve 12 havarisinin dansını seyredin.
Prag Kalesi’nin eteklerinde kurulu Golden Lane’de Kafka’nın yaşadığı evi görmeye gidin.
Kestirme yolları pasajlardan geçerek alın. Aceleniz olduğu için değil, farklı sokaklara açılan geçitlerin hazırladığı süprizleri kaçırmamak için.
22 nolu tramvaya binin. Mala Strana’dan Hradcany’e uzanan yolun güzelliğini bir de tramvaydan seyredin.
Çek Cumhuriyeti Bohemya kristallerinin üretildiği ülke. Çek Cam Müzesi’ni ziyaret edin ve cam üfleyicilerinin çalışmasını izleyin..
Jazz’ı unutmayın. ABD Başkanı Clinton’ın da bir ziyaretinde saksafon çaldığı Reduta Jazz Club’da Swing’in namelerine kendinizi bırakın.
Geleneksel bira evlerinden birinde dünyaca meşhur Çek biralarını test edin. Mesela; Jilska 4 numaradaki U Vejvadu’da.
Bunları yapmayın
Komünizm ya da Ruslar hakkında konuşmayın. Özellikle yeni jenerasyon komünizmi unutma eğiliminde.
Kurları kontrol etmeden döviz bürolarından kron almayın.
Yanınızda pasaport ve çok fazla para taşımayın.
Nasıl gidilir
Yeşil Elma, Prag’ı tanıyan Türkçe’yi iyi bilen rehberleriyle unutulmaz bir tatil geçirmenizi sağlıyor. Detur, Asya Tur gibi belli başlı turizm şirketleri de Prag’a paket programlar düzenliyorlar. Ayrıca Türk Hava Yolları’nın direkt Prag uçuşları 29 Haziran’dan itibaren başlıyor.
|
|