|
|
Tarih tekerrür etmemeli Kanın belleği vardır. "Sırplar, falan filan..." dediler. Kabul ediyorum, bir etnik temizlik yapılıyordu. Ama bir kötülüğe, bir başka kötülükle karşılık verilmemeli. Kötülüğün bedeli ödenir.
Alin Taşçıyan
Kendine özgü sinema dili ve politik tavrıyla Avrupa sinemasının en önemli yaratıcılarından biri sayılan Yunan yönetmen Theo Angelopoulos, İstanbul Film Festivali'nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü'ne değer görüldü. Angelopoulos'un öncelikle Yunanistan ve Balkanlardaki politik sorunlara ve değişimlere değinen filmlerinden dördü 19. Uluslararası İstanbul Film Festivali "Ustalara Saygı" bölümünde gösterildi. Arkadaşımız Alin Taşçıyan Angelopoulos ile, sinema - siyaset ilişkisi ve Balkan ütopyaları üzerine konuştu.
Sık sık Balkanların kültür yoluyla bütünleşebileceğini söylüyorsunuz. Sinema Balkanların bütünleşmesinde etkili olabilir mi?
Sinema bir anlatı, bir düşünce, gerçek insanları tanımaktır. Bu yönüyle sinema müzikten daha önemli bir araç. Sinema, imgeleriyle insanları birleştirir. Sinemanın rolünün bu açıdan önemli olacağını düşünüyorum. Kültür çalışmaları, Balkan ülkeleri arasında gerçek bağlar kurulmasını sağlar.
Kimse burada, Türkiye'de filmlerimi göstererek Yunanistan'ın propagandasını yaptığımı iddia edemez! Eğer Kültür Bakanı buraya gelip bir konuşma yaparsa, bu, hep "ben sana şunu verdim, sen bana bunu verdin" havasındadır. Oysa burada ben veriyorum, siz kabul ediyorsunuz. Ama diplomasi ve bir ülkedeki iklim değişimini biz de yaratamayız.
Sinemacının politikacı üzerinde etkili olabileceğine inanmıyor musunuz?
Sanırım, şimdilik hayır. Yarın belki bir uzlaşma sinemayı daha etkili kılarsa politikacılar da düşünmeye başlar. Bazı bir araya gelişler var. Samos'ta Balkan ülkelerinden gelen temsilcilerle, Balkan Sineması Forumu yapılıyor. Olumlu bir girişim, sonuç verirse daha iyi olur.
Aynı coğrafyada yaşıyoruz. Ama aramızda gerçek sınırlar bulunuyor. Bir de sizin, örneğin "Leyleğin Geciken Adımı"nda değindiğiniz diğer sınırlar var... Sınır nedir, nerededir?
Jean Renoir'ın filmi "La Grande Illusion"da (Harp Esirleri), Jean Gabin, çavuşla konuşurken şöyle der: "Nihayetinde sınır insan icadıdır." Diyeceğim, sınır topraktan önce kafanın içinde. Önce kafada varolan sınırları aşmak gerekir. Böylece coğrafik sınırları aşabiliriz. Elbette bu ütopik bir önerme.
Sınırsız bir dünyaya gerçekten inanıyor musunuz?
Evet.
AB'de sınır kaldı mı?
Sınırları olmayan Avrupa bir düştür. Zengin, daha az zengin ve üçüncü kategoride olan ülkeler var. Demek ki hala sınırlar var! Sonuç olarak birleşmiş Avrupa iyi mi, kötü mü bilemiyorum. Belki evet, belki hayır.
* Türkiye'nin AB'ye doğru attığı adımlar?..
Türkiye'nin AB'ye girmek istemesi iyi. Yunanistan - Türkiye ilişkileri açısından çok hayırlı olur. Elbette tüm önyargıları, her şeyi aşmak gerekir. Ama tarih bir ders olarak işe yaramalı, tekerrürden ibaret kalmamalı. Tarihte işlediğimiz hatalar gelecekte tekrar etmemeli. Bakın, sıradan insanlar sınırları politikacılardan daha çabuk geçiyor. Bir deprem oldu, sınırlar hemen sıradan insanlar tarafından geçiliverdi! İnsanlar zaten sınırı geçmek istiyordu, deprem bir fırsat yarattı. Ama politikacılar sınırları geçerken zorlanıyor. Aşağıda işler daha kolay, yukarıda daha zor.
Yunan ve Türk devletleri arasındaki sorunlar hakkında içtenlikle ne düşünüyorsunuz?
Bu aslında üzerinde konuşamayacağım bir durum. Konuşursam politikacıların mantığına inmiş olurum. Ben tüm sorunun çözümleneceğine inanıyorum. NATO'nun Bosna'ya müdahalesi gündeme geldiğinde Yunanistan'da, Fransa'da her yerde gazeteler müdahaleyi savundu. Ben, "savaşın çözüm getirmeyeceği"ni söyledim. "Göreceksiniz savaş çözülmesi gereken daha çok sorun yaratacak" dedim. Çünkü kanın belleği vardır. "Sırplar, falan filan..." dediler. Kabul ediyorum, bir etnik temizlik yapılıyordu. Ama bir kötülüğe, bir başka kötülükle karşılık verilmemeli. Kötülüğün bedeli ödenir. Ödeyen sıradan insanlar değil mi? Saddam Hüseyin'in hikayesi gibi! Bu bir hatadır, politika değil. Diyalog ötedenberi en iyi çözümdür.
* Kardak krizinde savaşın eşiğinden dönüldü...
Her zaman çözüm bulacak, değişim yaratacak insanlar vardır. Öte yandan, bunu istemeyenler de... Türk ya da Yunan tarafından bir kışkırtma, öngörülemeyen bir dizi olay yaratır; kazanılmış her şeyi yitirmemize yol açabilir. Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunda, politikacılar tarihi misyonlarını iyi anlamalı. Öyle bir yakınlaşma sağlanmalı ki, kimse düzeni bozamasın. Bunu kağıda geçirmek yetmez. Kağıt, kağıttır. Esas olan hayatın kendisidir.
|
|