13 Mayıs 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Savcı baştan savdı

Mumcu zanlısı Abdülhamit Çelik, 2 Nisan 1996'da suikastı aydınlatabilecek ifade verdi. Savcı İrfan Özliyen, "DGM'nin işi değil" diyerek dikkate almadı

NEZİH GÜROL İstanbul


       "Umut Operasyonu"nda gözaltına alınan Abdülhamit Çelik'in "Uğur Mumcu suikastını yıllar önce aydınlatabilecek, Turan Dursun, Çetin Emeç gibi faili meçhullerde önemli ipuçları içeren" ifadesinin, dört yıl önce dikkate alınmadığının belgesini Milliyet ele geçirdi.
       Belgelere göre, Çelik, iki İran rejimi muhalifinin öldürülmesinden sonra gözaltına alındığı emniyette verdiği ifadede, Tevhid ve Selam Grubu'nu anlattı, isimler verdi, Mumcu'nun aracına bombayı koyduğu iddia edilen sakıncalı diplomat Azad'la görüştüğünü kabul etti ve "Türkiye'de anayasal düzeni benimsemediğini, Humeyni rejiminin gerekirse silah zoruyla Türkiye'ye gelmesini istediğini" söyledi. Ancak DGM'de Dursun ve Emeç davalarına bakan Savcı İrfan Özliyen soruşturma evrakının geldiği gün Çelik'in ifadelerine rağmen "anayasal düzenin değiştirilmesinin amaçlanmadığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi. Bir gün içinde DGM'den çıkan soruşturma evrakı ile faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yolunda büyük bir fırsat kaçırıldı.

Cep telefonları Çelik'in

       Milliyet'in ele geçirdiği "Emniyetin DGM'ye gönderdiği soruşturma tahkikatı", "DGM'nin görevsizlik kararı" belgeleri ve Çelik'in ifadelerine göre olay şöyle gelişti:
       * Fatih'te İran rejimi karşıtı "Halkın Mücahitleri" örgütü üyesi Marian Jowkar Javdan ve Ali Panah Moradi, 21 Şubat 1996'da öldürüldü. Olaya karıştığı belirlenen İran doğumlu Reza Berzagar Masoumi 23 Mart 1996'da yakalandı. Eylem sırasında sanıkların kullandığı cep telefonlarının ise halen Mumcu cinayeti zanlısı olarak gözaltında olan Abdülhamit Çelik'e ait olduğu belirlendi. Bunun üzerine aranmaya başlanan Çelik 2 Nisan 1996'da ele geçirildi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, DGM Cumhuriyet Başsavcılığı adına soruşturmayı yürüttü. Gözaltı izni de DGM'den alındı.
       * Çelik poliste verdiği ifadede, şu anda Mumcu suikastıyla ilgisi olduğu bildirilen birçok kişinin ismini verdi. Mehmet Ali Tekin'in sahibi olduğu Tevhid Dergisi'nde çalıştığını belirten Çelik, İran gizli servisi SAVAMA ile irtibatı olduğunu ve İran'da eğitim aldığını ifadesinde anlattı. Çelik, Mumcu'dan Çetin Emeç suikastına kadar birçok faili meçhul cinayete adı karışan İstanbul İran Başkonsolos Yardımcısı Mohsen Karger Azad'la da periyodik olarak görüştüğünü de itiraf etti.
       * Sorguda Çelik'in Azad'ı emniyetteki fotoğraflarından teşhis etmesi üzerine "teşhis tutanağı" hazırlandı.
       * Terörle Mücadele Şube Müdür Vekili Atilla Çınar imzasıyla Çelik hakkında bir soruşturma evrakı hazırlandı. Evrakta, Çelik'in "anayasal düzeni benimsemediği", "laik düzenin yıkılıp yerine teokratik bir düzenin gelmesi için çalıştığı", "İran rejimine sevgi ve sempatisinden dolayı da Savama ajanlarına yardımcı olduğu" ve "Türkiye'deki düzeni sevmediği için de askerlik dahi yapmadığını" söylediği bilgileri de yer aldı.
       * Emniyet soruşturma evrakını 09 Nisan 1996'da DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Evrak DGM'de Çetin Emeç, Turan Dursun ve İran rejimi muhalifi Ali Ekber Gorbani'nin öldürülmesiyle ilgili iddianameleri hazırlayan Savcı İrfan Özliyen'e geldi.

Örgüt ilişkisi yok"

       * Ancak Özliyen, "aynı gün" davanın DGM kapsamına girmediği kararına vararak "Suç yeri itibarıyla" olayı Fatih Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.
       * Özliyen, "Savama tarafından eğitildiğini, İslami rejim için silahlı mücadeleyi benimsediğini açıklayan ve cinayetlerle ilgili önemli isimleri veren" Çelik'e ilişkin görevsizlik kararına yönelik sevk yazısında şu ifadeleri kullandı:
       "Taammüden adam öldürmek suçuna iştirakten sanık Abdülhamit Çelik hakkında düzenlenen soruşturma dosyası sanık ile birlikte, anılan suç 2845 S.K. 9.ncu maddesi uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin görevine girmediğinden ve sanığın ülkemizde faaliyet gösteren, devletin anayasal düzenini değiştirmeyi ve toprak bütünlüğünü bozmayı amaçlayan herhangi bir terör örgütü ile ilişkisinin belirlenemediğinden, suç yeri itibariyle gereğinin takdir ve ifası için gönderilmiştir."
       * Fatih'e gelen olayın soruşturmasını savcı Selim Ulaş yaptı. Hazırladığı fezlekeyle davayı İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Fezlekeye göre savcı İlker Yaşar iddianameyi hazırladı. Savcı Ulvi Sezgin duruşmalarda iddia makamı olarak yer aldı. Üç savcı da, cinayet davası dışında başka bir iddiayı gündeme getirmedi. Görev alan üç savcı da, görevlerini tam yaptıklarını iddia ettiler. Davaya bakan savcı ve yargıçlar, "Biz delillere ulaşsaydık DGM'ye gönderirdik" dediler.
       * Çelik, Ağır Ceza'da yanlızca "taammüden adam öldürme eylemine yardımcı olma" suçundan yargılandı ve "delil yetersizliğinden" beraat etti. Yargıtay da, bu kararı onadı.
       * Sonuçta, Mumcu suikastı ve İran bağlantısına ilişkin önemli bilgiler verdiği ortaya çıkan Çelik'in söyledikleri dava konusu olmazken, faili meçhullerin aydınlatılması için dört yıl önceden verilen büyük ipuçları değerlendirilmedi.


Savcı: DGM'lik olay değildi

       Soruşturma tahkikatı DGM'ye geldiğinde görevsizlik kararı veren savcı İrfan Özliyen, şöyle dedi:
       "Bizim bu davaya bakabilmemiz için örgütün Türkiye'de kurulmuş olması veya Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan örgüt olması lazım. Bu örgüt İranlılar'ın bir örgütünden bahsetiyordu. Bizim Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya çalışan bir örgüt değil, kendi davalarını güdüyorlardı. O nedenle burada karşı görüşte adamları öldürmeleri, TC ile ilgili bir olay değil. Yani DGM'lik bir olay değil, bu nedenle geri göndermiştik. Türkiye'de bir örgütle o tarihte bir bağlantıları yoktu. Bağlantı olsaydı mutlaka el koyardık. Abdülhamit Çelik'in olayla bağını tam olarak hatırlamıyorum."
       Çetin Emeç, Turan Dursun ve İranlı rejim muhalifi Gorbani cinayetleriyle ilgili her konuya açıklık getirdiklerini savunan Özliyen, "Bu cinayetleri İrfan Çağrıcı ve firarda olan bir sanığın işlediğini açık açık yazdık. Olaya karışan İranlılar da diplomatik yollarla ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu cinayetlerde silahları temin eden kişi olarak Mohsen Karger Azad ismini hatırlıyorum" diye konuştu.
       Fezlekeyi hazırlayan ve İSKİ skandalının da savcısı olan Selim Ulaş ise, cinayetin tahkikatını tamamlayıp tüm delilleri topladığını belirterek, "Ben ağır cezalık fezleke hazırlayamam. O yüzden delilleri İstanbul Savcılığı'na gönderdim. DGM'yi ve askeri savcıyı benim uyarmam diye bir şey söz konusu olamaz. Devletin istihbarat birimleri vardır. Bizimle böyle bir iletişimleri olmadı" dedi.

Hukukçular: Kasıt ya da kusur

       Çelik'in davasının DGM'lik unsurlar taşıdığını belirten ceza hukukçusu Prof. Dr. Çetin Özek, Milliyet'e şu değerlendirmeyi yaptı:
       "Sanıkların İran ajanlarıyla içli dışlı olmaları nedeniyle dava DGM kapsamına alınmalıydı. Vazifenin 146'ncı maddeye girecek bir eylemi baştan savma yapması bir disiplin suçu olması gerekir. Savcının, mesleki kastı yoksa, mesleki kusuru olabilir. Dosyanın iyi incelenmemesi, belki de daha evvelden aydınlanacak birkaç cinayetin daha sonra ortaya çıkması demektir. Takdiri bir şey değil. Doğrudan kimse suçlanamaz, ama tahkikat özensiz yapılmıştır."
       SAVAMA tarafından eğitildiğini söyleyen Çelik'e yöneltilmeyen ajanlık suçlamasının Genelkurmay Başkanlığı'nın incelemesiyle yapılabileceğini belirten Özek, "Kişiler tarafından devlete karşı casusluk yapılması çok geniş kapsamlıdır. Onun ne suçları içine aldığını belirleyemeyiz. Ancak ajanlık şüphesi oluşursa, askeri mahkemelerde yargılama yapılabilirdi. İfadelerde ve iddianamede sanıkların irtibat ve ilişkileri şüpheyi gösterebilir" diye konuştu.

Bayraktar: Savcının ihmali var

       Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Bayraktar, savcının, olaydan şüphe duymaması ve dosyayı kapatmasının bir ihmal olduğunu belirterek, eldeki bilgilere dayanarak gerekli mercilerle temasa geçmesi ve araştırma yapması gerektiğini söyledi. Bayraktar, Türkiye'de adli polis olmaması nedeniyle sağlıklı araştırma yapılamadığını sözlerine ekledi.

Tahkikat raporu: Çelik eylemci

       Emniyetin DGM'ye gönderdiği soruşturma tahkikatına göre, Uğur Mumcu suikastı için halen gözaltında olan Abdülhamit Çelik ve Mohsen Karger Azad'ın yasadışı ilişkisi açık. Tahkikat dosyasının son kısmında, Çelik'in, iki İranlı'yı öldürenleri görmediğini ve isimlerini bilmediğini beyan etmesine rağmen bu konuda samimi olmadığı belirtilerek şöyle deniliyor:
       "Eylemi gerçekleştiren tüm şahısları bildiği ve eylem sırasında yalnız telefon vermekle değil, bizzat katılarak iştirak ettiği, aynı zamanda SAVAMA ajanlarına kolaylık sağlayarak eylemin yapılmasına azmettirdiği, suçun icrasını kolaylaştırarak suça iştirak ettiği ve birden fazla şahsın öldürülmesine sebebiyet verdiği kanaatına yapılan tahkikat sonucu varılmıştır.
       Sanık Çelik'in ... İran Başkonsolos Muavini olan ve siyasi yönde görüşmeler yaptığını bildirdiği Mohsen Karger Azad ile de bu eylem konusunda bizzat görüşme yapıp, eylemde kullanılan telefonu eylem için Ali Horasani'ye değil Mohsen Karger Azad'a verdiği kanaatına varılmıştır."

© 2000 Milliyet