|
|
TATE MODERN / Picasso’dan Andy Warhol’a... Londra’daki eski bir elektrik fabrikasından dönüştürülen Tate Modern, yirminci yüzyıl sanatının kalbinin attığı yer olacak
BÜLENT BERKMAN / Londra
Eski bir elektrik fabrikası... Uzun yıllar Londra’nın enerji ihtiyacına katkıda bulunduktan sonra, şimdi sanat dünyasının kalbi olmaya hazırlanıyor. Bu kalbi besleyecek ana damar, plastik sanatların en önemli markası: Tate Gallery.
Aralık ayında, henüz inşa halinde gördüğümüz bu tarihi binanın, nasıl bir modern sanat galerisine dönüşeceği bir çelişki yumağı gibiydi sanki, kafalarımızda. Ancak, mucizeyi gördük. Tate Gallery’nin sanat tarihine damgasını vurmuş çağdaş akımları bir araya getirdiği bölümü olarak perşembe akşamı resmi açılışı yapılan Tate Modern, eski bir binanın içine oturtulmuş avantgarde bir mimariyle zıt kutupların olağanüstü uyumunu gözler önüne seriyor.
Yedi kata yayılan binanın giriş katıyla üçüncü ve beşinci katları yirminci yüzyılın önemli sanat akımlarını temsil eden yapıtların sergilendiği galerileri içeriyor.
Dev bir dişi örümcek
Giriş katında Tate Modern’in başlıca sponsorlarından Unilever için Louise Bourgeois’nın hazırladığı işler yer alıyor. “Unilever Series" adı altında toplanan bu yapıtların “Anne" adını taşıyan ilki, galerinin tam girişinde konukları karşılayan, dev bir dişi örümcek. 1990’lı yıllarda yarattığı bu yapıtında, Bourgeois, aile içi ilişkilerdeki sorumlulukları ve çatışmaları yansıtıyor.
Ardından Bourgeois’nın üç kuleden oluşan “I Do, I Undo and I Redo" (Yapıyorum, Bozuyorum, Yeniden Yapıyorum) adlı yapıtında, aynalar arasındaki yansımalarda kendinizi arıyorsunuz.
Bunlar, hemen Tate Modern’in girişinde yaşadıklarınız. Öteki katlara çıktığınızda, sanatsal bir jungle’da kaybolup gidiyorsunuz. Tematik sınıflandırma işinizi bir yandan kolaylaştırırken, bir yandan da kafanızı biraz daha karıştırıyor.
“Tarih, Bellek, Toplum" üst başlığı altında toplanan bölümde, Dali’den Andy Warhol’a birçok büyük ismin en önemli yapıtlarını bir arada görme, kıyaslama, etkileşimleri gözleme şansını buluyorsunuz. Mondrian’ın değişik renklerdeki kompozisyonları, Andy Warhol’un Marilyn ikilemeleri ve Picasso’nun “Ağlayan Kadın" tablosu bu bölümde yer alıyor.
“Peysaj, Madde, Çevre" konulu bölümde, Pollock’un “Yaz Vakti" adlı tablolarının 9 nolu olanı karşılıyor, sizi. Hemen yanında Matisse’in “Salyangoz" yontusu duruyor. Ve Brankuşi, tabii.
En etkileyici bölüm “Çıplak, Eylem, Beden" başlığı altında toplanan tabloların yer aldığı galeriler, kuşkusuz. Picasso’nun “Üç Dansçı" adlı tablosu, Francis Bacon’un çarpıcı üçlemesi, Giacometti, Modigliani, yine Matisse...
Yeni gerçekçilik
1960’lı yıllar ve yeni gerçekliğin toplandığı “Yaşam Tarzı, Nesne, Gerçek" adlı bölümde Jasper Johns, Tony Craig, Rauchenberg, Oldenburg, David Hockney gibi sanatçılarla buluşmanız mümkün. Ancak her şeyin bir “back - roundöu var. Yeni gerçekçiliğin öncüleri olarak, bu bölümde Braque’ın “Gitar ve Sürahi" adlı 1927 imzalı tablosunu ve yine Picasso’nun 1914 imzalı “Yaşam Tarzı" adlı kolajını görüyorsunuz.
Tate Modern, şu anda dünyanın en önemli çağdaş sanat müzesi durumunda. Açılışını Kraliçe Elizabeth’in yapması da bunun bir göstergesi. Dünyanın dört bir yanından gelen beş yüzü aşkın gazeteci ve sanat yazarının büyülenerek gezdiği bir mekan. İngiliz hükümetinin Milenyum Komisyonu’nca tahsis edilen 50 milyon sterlinle (yaklaşık 50 trilyon TL) binanın bir galeri haline getirilmesi için restorasyona girişilmiş, ancak bütçe yeterli olmayınca sponsorlardan destek istenmiş. Şimdi Milenyum Komisyonu’nun ikinci önemli etkinliği olan Milenyum Köprüsü’nün tamamlanmasına çalışılıyor. Bu köprü, Tate Modern’i Thames üzerinden karşı kıyıya bağlayacak.
|
|