|
|
"Türkiye'de işkence sürüyor" Meclis Komisyonu, Erzurum raporunda, "askı aleti" bulduğu Gaziosmanpaşa Küçükköy Karakolu'nda işkence gördüğünü bildiren bir mahkumun ifadelerine yer verdi
ANKARA Milliyet
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Emniyet Müdürlüğü'nde 1998'de yaptıkları incelemeler sırasında karşılaştıkları işkence ve kötü muamelenin 2000'de yaptıkları inceleme sırasında da sürdüğünü saptadı.
Komisyonda kabul edilen Erzincan raporunda, "hakaret, küfür, kaba dayak, gözleri bağlama, çırılçıplak soyma, falaka, elektrik verme, askıya alma, lastiğe geçirme, soğuk suya tutma ve sırta binme gibi yöntemlerin" kullanıldığı bildirildi.
Çok sayıda tutuklunun İstanbul, Bursa, Çorum, Antalya, Van, Kars, Ağrı ve Samsun gibi illerde değişik yöntemlerle işkence gördüklerine ilişkin ifadelerinin bulunduğu raporda, komisyonun "askı aleti" bulduğu Gaziosmanpaşa Küçükköy Karakolu'nda da işkence gördüğünü bildiren bir mahkumun ifadeleri yer aldı.
Raporda, "Soruşturma ve kovuşturmaları sırasında kötü muamele ve işkence gördükleri iddialarıyla ilgili olarak, bir hükümlü İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköy Karakolu'nda, (araba lastiklerini, uzun sopaları, küçük odaları) mekan tarifleri yaparak yaşadıklarını anlatmıştır" denildi.
Komisyon, Şanlıurfa'da iki yıl önce yapılan incelemelerde cezaevinde ağır işkence görmüş halde bulduğu Suphi Diltaş adlı mahkumla ilgili yaptığı suç duyurusu sonrasında başlatılan davada, polislerin beraat etmesi ve ardından Yargıtay'dan onama kararı çıkmasına ilişkin bilgilerin yer aldığı bir rapor hazırladı.
Komisyon Başkanı Sema Pişkinsüt'ün açıkladığı raporda, Şanlıurfa'da bulunan açık uçlu elektrik kabloları gibi işkence yöntemlerine dikkat çekildi. Pişkinsüt konuyla ilgili sorular üzerine işkencede şehir elektriği kullanılmadığını, bunun için kullanılan aletlerin de polis otolarında taşındığını, gerektiğinde ortaya çıkarıldığını, bu nedenle yakalanamadığını, ancak Komisyonun 1998'de Armutalan karakolunda bir manyetolu telefon bulduğunu anımsattı.
Pişkinsüt emniyet müdürlüklerinde sorgu yapılmasının yasak olmasına karşın ses geçirmez sorgu odaları ve işkence için kullanılan alet ve bu aletlerin kullanıldığına ilişkin izler bulunmasına da dikkati çekti.
Tutuklu'dan işkence dersi
Erzincan Kapalı Cezaevi'nde "Türkiye'de işkencenin kalkması mümkün değil" diyen bir tutuklu ile Pişkinsüt arasında geçen konuşma tutanaklara şöyle yansıdı:
Pişkünsüt: İşkence bitmez diyorsun neden?
Tutuklu: Türkiye'de zihniyet değişmedikten sonra yani o kişinin zihniyeti değişmedikten sonra işkencenin bitmesi mümkün değil. Çünkü ne siz işkenceyi tespit edebiliyorsunuz ne de o kişi iz bırakıyor. Burada işkence yaptılar, falakaya yatırdılar adamı, yerin üzerine tuz döktüler, bunu yaşadım ben, işkence gören adamın üzerine 80 - 90 kiloluk adam bindi, tuzun üzerinde yürüttüler, bir müddet sonra adamın morlukları gitti, siz gelseniz onu da tespit edemezsiniz. Memur kısmı hepsi birbirini destekler, demez ki benim arkadaşım işkence yaptı. Mesela siz İstanbul'da ağaç buldunuz, İstanbul Valisi çıktı, ona, 'şu bu' dedi. Biz bunların hepsini takip ediyoruz. İstanbul Valisi'nin, Emniyet Müdürü'nün görevden alındığını dün akşam alt yazıda okuduk, bilmiyorum öyle şey var mı yok mu? Tabi bunların bitmesi mümkün değil.
İkincisi, siyasilerin de bu işlerin üzerine gitmesi için çok katı ve kararlı olmaları lazım. Onda da sizi siz de onu görmek... Sizde görüyoruz ama diğer uygulayıcılarda onu görmek mümkün değil. Çünkü o işin peşini siz bırakmıyorsunuz. Ama sizin yaptıklarınız da çok şey görmüyor bence. Raporu tanzim ediyorsunuz götürüyorsunuz oraya, orada birkaç kişi o rapor üzerinde çalışma yapıyor. Onun geçerliliği ne kadar oluyor. Onun şeyini size bırakıyorum."
|
|