|
|
Ekonomik Olağanüstü Hal
Bundan 30 yıl önce Siirt bambaşkaymış... O zaman sinema, tiyatro ve müzikli lokantalar varmış...Fabrikalar çalışırmış, taş evler çok güzelmiş ve kadınlar da böyle gizlenmezmiş... Şimdi ise Siirt Ticaret ve Sanayi Odası bu bölgede, “ekonomik olağanüstü hal" ilan edilmesini istiyor.
Eruh’un kuruluş tarihi kesin olarak bilinmiyor ama M.Ö. 1000 yıllarından itibaren Urartu, Med, Pers, Selçuk ve İslam imparatorluklarının egemenliği altında kalmış, Yavuz Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmış. Siirt ile Şırnak’ı birbirine bağlayan karayolunun üzerinde. Yolda kontrol noktaları var ve hava karardıktan sonra geçmek yasak. PKK terörü 15 Ağustos 1984’te ilk kez burada başlamış. Meydanda ilk şehitin anısına bir saat kulesi yapılmış. Bu yörede hemen hemen her ilçede bir saat kulesi var zaten.
Kaymakam Cemil Özgür Öneği ile birlikte İnternet Cafe’yi, kilim atölyelerini, Kütüphane’yi, kadın kuaförünü geziyoruz. Kitaplığa çocuklar doldurulmuş, bir tanesi “Sabahtan beri sizi bekliyoruz abey" diyor Aydın Engin’e. Önünde 1945 yılının bir gazete koleksiyonu var. Kuaförde kızlar hazırlanmış bizi bekliyor.
Paris’e geri dönmek
Yol üzerinde gezdiğimiz Paris köyünde, -ki adı Üzümlü köyü diye değiştirilmiş ama herkes hala Paris diyor- konuştuğumuz kişiler, mesela Şükriye Toprak ile Selahattin Kayalı bir an önce bu güzelim yere geri dönmek istiyorlar. O yeni yapılmış prefabrik tarzı yerlerde yaşamak istemiyorlar. Ancak 15 yıldır harabeye dönmüş köylerinde nasıl oturacaklar?
Eğitim Gönüllüleri Vakfı İngilizce ve bilgisayar kursları açmış... 60 öğrenci var. Kaymakamlığın açtığı dikiş atölyesi ve kilim tezgahları da genç kızlarla dopdolu. Devletin iş yerinde çalışan kızların sigortası da yok...
Tillo’da Hz. İbrahim Hakkı
Sırada Tillo var. Buranın da adı değişmiş, Aydınlar olmuş. Ama yine de herkes Tillo diyor!... Burada yüzümüz gülüyor, nihayet tarihi eserler görüyor, birkaç eski ev gezebiliyoruz. Tillo, Güneydoğu’nun tarihi değer açısından Harran ve Hasankeyf ile birlikte en özellikli ilçelerinden biri... Gezimizin en gerçek, en hoş olayına tanık oluyoruz. Tasavvuf ve edebiyatta, psikoloji ve sosyolojide, tıp ve astronomide önemli buluşlar yapan düşünür İbrahim Hakkı’nın bazı eserleri bir müze-ev’de korunmuş.
Antarktika’nın keşfi
İbrahim Hakkı’nın yedinci göbek torunları, -insanın içini ısıtan aydınlık din adamları- Sadettin Toprak ve Bedrettin Aydın Hocaefendiler, hiçbir maddiyat düşünmeden bu evi korumuşlar ve dileyenlere gösteriyorlar. Evde İbrahim Hakkı’nın ünlü eseri Marifetname’nin orijinalini görüyoruz. Bu kitapta bir dünya haritası ve yer küreyi kutuplardan gösteren bir harita bulunuyor. Haritada Antarktika için “Arazi i Cenube Meçhule" deniyor ve Antarktika bu haritadan yüz yıl sonra keşfediliyor.
Sandukayı aydınlatan ışık
Tillo’daki kale adındaki tepeye çıktığımızda enfes bir manzarayla karşılaşıyoruz. Bu tepede İbrahim Hakkı tarafından yapılmış bir taş duvar var. Her yıl gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart gününde, güneşin ilk ışınları duvardaki pencereden geçiyor, türbe kulesinin penceresine vurarak kırılıyor ve İbrahim Hakkı’nın hocası Şeyh İsmail Fakirullah’ın türbesinin penceresinden içeri girerek sandukanın baş tarafını aydınlatıyor. Eskiden insanlar akın akın bu birkaç saniyelik olayı görmek için türbeyi doldururmuş ama ne yazık ki 1963’deki restorasyon sırasında bu durum bozulmuş... 1703 yılında Erzurum’da doğan ama Tillo’da yaşayıp ölen İbrahim Hakkı’nın kenti Tillo’yu görmenizi öneririm.
Terkedilmiş çiftlikler
Son durak Kurtalan. Tamamen kaymakamlık imkanları ile kök boya atölyesi, kilim ve konfeksiyon atölyeleri, halı saha, tenis kortu, saat kulesi, yarı olimpik yüzme havuzu yapılmış, bu havuzda kadınlar için belirli saatler ayrılacakmış. Bir de fitness center var inşaatı süren.
Yol boyunca çiftlikler görüyoruz, terkedilmiş, harabeye dönmüş... Bir bölümü devletten “teşvik" alıp, paraları yemiş bir bölümü iflas etmiş.
Medeniyete yani Batı’ya uçmak için Batman’a doğru yol alıyoruz. Uçağımız Siirt’e inemeyip Batman’a dönmüştü. Siirtliler ise bu duruma çok kızıyorlar. “Uçak pistten çıkana kadan uçaklar iniyordu, şimdi ikide bir Batman’a iniyor Siirt uçakları. Biz cezalı mıyız?" diyorlar.
-BİTTİ-
Boyut değiştiren çıplaklık
32 kişi, 32 düşünen insan, kimlik kağıdı için fotoğraf çektirir gibi durdular ve o fotoğrafları çektirdiler. Erkeklerde “cesaret" diye yorumlanacak bir tavır yoktu, çünkü onlar zaten her zaman böyle gezebilirler. Çünkü onların memeleri yok, yani onların bir estetik kaygısı yok. Yani kimse bu erkeklere, “Bunu 30 yıl önce düşünecektin anam, şimdi meşhur olma şansın yok" gibi maganda cümleler sarfetmiyor. Evet, basınımızın “hırt ve maganda bölüm"ü yine kimseyi şaşırtmadı ve kadınları yaşlarına, güzelliklerine göre sınıflayıp, aşağılamaya çalıştı. E tabii sadece silikon dudakları ve memeleri ya da güzel vücutları ile ünlü olan genç ve güzel “sanatçılar"ımız da ne kadar hırt, cahil ve sığ olduklarını ortaya koymakta gecikmediler. “Fotoğraflar hiç estetik değilmiş"...Sadece bunun üzerinde durdular. Düşünce yoksunu zavallılar...
Yani diyeceğim o ki, bu olayda bir farklılık, bir başkaldırı, bir yüreklilik varsa, Seda Güler’in de dediği gibi sadece estetik olarak gündeme gelen kadınlara aitti bunlar.
O kadınlar bunu iyi ki yaptılar. Çıplaklığı bir başka boyuta taşıdılar. Ben o, “soyunarak ünlenen", sadece meme, popo ve gençlikleriyle var olan o güzel kızlar yerinde olsam biraz düşünürdüm yapılanı.
“Ah be güzelim, 30 yıl önce soyunsaydın iş yapardın, iş işten geçmiş" tarzında yazılar yazan magandalara ise bir sözüm yok. Onlar yıllardır hep aynı. Başka bir şey yapsalar şaşırtırlardı beni.
Sağduyu sahibi basına ise bir sitemim var, İnci Asena 34 yıl önce Milliyet’in yarışmasında Türkiye güzeli seçilmiş, hemen sonra bunu unutmuş, unutturmuş. Onun altı tane kitabı var, o bir edebiyatçı ve yayıncı. Meslek kısmına bunu yazmaları gerekirdi.
Sözlü medyada izleyebildiğim Kanal D, ATV ve Star’a ise bir vatandaş olarak teşekkür ediyorum. Olayı anladıkları ve anladıkları gibi verdikleri için.
“Burası Türkiye, yok öyle" değil artık. Evet burası Türkiye ve sıradışı, yürekli insanlar sayesinde, farklılıklar, yeni renkler, değişimler yaşayabileceğiz. 32 büst arasında yer alan yürekli kadınları kutluyorum.
Yazara E-Posta: d.asena@milliyet.com.tr
|
|