|
|
Fazilet'in 14 Mayıs şöleni
FP'nin birinci olağan kurultayı için seçtiği 14 Mayıs'ın çok partili siyasal yaşamımızda anlamlı bir yeri var; Demokrat Parti'nin "Yeter söz milletindir" diye başlattığı iktidar yürüyüşü o tarihte "mutlu son"a ulaşmıştı.
DP geleneğinin 1960 sonrasındaki devamı Adalet Partisi oldu. Demirel'li yıllar 12 Eylül askeri döneminde kesintiye uğrayınca, 1983'te merkez sağı toparlama misyonunu Özal yüklendi.
1990'lar ise merkez sağın bölündüğü, buna karşılık "adil düzen" söylemiyle İslamcı partinin güçlenerek Erbakan liderliğinde hükümetin büyük ortağı olduğu, Refahyol'un 28 Şubat süreciyle son bulduğu çalkantılarla geçti.
14 Mayıs 2000'de bu kez Refah'ın yerini alan Fazilet, 50 yıl önceki Demokrat Parti özlemiyle yola çıkıyor.
Değişimin bayraktarlığını yapan Abdullah Gül de, 1950 doğumlu bir politikacı. Kongreye 24 saat kala gazete ilanlarında "söz veriyoruz" diyerek partisini iktidara hazırlayacağını söyleyen yenilikçi liderin, yanına Bülent Arınç'ı ve Abdüllatif Şener'i alarak fotoğraf çektirmesi bile "itaatçı" zihniyete karşı "kadro" hareketinin sonucudur.
Gül'e karşı inanılmaz bir direnç var.
Fazilet'teki iktidar kavgası, İran'da Hatemi yanlısı reformcuların, mollalara karşı biraz daha özgürlük ve demokrasi uğruna verdikleri seçim mücadelesini çağrıştırıyor.
Erbakan Hoca, Gül'ü soldurmak için herşeyi yapıyor.
İlginçtir. Benzer manzarayı, Refah Partisi'nin Ekim 1996'da iktidarda yaptığı 5'inci kongrede de görmüştük.
Hoca o zaman başbakandı; partinin ateşli delegasyonu Tayyip Erdoğan'ı kongre başkanı seçmişti.
Erdoğan'ın kürsüden yaptığı "kutlu doğum" konuşmasını dün gibi anımsıyoruz:
"Çoğu gitti azı kaldı. Ferhat ile Şirin misali dağları dele dele geliyoruz. Karanlık güçlere sesleniyorum, ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın..."
Tayyip Erdoğan, Refah'ın kapatılma süresinde bu söylemini iyice sertleştirip, "Camiler kışlamız, minareler süngümüz olacak" deyince mahkeme kararıyla siyasetten koparıldı.
Refah'ın son kongresinin iki karizmatik ismi Erbakan ve Tayyip Erdoğan günümüzün yasaklıları.
3,5 yıl önceki notlarımıza bakıyoruz.
"Erbakan bu partiyi zor zapteder" demişiz.
Üslubu daha ılımlı, güleryüzlü genç bir aday. Aslında Kutan'la değil, Balgat'taki Hoca'yla yarışarak Fazilet'i serüvenci olmayan bir geleceğe taşımaya hazırlanıyor. Üstelik, "Yasaklara hayır" diyerek, Erbakan ve Erdoğan'ın da hukukunu savunarak...
14 Mayıs'ın Fazilet açısından gerçekten bir anlamı varsa, partiyi merkeze çekecek yeni bir liderlikle değişimin önü açılmalıdır.
FP'de ilk kez demokratik yarışla genel başkan seçiliyor.
Kongrenin kavgacı, intikamcı duygulardan arınmış şölen havası içinde geçmesini diliyoruz.
Bu kitle artık "kapatılmış partiler müzesi"nde hayalet gibi dolaşmaktan usandı; canlanıp, toparlanmak istiyor.
Gül ve arkadaşları partinin son şansıdır!
Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr
|
|