17 Mayıs 2000 Çarşamba 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Emniyet: Topyekun savaş başladı

Haber Merkezi


       Uğur Mumcu suikastının aydınlatılmasıyla başlayıp Prof. Ahmet Taner Kışlalı'nın katil zanlılarının yakalanmasıyla süren operasyon genişleyerek sürüyor.
       Emniyet çevreleri daha yolun başında olduklarını söyleyip ekliyorlar:
       "Yakında topyekun bir savaş başlatılacak. Sadece katilleri ve piyonları değil, onların arkasındaki güçleri de somut kanıtlarla gözönüne sereceğiz."
       Üst düzey bir yetkiliye göre bu topyekun savaş, "irtica"ya karşı yürütülmüyor:
       "Şu ana kadar yakalananlar şeriatçılar olabilir. Bunlar, bu işlere hakikaten Türkiye'ye şeriat düzeni getirmek için bulaşmış olabilirler. Ama zamanla hepsi profesyonel birer taşeron haline gelmiş."
       Polis, bütün bu süreç içerisinde Sincan'daki Kudüs Günü'nün bir dönüm noktası olduğunu ve bu olay nedeniyle mahkum edilen Tevhid - Selam grubunun önde gelen isimlerinden Nurettin Şirin'in ise esas "kilit isim" olduğunu düşünüyor.
       Bir başka yetkili de, olayların ardında yalnızca İran'ın bulunmadığını, Türkiye'nin istikrarsızlığını isteyen bir "iç ve dış güçler bloğu" bulunduğunu ileri sürüyor.
       "İran, Avrasya'da kimlerle işbirliği yapıyor; onlara bakmalı" diyen aynı yetkili bir başka noktaya da dikkat çekiyor:
       "Aslında tek bir İran da yok. Bu işleri yürüten odaklara İran'da muhalif odaklar var. Bunlarla çıkarlarımız bir yerde kesişiyor. Zaten bir işbirliği imkanı olur mu, bunlara da bakıyoruz."

Bürokrasi ve medyaya takip

       Devlet, daha önce de PKK'ya karşı "topyekun savaş" stratejisi yürütmüş ve buna uygun olarak bölücü örgütle ilişkisi olan veya olduğundan kuşkulanılan kişi ve çevreler hem yasal, hem yasadışı yollar kullanılarak etkisizleştirilmişti.
       Soruşturmayı yürütenler, bugün, tamamen yasalar çerçevesinde birtakım uygulamalara gideceklerini iddia ediyorlar. Bu amaçla, Türkiye'ye karşı düzenlendiğini düşündükleri bu "büyük komplo" ile doğrudan veya dolaylı ilişki içinde olduğundan kuşkulandıkları kişi ve çevreler hakkında yoğun bir şekilde delil topluyorlar.
       Bu deliller olgunlaştıkça bürokrasi, siyaset ve medya içindeki "işbirlikçiler"i deşifre edeceklerini söylüyorlar.
       Soruşturmanın en önemli ayağını, neden olayların daha önce aydınlatılamadığı veya aydınlatılmadığı oluşturuyor. Geçmişte kasıt veya ihmal nedeniyle olayların aydınlanmamasına katkıda bulunan bürokratlar hakkında çok ciddi deliller toplandığı öne sürülüyor. Hatta bu soruşturmaların ucunun bir şekilde Susurluk'a çıkacağı tahminleri yapılıyor.


© 2000 Milliyet