|
|
Bağdat Caddesi'ne kameralı gözetim için pamuk eller cebe İlk bağışı ben yaptım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce Trafik Haftası'nda verilen 500 milyon liralık ödülü, Kadıköy Belediyesi'ne bağışladım
Bağdat Caddesi'nde 2 gencin ölümüyle sonuçlanan trafik cinayeti, Kadıköy ilçesinde bu tür trafik trajedilerinin bir daha yaşanmamasına yönelik bir sivil örgütlenmenin de temellerinin atılmasına neden oldu.
Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk öncülüğünde önceki akşam düzenlenen toplantıya, kazada yaşamını yitiren Selin ve Erdem'in ailelerinin yanısıra sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, bazı akademisyenler ve en önemlisi de artık bu konuya sahip çıkmak isteyen Kadıköylüler katıldı.
Başkan Selami Öztürk, Bağdat Caddesi'nde sinyalizasyondan tırtıklara kadar gerekli tüm altyapı önlemlerinin alındığını, bir süre sonra da caddeye kamera ve radarların yerleştirileceğini müjdeledi.
Benim asıl vurgulamak istediğim de işin bu kameralı denetim yönü. Çevre illerden gençlerin bile hafta sonu sırf hız zevklerini tatmin etmek için Bağdat Caddesi'ne geldiği artık sır değil. Bu durumda Kadıköylülerin sivil inisiyatif adına attıkları bu adım ve Kadıköy Belediyesi'nin soruna sahip çıkması kuşkusuz çok anlamlı ve umarız gerisi gelir.
Sivil - kamu işbirliği
Kadıköylülere bu ilk adımı daha da somutlaştıracak bir önerim var; Bağdat Caddesi'ne yerleştirilecek kameraların parasının bir bölümü, Bağdat Caddesi sakinleri tarafından karşılansın. Tüm dikkatler Bağdat Caddesi'ndeki trafik cinayeti üzerine çekilmişken ve Selami Öztürk'ün de konuşmasında belirttiği gibi Emniyet'in bu kameralar için kaynak ayırması mümkün değilken, neden çevre sakinleri çocuklarının trafiğe kurban gitmemesi için ellerini ceplerine atmasınlar?
Sabancı Üniversitesi'nin Kurtköy'deki kampüsünde Trafikte Ortak Akıl Platformu TRAP olarak önceki hafta sonu gerçekleştirdiğimiz toplantıda bu fikri ben ortaya attım. Çünkü günümüzde artık sivil - kamu işbirliği olmadan, kamudan dilediğimiz hizmeti beklememiz haksızlık olur. Hele hükümetin enflasyonla mücadele programı varken ve kamunun zaten sınırlı olan kaynakları bu nedenle daha da kısıtlanmışken, üstelik yöre halkı Türkiye ortalamasına göre fevkalade varlıklı olduğu Bağdat Caddesi gibi bir örnek önümüzdeyken...
Selami Öztürk ne diyor?
Zaten TRAP toplantımızın hemen ertesinde Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ü arayarak önerimi kendisine de iletmiştim. Başkan da "Biz Kadıköy Belediyesi olarak bu kameraları koyacağız. Şu anda çeşitli yerlerden fiyat alıyoruz. Halktan para istemeye gerek yok. Paranın eksik kalan bölümü olursa, onu da kamu kuruluşlarından sağlarız" demişti. O telefon konuşmamızda Öztürk'ü paranın eksik kalan kısmı için kamu yerine yöre halkına başvurmaya ikna edemedim. Belki Belediye Başkanı koltuğunda oturan kişi olarak rutin düşündüğünüzde yöre halkından bir şey talep etmek yerine hizmet götürmek fikri galebe çalıyordur. Ama yanlış.
Kameralar, sivil - yerel - kamu üçgeninin ortak katkılarıyla alınmalı. Tüm Türkiye'nin dikkatini çeken trafik cinayeti, tüm Türkiye'ye örnek olacak ve tıkanmış bazı sorunları çözebilecek 21. yüzyılın modern işbirliği yöntemini kısa yoldan gözler önüne sermeli.
Ben bu yolda ilk adımı attım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce Trafik Haftası'nda trafiğe katkılarımdan dolayı bana verilen 500 milyon liralık ödülü, Kadıköy Belediyesi'ne bağlı Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı'nın Ziraat Bankası Hasanpaşa Şubesi'ndeki 51823 numaralı hesabına Bağdat Caddesi'ne gözetim kamerası alınması kaydıyla geçen hafta başında bağışladım.
Evlatlarını trafik cinayetine kurban veren 2 ailenin sivil - kamu işbirliğinin takipçisi olacaklarından kuşkum yok.
Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr
|
|