20 Mayıs 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Sessiz güzel

İşitme Engelliler Dünya Güzeli Candan Ender, klipte oynadı ama mankenliğe sıcak bakmıyor

AYKUT AYKANAT


mag03.jpg        Türkiye'de yapılan güzellik yarışmalarında tescillenen isimlerden sadece biri o... Katıldığı yarışmada kazandığı birincilik onu ne podyumlara ne de diğer setlere sürükledi. Etiler'de gece yaşamı, sansasyonel aşklar ve kabarık cüzdanlar... Hiçbiri onun yaşamında yer almadı. O, 1993 Dünya İşitme Engelliler Güzellik Yarışması'nda ülkemize birincilik kazandıran Candan Ender.
       1977'de İstanbul'da doğan Ender, doğuştan sağır ve dilsiz. Fatih İşitme Engelliler Okulu'nu bitirdikten sonra ailesiyle yaşamaya başlayan Ender, 1993'te Pera Palas'ta düzenlenen güzellik yarışmasına katılmaya karar verdi. Yarışmada birinci olan Ender, tek bir istisna dışında tescillenmiş diğer güzellerimiz gibi davranmadı. Ender'in yaşadığı bu tek istisna, şarkıcı İbrahim Hazar'ın klibinde rol alması oldu.
       Hazar, klibinde sağır ve dilsiz bir kadını oynatma isteğini İşitme Engelliler Federasyonu'na bildirmesinin üzerine Ender'i öneren federasyon, onun kamera karşısına geçmesinde etken oldu. Sorularımızı okuyup yazarak yanıtlayan Ender, önce senaryoyu okuduğunu belirterek, düşüncelerini kağıda şöyle aktardı:
       "Klipte sağır ve dilsiz genç bir kızı oynayacağımı öğrenmem, çekime olumlu yaklaşmamı sağladı."

       Mankenlik yapmam
       Ender, yarışmadan sonra podyuma çıkma konusunda teklif aldığını fakat hiç düşünmeden bunları reddettiğini belirtti. Mankenlerin yaşam tarzını dejenere bulduğunu vurgulayan Ender, düşüncelerini şöyle aktardı:
       "Hiçbir zaman manken olmayı düşünmedim. Çünkü televizyon ve gazetelerde mankenlerin yaşam biçimini görmek mümkün. Ne söylediklerini duymamamın bir önemi yok. Gördüklerim, onların yaşadıklarını daha doğru bir ifadeyle, yaşamak zorunda olduklarını, açıkça sergiliyor. Öyle bir hayat istemem."


© 2000 Milliyet