|
|
Kopyalan ve genç kal Yıllardır ölümsüzlüğün sırrını çözmeye çalışan bilimadamları kopyalama yöntemi ile yaşlılığın önlenebileceğini ortaya çıkardı
Çeviri: ASLI KAYABAL
İnsanoğlu 3. bin yılda ölümsüzlüğün sırrını bulacak mı? Kopyalama yöntemi ile hücreleri gençleştirmek mümkün. İtalyan Panorama dergisinde yer alan habere göre ABD’li bilimadamları yedi buzağıyı kopyalayarak yaşlanmayı frenlemenin mümkün olduğunu kanıtladı.
Bilimadamlarının çalışmaları sonucunda kromozomun bitiminde konumlanan DNA porsiyonlarının hücrelerin yaşlanmasını önlediği ortaya çıktı. DNA dilimleri kromozomu hücre bölünmesi sürecinde koruyorlar. Ama hücre bir kez çoğalmaya başladıktan sonra yaşlanmanın ve onun doğal bir sonucu olan ölümün önüne geçmek mümkün değil.
Yaşam süresi uzuyor
Peki, daha uzun yaşamak için ne yapmalı? Los Angeles’daki Irwine Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Michael Rose, 20 yıldır yaşlanma süreci üzerine araştırmalar yapıyor. “Yaşlılığı genler kontrol ediyor. Bütün genleri tanıdığımızda yaşlılığı da önlemek mümkün" diyen Rose ekliyor: “İki bin yılı sona ererken ölümsüzlükten söz edilebilir. Bugün 30 yaşın altında olanlar ölümsüzlük olgusuyla ilgili bilimsel gelişmelerden yararlanabilir. Ama 40 yaşın üzerindekilerin şansı yok." Geçtiğimiz yüzyılın başında bir Amerikalı ortalama 47 yıl, bir İtalyan 40 yıl yaşıyordu. Oysa günümüzde bir ABD’linin ortalama yaşam süresi 76, bir İtalya’nınki ise kadında 81 erkekte 75 yıl.
Gençleştiren protein
Bilim yeni hücre üreten ve gençleştiren sistemi devreye sokarsa durum ne olur? Hücreler 20-100 kere bölünüyor, ardından ölüyorlar. Bu bölünme sürecinde kalıtsal özellikleri aktaran DNA parçacıkları da ölüyor. 15 yıl önce Berkeley Üniversitesi araştırmacıları yaşlanan hücreleri gençleştiren bir protein buldu. Bu protein “telomeras" olarak adlandırıldı. Teksas Üniversitesi araştırmacıları 1.5 yıl önce bu proteini insan hücresine zerketti. Bu girişimin en çarpıcı sonucunu Geron delegasyonundan Ron Eastman açıkladı, “Bu koşulda sonsuz hücre üretimi, dolayısıyla ölümsüzlüğe kavuşmak mümkün."
1909
Karl Landsteiner kan gruplarını sınıfladı. Daha güvenilir kan nakli yapıldı.
Paul Ehrlich ilk kemoterapik antisifillideyi keşfetti.
1922
Frederick Banting ve Charles Best şeker hastalığının tedavisinde kullanılmak üzere hayvan embriyosu pankreasından ensülini ayrıştırdı.
1929
Alexander Fleming ilk antibiyotik penisilini keşfetti. Ancak penisilinin enfeksiyona karşı etkili olduğu ancak 1942’de kanıtlandı.
1937
Pasteur Enstitüsü’nde ilk sulfamidis sulfadiazin keşfedildi. Bu ilaç menenjit tedavisinde olumlu sonuç verdi.
1942
ABD’li Selman Waksman verem tedavisinde kullanılan streptomisini tanıttı.
1943
George Papanicolaou rahim boyu kanserini önlemek için başvurulan paptesti ortaya koydu.
1955
Poliomielite karşı aşı kampanyaları başladı.İki yıl sonra Albert Sabin’in keşfi ağızdan aşı uygulanmaya başladı.
1963
Valium ilk kez kullanıldı.
1977
Anemiye neden olan ilk hastalıklı gen kopyalandı.
1981
San Francisco’da yeni bir hastalık olan Aids kayıtlara geçti. İki yıl sonra Luc Montagnier Aids’e neden olan HİV virüsünü
keşfetti.
1982
William de Vries, ilk kalıcı yapay kalp naklini gerçekleştirdi.
1989
Lap Tsui ve Francis Collins yedi numaralı kromozom üzerinde kistik fibroza neden olan geni saptadı.
1992
İlk transgenik domuzlar üretildi.
1996
Kopyalanmış ilk koyun Dolly Edinburg Roslin Enstitüsü’nde doğdu.
1998
Yaşamsal hücrelerin intiharını önleyen survivin proteini keşfedildi. Bu protein daha sonra tümörlerin ve Alzheimer’in tedavisinde kullanıldı.
1999
Hücrelerin yaşamı ve ölümü üzerinde etkili shca geni keşfedildi.
2000
Advanced
Cell Technologies laboratuvarında hücreleri gençleştirilen
altı buzağı kopyalandı.
|
|