|
|
Tarım Birlikleri de "kurula" havale edilmemeli... Siyaset Kürsüsü
Ufuk Söylemez DYP Milletvekili
ÜLKEMİZDE 1937 yılından bu yana 300'ü aşkın kooperatifte 23 ürünü kapsayan ve 773.196 tarım üreticisi ortağı ile 54 ilde, 16 birlik ve 13 genel müdürlük halinde faaliyetlerini sürdüren Tarım Satış Kooperatifi ve Birlikleri'nin mali - idari ve hukuki yönlerden bazı düzenlemelere ihtiyacının bulunduğu konusunda genel bir görüş birliği vardır.
700.000'i aşkın çiftçi ortağın ürünlerinin değerlendirilmesi, ihraç edilebilmesi, üretim fazlasının stoklanabilmesi, ucuz girdi sağlanması ve iç ve dış fiyat istikrarının sağlanması gibi önemli fonksiyonları olan Tarım Satış Kooperatifi ve Birlikleri'nin işleyiş ve organizasyonunun sağlıklı bir biçimde düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu aşamada IMF ile yapılan stand - by anlaşması kapsamında da Mart 2000 sonuna kadar çıkarılacağı taahhüt edilen "Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Kanun" tasarısı iki aylık bir gecikmeyle geçen hafta, TBMM komisyonlarında görüşülmeye başlandı.
Ne var ki, çerçeve bir kanun niteliğinde olan bu tasarı; bu haliyle, Tarım Birlikleri'nin yeni yapısı ve işleyişi konusunda önemli ölçüde belirsizlik ve boşluklar barındırıyor.
Geçmiş yıllarda takatlerinin üzerinde miktarlarda, üstelik ticari faizlerle borçlanarak, hesapsız destekleme alımlarına, anlamsız sanayi yatırımlarına ve aşırı istihdama zorlanan birliklerin, piyasa koşullarında faaliyet göstermesi amacıyla destekleme alımları yapması ilk kez 1994 yılında kaldırılmıştı.
5 Nisan kararları kapsamında üç ürün dışında (şekerpancarı, hububat ve tütün) birliklerin destekleme alımları kaldırılmış ve piyasa koşullarında çalışabilmelerini sağlamak için, bir yıl vadeli, % 50 basit faizli DFİF'den kredi kullanmaları uygulamaları başlatılmıştı.
1994 - 1997 DYP hükümetleri döneminde başarıyla uygulanan bu yeni sistemde; kredilerin geri dönüşlerinde ciddi sorunlar yaşamayan birlikler, 1997 - 2000 yılları arasında uygulanan hatalı makro ekonomik politikalar sonucunda borçlarını geri ödeyememeye başladı ve ellerindeki ürün stoklarının değeri ise yaklaşık 400 trilyon TL'ye yükseldi.
Yasa tasarısı bu haliyle; birliklerin fonksiyonlarını ve geleceklerinin ne olacağı, birikmiş sorunlarının nasıl çözüleceğine yönelik olarak birçok soruya açıklık getirmekten uzak olmakla birlikte, özellikle tasarıda yer alan bir maddeye dikkat çekmek isterim.
Söz konusu maddeyle, birliklerin "Yeniden Yapılandırma Kurulu" adı altında yeni bir bürokratik kurula havale edilmek istendiği görülmektedir. 7 kişiden oluşması öngörülen bu kurulun, 6 üyesinin kamu temsilcilerinden kamuyu temsilen ve sadece bir üyesinin ise birlikleri ve üreticileri temsilen atanmasının öngörüldüğü bu madde, birliklerin "özerkleşme ve demokratikleşme" anlayışına aykırıdır.
Hükümet güdümünde, birliklerin gerçek sahipleri olan üreticileri devre dışı bırakan ve adeta vesayet altında bir yapıyı amaçlayan bu düzenleme ile mevcut bürokratik kurullara bir yenisi daha eklenmiş oluyor.
Bugünkü siyasal iktidar, her sorunu ve sektörü "tarafsız, özerk ve ihtisas sahibi" olmayan; TBMM tarafından seçilmeyip, TBMM'ye hesap vermeyen ve bürokrat ve teknokratlardan oluşan kurullara havale etme eğiliminde görülüyor. Ülkeyi bu Platoncu devlet anlayışı geleneği ile yani "kurulokrasi" ile yönetebilmenin, çözüm üretebilmenin güçlükleri ise ortadadır.
Gelin hiç olmazsa Türk tarımını bu "bürokratik kurullara" havale etmeyelim. Tarım Birlikleri'ni piyasa koşullarında kendi ayakları üzerinde durabilen özerk ve demokratik bir statüye kavuşturalım.
|
|