|
|
Efes'teki virüs Bilgin Gökberk
Önce çok eski dost Fatih Terim'e bir cümle: Kopenhag'a da geldik. Peşinden her yere geldiğimiz gibi. Bir türlü sevinç fotoğraflarının, galibiyet sohbetlerinin paraziti olamıyorum. Onun için de seni göremiyorum. "Şimde etrafın kalabalık. Kötü günde, yenildiğin zaman ortaya çıkıp görüşürüz hocam" demiştik. Bu gidişle görüşemeyeceğiz. Seni, ben de seviyorum...
Mulaomerovic. Hesapta play - maker. Ama ona taktığım isimle bilgisiyar virüsü veya Efes'in virüsü, o bir play - hacker. Yapabileceğinin fazlasını hayal edip, yapacaklarını yapamıyor. Çünkü sinirli. Gelecek sezon gidebileceğini hissedecek kadar da basketbol bilgisine sahip. Ve tabii stresli. Arkamdaki 1936 doğumlu Batur abi, ben de oynarım diyor bunun kadar. Oynamasam da oynatırım. Ergin de sinirli. Biliyor ki, bu serinin devamında Mulaomerovic olmadan hiç olmaz. Ama onunla da olmuyor.
Ergin öncesi dönemde dışlanan Hüseyin, Efes'i domine eden oyuncuydu. 25 sayı, 13 ribaunt. Tofaş'ın üç yabancısı doğru seçim olduklarını yine gösterdiler. Ve tabii Hagi'nin basketboldaki temsilcisi Rivers.
Kısa keselim. Rivers, Efes'te olsa Efes kazanabilirdi. Mula ise Tofaş'ta olsaydı, Tofaş yüzde 100 kaybederdi.
FIBA'nın tek takım kararı herkesi germiş. Bench, oyuncular ve yöneticiler. Onlar da germeye devam ediyorlar. Bu bir final. Seri devam ediyor. Bir tane birinci çıkacak. Hislerinizi kontrol edemiyorsanız, bu işi yapmayın. Başkaları yapar. Hepiniz profesyonelsiniz. Önce kendi tadımızı, sonra bizimkini kaçırıyorsunuz. Bu maçlar sizler için değil, bizler oynanıyor. Finalin tadını hep beraber çıkaralım.
|
|
|